Karanlık İzbeler Şairin Aydınlık Ufkuna Yetişemez
Karanlık İzbeler Şairin Aydınlık Ufkuna Yetişemez
İnsan, kimi zaman kendi iç dünyasının labirentlerinde dolaşırken, dışarıdaki sessizliğin bile bir tehdit gibi çöktüğünü hisseder. O anlarda zaman durur; gün batımı kızıl bir uyarıya dönüşür, gece ise henüz gelmeden yok olur. İçeride biriken kin, kibir ve adaletsizlik duygusu, ruhun en derin hücrelerinden sızar. İnsan, kendine hak gördüğü o karanlık an ile baş başa kalır. Kâinatın özgürlüğü ile ölümün ansızın kapıyı çalabileceği gerçeği arasında gezer. Gönül, yönünü yitirmiş bir pusula gibi titrer. Şairin yüreği bu titreyişin en keskin tanığıdır. O, sesini yitirmiş notalar arasında, baykuşun uğursuz ötüşünü duyar. Asalet, genlerde saklı bir hatıra gibi durur; kimse onu çalamaz, kimse yerine koyamaz bir şair gibi.
Aşk uzak bir gezegen olur, sevgiden geriye yalnızca arayış kalır. Kasvet ve nefret ona yaklaşamaz; çünkü şair, sezginin ve hikmetin aydınlığında durur. Gözleri uçsuz bucaksız, ruhu saydamdır. Kapılar kilitlenmiştir; anahtar yalnızca zikirde ve fikirde saklıdır. Ölüm daima bir gölge gibi dolaşsa da umurunda değildir. Düşmanlar beklemede dursa bile o gardını almıştır. Haset edenler sevgiye hasret kalır; karanlık izbeler şairin aydınlık ufkuna yetişemez.
Kalabalığın gürültüsü dışarıda baskın olsa da iç dünyanın hazinesi öylesine zengindir ki hiçbir set hayalleri durduramaz. Günün artığı değil, günü aydınlatan bir nefes taşır göğsünde. İlham, gülün tazeliği ile rahmetin sıcaklığı arasında doğar, büyür ve yeniden doğar. Geri sayım başlamıştır. Bu sayım üçten geriye değil, birden sonsuzluğa doğru akar. Hayal gücünün artı sonsuzluğunda saklı her duygu, her sessiz isyan, her kırılgan umut, insanın en derin psikolojik gerçeğini fısıldar: Acı olsa da yalnızlık olsa da yüreğin hâlâ atıyor olması yeterlidir. Çünkü masumiyet korunmalı, çocukların düşleri bozulmamalıdır. Ve şair, tüm bu yükü omuzlarında taşıyarak, sessizliğin içinde bile yazmaya devam eder. İşte böyle… Gün bu gündür. Ve gün, asla ölü değildir.
İçeride biriken duygular artık tek bir renge sığmıyor. Öfke, bir anda yumuşayıp hüzne dönüşüyor; hüzün ise aniden inatçı bir dirence çevriliyor. İnsan, aynı anda hem yıkılmak hem de dimdik ayakta kalmak istiyor. Bu çelişki, ruhun en derin yerinde sürekli bir gerilimi yaşatıyor. Kimi zaman kalp o kadar ağırlaşıyor ki nefes almak bile bir mücadeleye dönüyor; kimi zamansa içten gelen ince bir ışık, tüm karanlığı delip geçiyor. Bu ışık ne umut ne de teselli… Daha çok, “hâlâ buradayım” diyen inatçı bir fısıltı. Yalnızlık, bir yandan boğucu bir boşluk gibi çökerken, öte yandan garip bir özgürlük duygusu da taşıyor. Kimseye hesap vermeme hali hem rahatlatıyor hem de insanı daha da derin bir boşluğa sürüklüyor. Sevgiye duyulan hasret, bir anda keskin bir öfkeye dönüşebiliyor; öfke ise hemen ardından utanç ve pişmanlıkla karışıyor. Duygular birbirine dolanıyor, net çizgiler siliniyor. İnsan, kendi içinde bir savaş alanı gibi: bir taraf affetmek istiyor, diğer taraf asla unutmamakta ısrar ediyor.
Şairin iç dünyasında bu karmaşa daha da belirgin. Sessizlik, bazen bir sığınak, bazen de en büyük işkence. Kalbin kapıları herkese açık olsa da aralıklardan sızan anılar, eski yaraları yeniden kanatıyor. Ama aynı anda, o yaraların üzerinde yeni bir katman oluşuyor: dayanıklılık. Bu dayanıklılık ne soğukkanlılık ne de umursamazlık… Daha çok, acıyı yutkunup yola devam etme cesareti. Duyguların baskını altında bile, bir yerlerde hâlâ titreyen bir umut var. Bu umut bağırıp çağırmıyor; sessizce, ısrarla büyüyor. Zaman ise bu karmaşanın ortasında hem yavaşlıyor hem de hızlanıyor. Bir an sonsuz gibi uzuyor, sonraki an ise elinden kayıp gidiyor. İnsan, geçmişin gölgeleriyle gelecek korkusu arasında sıkışıp kalıyor. Ama işte tam bu sıkışmışlığın içinde, garip bir berraklık da beliriyor. Duygular ne kadar karışık, ne kadar baskın olursa olsun, ruh hâlâ kendi gerçeğini arıyor. Ve o arayış, tüm çelişkilere rağmen, insanı ayakta tutan en güçlü şey oluyor. Böylece devam ediyor… Hem yıkılıyor hem yeniden kuruluyor. Hem kaybediyor hem de bir şeyler buluyor şair gönlü ile, vesselam.
Mehmet Aluç
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.