Ekmek mi Pasta mı
Hepiniz bilirsiniz ya da okumuşsunuzdur veya birinden illaki duymuşsunuzdur. Fransa Kraliçesi Marie Antuanet halkı için o meşhur lafı etmiştir ''Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler.'' Biz de amatör tarih araştırmacısı olarak ve Sevgili Tarih Hocamız ''Sami Biberoğlu'nun'' da affına sığınarak arşivlere girdik ve bu işin aslının astarının ne olduğunu araştıralım dedik, karşımıza ilginç bilgiler çıktı. Tabi bu ilginç bilgileri de sizlerle paylaşmazsak ortadan çatım çatım çatlarız. Çatlamamak için paylaşıyoruz.
Marie Antuanet denen kadın yani kraliçe durmadan pasta mı yiyordu zzzzzttt Şanzelize Sarayında? Arşivlere girdiğimiz zaman Şanzelize Sarayının Pastacı Başı Jak Pastörlie diye bir adamın varlığına ulaşıyoruz. Bu adamın kendi dükkanı varken, bir gün Paris'te gezintiye çıkan kraliçe Marie Antuanet bu pastacının dükkanına giriyor tesadüf eseri. Jak kraliçeyi görünce eli ayağı birbirine dolaşıyor, kem ve de kümden sonra kraliçeye pasta ikram etmek aklına geliyor, ikram da ediyor. Kraliçe pastayı yiyince ''Viyyyyy! diyor önce sonrada mersibokubiyen.'' diyor, çok beğeniyor pastayı.
Sonra bir düşüncedir alıyor kraliçeyi ''Ne yapsam ne etsem de ben bu ustayı, Jak Pastörlie'yi sarayıma alsam hem de pastacı başı yapsam.'' diye... Sonra ustaya dönerek ''Seni sarayıma alayım da hem bize pasta pişir hem de halkımı pastalara boğ bu güzel halkıma pasta yedirelim onlarda pastanın ne olduğunu anlasınlar. Önce kuru pasta ile başlarsın sonrada yaş maş işte bir dolu pasta yaparsın.'' diyor. Jak Usta baştan biraz çekinceli davransa da sonra aklına yatıyor ''Evet'' diyor kraliçeye ama bir şartım da var size diye de ekliyor ''Sigortamı öder kıdem tazminatımın da üstüne yatmazsanız gelirim.'' diyor. Kraliçe de şaşırıyor bu isteğe ''Daha öyle bir şey yok sigorta ne zaman icat olursa o zaman emekli eder kıdem tazminatını da veririz. İcat olmadıysa da seni Mister Giyotin emekli eder.'' diyor. Tabi tahmin ettiniz Jak Usta Mister Giyotin'i tanımıyor...
İki üç gün sonra, eşyalarını alıp saraya geliyor ve Jak Usta sarayda göreve başlıyor. Önce kuru pasta yapıyor, kral ve kraliçeye. Kraliçe yapılan pastaları çok beğeniyor ve Jak Usta'ya ''Aslansın sen kaplansın ustasın hatta ustaların ustasısın gönlümün de sultanı multanısın filan.'' diyerek biraz asılıyor... Jak Usta bu durumdan işkilleniyor ''Ben kim kraliçe kim yahu! Şimdi ben onunla mercimeği fırına vermeye kalksam ya da beraber muhallebiye kaşık sallasak, kralında kulağına bir gitse benim kelle gider benim kelleden de kelle paça çorbası yapıp bir güzel içerler.'' diyor kendi kendine...
Bu arada Fransız Devrimi de yaklaşmaktadır... Devrimin ayak sesleri her yerde hissedilmektedir. Bir tek bu ayak sesleri saraya kadar ulaşmamaktadır... 1789 yılına az bir zaman kalmıştır. Halk fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş, kral ve kraliçeden memleketin haline çözüm bulmalarını istemektedir...
Jak Usta sarayın mutfağında zaman zaman ekmek yapmakta zaman zaman da pasta yapmaktadır. Ekmekler için illaki durum buğdayı kullanmakta, pastalar için ise normal buğdaylardan faydalanmaktadır... Tabi Jak Usta malzeme almak için ara sıra Paris'in sokaklarına da çıkıp buğday, arpa, karabiber, pul biber, çörek otu, domates, patlıcan, kabak ve değişik malları alıp saraya dönmektedir...
İşte bir gün, ne olursa o gün olur. Jak Pastörlie Usta yine malzeme almaya çıkmıştır. Sezinlediği kadarıyla çarşıda her bir şeyin kıtlığı çekilmektedir. Vatandaşlar Jak Usta'nın önünü keserler ve ''Ne olacak bizim halimiz yemeye ekmek bile bulamıyoruz, kralımız kraliçemiz uyuyor mu? Ne düşünüyorlar bu hususta?'' diye sorarlar. Neredeyse boğazını sıkacaklardır Jak Usta'nın. Hemen orada aklına bir hinlik gelir ve onlara dönerek ''Ey halkımız sevgili kraliçemiz Marie Antuanet durumu bilmektedir, sizin için pastalar yaptırmaktadır sarayın mutfağında halkım benim her şeye layıktır ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler ben onlara pasta yedireceğim. Hem yaş pasta hem de kuru pasta ve yanında da kuruvasan.'demektedir.'' der ve noktayı koyar. Tabi halk nasıl ki politikacıların bütün sözlerine hemen inandığı için, kraliçenin de ağzından çıktığı zannedilen bu cümlenin de gerçek olduğunu zannederek, kraliçelerine daha bir sevgi ve saygı duymaya başlasalar da öncesinde, sonrasında da Fransız Devrimi gerçekleşir hapishane filan basılır, kelleler gider, oralara girmiyorum, açıp okursunuz tarih kitaplarından. Ama Kraliçe Marie Antuanet masum gibi görünüyor yaptığım araştırmalar neticesinde...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.