Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
20.09.2026 · 33 · 1 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Pembe Ayı Yalanı” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Pembe Ayı Yalanı

Pembe Ayı Yalanı

Yıllardır yazılar yazarım. Hepsini çok beğenerek yazardım. Bir çoğunu sonradan okuduğumda ne kadar tek düze ve birbirinin aynı konulardan bahsettiğimi fark ettim. Araklarında farklı olanlar da vardı elbette. Bunları da seslendirip yayımladım. Amacım etkileşim alması değildi ve tam olarak hala değil. Sadece benim gibi hayatı farklı algılayanlara yalnız olmadıklarını göstermek istiyorum. 

Evet sevgili okur, yazılarımda kimi zaman doğrudan biyografik kimi zaman sarkastik kimi zamansa distopik yaklaşımlarımı göreceksin. Umuyorum ki bu hoşuna gider. Bugünkü konumuzsa bizim gibi insanların sorunu nedir?

Bizim gibiden kastımı sorduğunuzu duyar gibiyim. Açıklayayım;

Biz yani sen ben ve diğer topluma tam olarak ait, entegre ve normal hissetmeyen diğer dostlarım. Toplumda var olmak için çok fazla çaba göstermek zorunda olan sizler ve benden bahsediyorum. Görünüşte hepimiz aynıyız ve diğer birçok insan gibi istediğimiz şeyler de öyle. Huzur, aşk, para ve yaşanılası bir hayat. Ne var ki çoğunlukla bunların hemen hepsinden yoksun yaşamaktayız. İnsan arzusunun bitmek bilmez örnekleri gibi gözükse de çağlar boyu arzu edilen en temel unsurlardır bunlar. Bunlara sahip olamamak sizi mutsuz mu ediyor, yalnız mı hissettiriyor yoksa başarısız mı hissettiriyor? Belki de hepsi birden değil mi?

Bu bahsettiğim meseleler daha çok arzu ve beklentilerle ilgili. Bazı yazarların hayal kırıklığı yaşamamak için hayal kurmamanız gerektiği söylemini belki de duymuşsunuzdur. Bu her ne kadar doğruluk payı taşısa da göreceksiniz ki bu sizi daha mutsuz ve yalnız bir insan haline getirecektir. Mesele şu ki ilk olarak hayat dediğiniz şeyin insanoğluyla veya insanoğlu olmadan haliyle bile adaletsiz bir yer olduğunu kabul etmeniz gerekiyor. Biliyorum bu kalp kırıcı bir durum. Ama asıl yanlış olan ebeveynlerimizin hatta toplumun bizi yetiştirirken bunu bize anlatmamış adeta bize bu konuda yalan söylemiş olmasıdır. 

Bunu size şu şekilde örneklesem daha iyi olacak sanırım: Doğdunuz ve artık kelimeleri anlamlandırabilecek yaşa geldiniz. Aileniz size ayı hayvanının(Hayatın) nasıl bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyor ve tarifleri şu şekilde "Çok sevimli, pelüş kürkü olan, dost canlısı ve insanları çok seven pembe bir hayvandır" diye tanıtıyor. Siz de yaşınız ilerleyip ormanda kendi kulübenizi yapma vaktiniz geldiğinde ve ilk kez ayıyı gördüğünüzde aslında tarif edilene benzemediğini fark ediyorsunuz ama yine de korkmuyorsunuz, önlem almıyorsunuz çünkü aileniz size onun çok iyi bir hayvan olduğunu söyledi. Dolayısıyla sarılmaya kalktığınızda sizde çok büyük yaralar açtığını, bunun aslında ölüm kalım savaşı olduğunu fark ettiniz. Çünkü ayılar aslında vahşi hayvanlardır. O hep vahşiydi ama siz vahşi olmadığını varsaydığınız için yaralandınız hatta ölümle burun buruna geldiniz. Şimdi suç burada ayıda mı? Sizde mi? Ailenizde mi?

Gerçekleri fark ettikten sonra suçlu aramak artık anlamsızdır. Aileniz suçlu bile olsa bu durumu geri çevirebilir misiniz? Yara izlerinizi yok eder mi bu? Yapabileceğiniz en iyi şey size zarar veren her şeye karşı önlemlerinizin olması. Bu aile dahi olsa eğer size hep zarar veriyorlarsa kendinizi korumayı öğrenmelisiniz. Doğa vahşidir, insanlığın ekonomi, iş ve sosyal çevre ile yarattığı suni dünya ise on kat daha vahşidir. İlk almanız gerek ders "Kimse yardıma gelmeyecek, başımın çaresine bakmalıyım" olmalıdır. Ancak bu sizi yanıltmasın, yardım geldiğinde de ondan faydalanabilirsiniz. 

Buraya kadar beni anladığınızı sanıyorum ama hayat bu anlattıklarım kadar basit değildir sevgili okurlarım. Hayat bana çok fazla şey öğretmiş olsa da bende hala en az sizin kadar zorlanabiliyorum. Hazırlıklı olmak, kötü ihtimalleri elemek, kendini garantiye aldığını düşünmek yeterli değil. Sonsuz olasılıklar vardır. Doktor teşhisinde OKB özellikleri olan ama tam olarak OKB olmayan biri olarak söyleyebilirim ki hiçbir zaman yeterince hazır olamazsınız. O yüzden bir noktada şunu fark etmeniz gerekiyor "Bu hayatı yaşayacaksam, yaşamama katkı sağlayacak şeyler bulmalı veya yaratmalıyım." Evet bunu yapmalıyız. Yoksa hayatın iyice anlamsız ve rezalet bir yer olduğunu fark edip yekten depresyona girip yaşama arzunuzu yitirebilir ve buna bir son vermek gibi saçma bir düşünceye girebilirsiniz. Biliyorum çünkü bunu yaşadım. 

Neden yaşamak gerek peki? Bu sorunun cevabını da bir başka yazımda vermek isterim zira mesele oldukça derin ve detaylar size en gerekli unsurlar olacaktır. Ama eğer bugün zaten yaşamak için bir sebep arıyorsanız kısaca bir şeyler söylesem iyi olur. Öncelikle şunu bir dinleyin "https://www.youtube.com/watch?v=SEbsNaWA7-I&list=RDSEbsNaWA7-I&start_radio=1"

Yaşamını değerli bir şeye dönüştürebilmen için zorluklar ve acılarla bezemen gerekir. Acı ne kadar çoksa değeri de bir o kadar değerlidir. Hikayenizi insanlara anlatın, bunu göreceksiniz. Onlar için değerli olduğunuzu size gösterecek ve anlatacaklardır. Kendinize bir soru sorun "Bugün bu durumda olmamak için geçmişe gidebilsem kendime ne derdim, nasıl yardımcı olmak isterdim?" Bu soruya cevaplar bulun ve çocuk halinizin, aynı zamanda sizin ileride çocuğunuz olduğunda size ihtiyaç duyacağı kişi olmak için dahi olsa yaşayın. Bu kendinize yardım etmenin başka bir perspektifidir. 

Şimdilik hoşça kalın sevgili okurlarım. Sizlerle birlikte çok şey yaşayacağız ve göreceğiz. Umuyorum ki bu hayatı kimliğimize yaraşır biçimde yaşamak için elimizden geleni yapzcağız. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Pembe Ayı Yalanı

Pembe Ayı Yalanı

seaturba seaturba