Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Zıp Zıp Çekirge Bilgi Avında 41

Zıp Zıp Çekirge Bilgi Avında 41

Zıp Zıp Çekirge Bilgi Avında - 41

Zıp zıp çekirgeler, ağabeyleri Zümrüt hariç, erkenden besmele ile kalktılar. Ağabeyleri; yerli ve milli tohumları nasıl üretebiliriz diye bilim insanlarından ve alanında uzmanlardan bilgi almak için bir hafta önce evden çıkmıştı. Her akşam kardeşlerini arayıp bilgi veriyordu. Çekirgeler hemen odalarını topladılar.

Çimen ve Marul, kalkar kalkmaz bir hafta önce hastalanan Fıstık'ın durumunu sormak için tam onun odasına gideceklerdi ki Fıstık çoktan kalkmış ve kahvaltıyı hazırlamıştı! Çimen ve Marul, Fıstık'ın iyi olduğunu görünce çok sevindiler. Bir de üzerine kahvaltıyı hazırlamış olmasına hayran kalıp hemen Fıstık'a sarıldılar. Fıstık; ablası Çimen'e ve ağabeyi Marul'a gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür etti ve "Haydi, kahvaltı zamanı!" dedi.

Çimen ve Marul ellerini, yüzlerini yıkayıp kahvaltı sofrasına besmele ile oturdular. Ağabeylerinin yanlarında olmamasına biraz üzüldüler. Çimen, "Kardeşlerim üzülmeyin. Ağabeyimiz bizim için çok önemli olan yerli tohum hakkında bilim insanlarından bilgi topluyor ve hepsini kaydediyor. Kahvaltımızı yapıp ağabeyimizi arayalım," dedi. Ağabeyleri ile telefonda görüşeceğini duyan Fıstık ve Marul çok sevindi.

Kahvaltılarını afiyetle yaptılar. "Elhamdülillah (Allah'ım sana hamdolsun)" deyip sofradan kalktılar. Sırayla ellerini yıkadılar ve dişlerini fırçaladılar. Ardından evin kütüphanesine geçtiler. Çimen kardeşlerine, "Zümrüt ağabeyimizi telefonla arıyorum," dedi ve numarayı çevirdi: "Alo ağabey, nasılsın? Yerli tohum hakkında bilgi toplama sürecin nasıl gidiyor?"

Ağabey Zümrüt, kardeşlerinin kendisini aramasından dolayı çok sevindiğini ve onları çok özlediğini söyleyerek sözü yerli tohuma getirdi: "Kardeşlerim; güzel ülkemizin farklı şehirlerinde bulunan 40 ila 50 arasındaki ziraat fakültesinin 32 tanesini gezdim. Bilim insanlarından bilgi aldım. Not defterime hepsini tek tek özenle kaydettim."

Fıstık telefonu hemen eline aldı: "Ağabey, ne zaman geleceksin?" diye sordu. Zümrüt, "Kardeşim; diğer kalan ziraat fakültelerindeki bilim insanları ile de görüşeyim, ondan sonra geleceğim inşallah," dedi. Fıstık, "Tamam ağabey, kendine dikkat et," diyerek telefonu Marul'a uzattı. Marul, "Ağabey seni çok özledik. Bugün neler yapacaksın, bize kısaca bahseder misin?" dedi.

Ağabey Zümrüt, "Ne demek kardeşim, hemen anlatayım," dedi. "Geçen hafta Fıstık hastalandığında ablanız Çimen'in onu götürdüğü, dünyanın ve Türkiye’nin ilk hayvan hastanesi olan Gurabahane-i Laklakan (Düşkün Leylekler Evi) başhekimi Çardak Kuşu, 'Yerli tohum hakkında bana ihtiyacınız olursa arayın,' demişti ya; işte şimdi onu arayacağım." Marul, "Tamam ağabey," dedi. Çimen ise, "Ağabey seni işinden alıkoymayalım, kendine dikkat et," diyerek tam telefonu kapatacaktı ki Zümrüt araya girdi: "Kardeşlerim, sizler zamanın değerini bilin. Zamanınızı kütüphanede bilgi araştırarak geçirin. Size aldığım o akıllı tabletleri ve teknolojiyi kullanın ama boş işlerde değil, bilgiye ulaşmak için kullanın."

Çimen, "Tamam ağabey, sen hiç merak etme, araştırmana güvenle devam et. Bizler ilk önce kütüphanemizdeki o dev eserden başlayacağız. Bitki Islahçıları Alt Birliği (BİSAB) tarafından 43 akademisyen ve araştırmacının katkısıyla hazırlanan 4 ciltlik 'Tohum, Tohumculuk ve Teknolojileri' kitabını okuyacağız. Türkiye'deki yerli ve milli tohumculuk teknolojilerine dair bu en detaylı bilimsel eseri inceledikten sonra, akıllı tabletlerimizden yerli tohumu araştırmaya devam edeceğiz," dedi. Hep birlikte, "Kendine iyi bak ağabey, seni çok seviyoruz!" deyip telefonu kapattılar.

