Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Uyuyan Sınıf On Altıncı Bölüm

UYUYAN SINIF
“Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı”
16.BÖLÜM
YAZAN: OĞUZ BATIN
Cumhuriyet Lisesi’nde yaz tatiline sayılı günler kalmıştı. Okulun koridorlarında artık derslerden çok yaz planları konuşuluyordu. Kimisi memlekete gideceğini anlatıyor, kimisi sahilde çalışacağını söylüyordu. Ama Uyuyan Sınıf için hiçbir gün sıradan geçmiyordu.
O sabah okulun bahçesinde garip bir hareketlilik vardı. Polis araçları okulun önüne dizilmişti. Öğrenciler fısıldaşıyor, öğretmenler telaşla bir yerlere gidip geliyordu. Rüzgar ile Tufan okula girerken birbirlerine baktılar.
“Hayırdır yine?” dedi Tufan.
Rüzgar omuz silkti:
“İnşallah kötü bir şey yoktur.”
Tam o sırada okul müdürü Mehmet Sabuncu onları görünce hızlı adımlarla yanlarına geldi.
“Çocuklar, hemen konferans salonuna gelin,” dedi ciddi bir sesle.
Uyuyan Sınıf üyeleri; Rüzgar, Tufan, İbo, Doğu ve Kerem salona girdiklerinde içeride polisleri görünce şaşırdı. Sabri Amca da oradaydı ama yüzü solgundu.
Başkomiser konuşmaya başladı:
“Dün gece okulun arşiv odasına girilmeye çalışıldı.”
Salonda uğultu yükseldi.
“Ne çalacaklar ki oradan?” dedi Kerem.
Başkomiser derin bir nefes aldı:
“Çünkü o odada sadece evrak yok.”
Herkes birbirine baktı.
Mehmet Sabuncu sözü devraldı:
“Cumhuriyet Lisesi’nin kuruluşundan kalan tarihi belgeler, eski mezun kayıtları ve okulun bağış kasası o odada bulunuyor.”
İbo kaşlarını kaldırdı.
“Yani hırsızlık işi mi?”
Başkomiser başını salladı:
“Evet. Ama daha ilginç bir şey var. Güvenlik kameraları saldırganlardan birini görüntüledi.”
Polis masaya bir fotoğraf bıraktı.
Fotoğraftaki kişi, birkaç hafta önce Sabri Amca’ya saldıran grubun lideriydi.
Tufan yumruğunu sıktı.
“Demek geri döndü şerefsiz…”
Başkomiser ciddi bir ses tonuyla konuştu:
“Bu kez yalnız değil. Daha büyük bir grubun içinde olduğu düşünülüyor.”
O gün okul erken dağıtıldı. Öğretmenler bile huzursuzdu. Özellikle öğrenciler arasında korku yayılmıştı. Akşamüstü Uyuyan Sınıf üyeleri basket sahasında toplandı.
Doğu topu yere vurdu:
“Bu adamlar yine gelecek.”
Kerem başını salladı:
“Kesinlikle.”
Rüzgar sessizce düşünüyordu. Sonunda konuştu:
“Sabri Amca’yı koruduk diye mesele bitti sanmıştık. Ama bunlar başka bir şey peşinde.”
İbo hafifçe gülümsedi:
“Ee? Ne yapıyoruz o zaman?”
Tufan ayağa kalktı.
“Ne yapacağız? Bekleyeceğiz.”
“Beklemek mi?” dedi Kerem şaşkınlıkla.
Tufan’ın gözleri kararlıydı.
“Bu gece okulda nöbet tutacağız.”
HAVA KARARDIĞINDA…
Saat gece 23.40’tı. Cumhuriyet Lisesi sessizdi. Bahçedeki ağaçların yaprakları rüzgârla sallanıyor, uzaklardan köpek sesleri geliyordu.
Uyuyan Sınıf üyeleri okulun farklı noktalarına gizlenmişti.
Rüzgar ile Tufan spor salonunun yanında bekliyordu.
Kerem çatıda gözcülük yapıyordu.
Doğu ile İbo ise arka koridorda saklanmıştı.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Tam herkes “galiba gelmeyecekler” diye düşünürken Kerem telsizden fısıldadı:
“Arka kapıda hareket var…”
Bir anda herkes gerildi.
Kapının kilidi kırıldı.
İçeri siyah kapüşonlu dört kişi girdi.
Rüzgar derin nefes aldı:
“Hazır olun çocuklar…”
Adamlar sessizce arşiv odasına yöneldi. İçlerinden biri levye çıkarıp kapıyı zorlamaya başladı.
Tam o sırada okulun elektrikleri kesildi.
Koridor karanlığa gömüldü.
“Lan ne oluyor?!” diye bağırdı adamlardan biri.
Ve o an…
Koridorun karanlığından Tufan’ın sesi yankılandı:
“Cumhuriyet Lisesi’ne hoş geldiniz.”
Adamlar panikle etrafa bakarken Uyuyan Sınıf bir anda üzerlerine çıktı.
İbo birini yere savurdu.
Doğu diğerinin elindeki levyeyi tekmeyle uzaklaştırdı.
Kerem çatıdan aşağı atlayıp saldırganlardan birine omuz attı.
Koridorda büyük bir arbede başladı.
Rüzgar grubun lideriyle karşı karşıyaydı.
Adam sinsice güldü:
“Yine siz mi?”
Rüzgar gözünü kırpmadı.
“Bu okul size mezar olur demiştim.”
Adam yumruk savurdu ama Rüzgar son anda eğildi. Tufan arkadan yetişip adamı duvara çarptı.
Kısa ama sert geçen kavganın sonunda dört saldırgan da etkisiz hale getirildi.
Tam rahatladıkları sırada arşiv odasının içinden bir ses geldi.
“Tak…”
Herkes dondu.
Kapı yavaşça açıldı.
İçeriden beşinci bir kişi çıktı.
Yüzünde siyah maske vardı.
Elinde ise küçük metal bir kutu bulunuyordu.
Başını kaldırıp Uyuyan Sınıf’a baktı.
Ve sakin bir sesle şunu söyledi:
“Geç kaldınız çocuklar.”
Ardından okulun arka camını kırıp karanlığın içine doğru kaçtı.
Rüzgar arkasından koşmak istedi ama kutunun yere düşmesiyle herkes durdu.
Kutunun kapağı açılmıştı.
İçinden eski bir anahtar ve sararmış bir mektup çıktı.
Mektubun üstünde şu yazıyordu:
“Cumhuriyet Lisesi’nin Gerçek Sırrı”
Uyuyan Sınıf birbirine bakarken okul koridorlarında sadece rüzgârın sesi dolaşıyordu.
Ve o gece ilk kez anladılar…
Karşılarında artık sadece serseriler değil, çok daha büyük bir gizem vardı.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Uyuyan Sınıf On Altıncı Bölüm

Oğuz batın Oğuz batın