Çimen, Marul ve Fıstık kütüphanede çalışmaya koyulurken, Ağabey Zümrüt telefonu kapatır kapatmaz Bursa’daki o tarihi hayvan hastanesinin başhekimi Çardak Kuşu’nu aradı. Çardak Kuşu telefonu açtı: "Buyurun efendim, size nasıl yardımcı olabilirim?" dedi. Zümrüt ilk önce kendisini tanıttı. Geçen hafta kız kardeşinin hastanede yattığını, genetiği değiştirilmiş yiyeceklerden yediği için hastalandığını hatırlattı. Çardak Kuşu, "Evet, hatırladım. Kız kardeşiniz yerli tohum üreteceklerini, ülkemize ve milletimize sağlıklı gıdalar yedireceklerini söylemişti. Ben de bu konuda her zaman destek vereceğimi belirtmiştim," dedi. Tam bu sırada Zümrüt, "Efendim, ben de şu an Türkiye'mizdeki bilim insanlarından bu konuda bilgi topluyorum," diye ekledi.

Çardak Kuşu söze girdi: "Niğde Üniversitesi'ne gittin mi?" Bilgi avcısı Zümrüt, "Bugün gidecektim efendim," dedi. Çardak Kuşu, "Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ayhan Şahenk Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi, Türkiye'de bu konseptle kurulan en köklü fakültelerden biridir. Bünyesinde Türkiye'de tek olan Tarımsal Genetik Mühendisliği ile Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar gibi vizyoner bölümler barındırır. Bu üniversiteye mutlaka git, oranın dekanı benim okul arkadaşımdır. Çok değerli bilim insanları var orada. Selamımı söyle, seninle özel olarak ilgilenirler," dedi. Zümrüt, "Tamam efendim, çok teşekkür ederim," dedi. Çardak Kuşu, "Hayırlı çalışmalar," diyerek telefonu kapattı.

Zümrüt hiç vakit kaybetmeden, ülkemizin ilk kurulan ziraat fakültesi olan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ndeki çalışmalarını tamamlayıp Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'ne geldi. Dekanı buldu ve Çardak Kuşu'nun selamını iletti. Zümrüt kendi projesini anlattı ve destek istedi. Bir week boyunca oradaki tarımsal genetik mühendislerinden ve farklı üniversitelerdeki bilim insanlarından görüntülü bağlantılarla çok değerli bilgiler aldı, hepsini not defterine özenle kaydetti.

Artık ayrılık zamanı gelmişti. Tarımsal genetik mühendisleri, yerli tohumları özel olarak eken ve çok hızlı gidebilen modern bir robot geliştirmişlerdi. Bu robotu Zümrüt ve kardeşlerine hediye ettiler. Robotu nasıl kullanacağını iki gün içinde Zümrüt'e öğrettiler ve kullanım belgesini de takdim ettiler. Üniversitenin çevresindeki tarlalarda yetiştirdikleri yerli tohumları da yanına vererek Zümrüt'ü ve robotu uğurladılar.

Zümrüt, kısa bir süre sonra Karacabey Şahmelek Mahallesi'ndeki çayırlık alanda bulunan yuvalarına ulaştı. Kardeş çekirgeler kapıda robotu görünce çok şaşırdılar; çünkü hayatlarında ilk defa bir robot görüyorlardı. Ama ağabeylerinin sağ salim dönmesine çok daha fazla sevindiler. Hemen birbirlerine sarılıp hasret giderdiler. Robotu yuvalarının yanına özenle yerleştirdikten sonra ağabeylerine tekrar sarıldılar ve ona özel ıhlamur çayından ikram ettiler.

Ağabeyleri Zümrüt, çok yorgun olduğunu ve biraz dinlenmesi gerektiğini belirterek, "Sabah inşallah aldığım notları ve bu harika gezinin detaylarını sizinle paylaşacağım," dedi. Zaten akşam olduğu için hep birlikte erkenden besmele ile yattılar.

Sabah yine erkenden, neşeyle ve besmele ile kalktılar. Ağabey Zümrüt; yolculuğu boyunca adeta bir avcı gibi avladığı, yani öğrendiği yeni ve özel bilgileri kardeşleriyle tek tek paylaştı.

İlyas DOĞRU / Şahmelek Mh. 

Karacabey / BURSA


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Zıp Zıp Çekirge Bilgi Avında 41

Zıp Zıp Çekirge Bilgi Avında 41

İlyas DOĞRU İlyas DOĞRU