Osmanlıda Kardeş Katliamı 1 Bölüm Alan Koa Ve Beş Ok
OSMANLIDA KARDEŞ KATLİAMI 1. BÖLÜM-ALAN KOA VE BEŞ OK
Bugün Osmanlı’dan bahsetmeyeceğim. Anlatacağım hikaye de biraz mizahla karışık bayağı eski tarihi bir hikaye olacak.
Başlarken gülelim biraz zira gelecek bölümlerde bol bol ağlayacağız…
Şimdi yanaşın yanı başıma. Altınıza bir minder alın ve kulaklarınızı dört açarak dinlemeye başlayın. Size çoook eski zamanlardan bir hikaye anlatacağım.
****
Cengiz Han’ın 11. Kuşaktan büyükannesi olan Alan Koa, kocası Dobun Mergen öldükten sonra üç çocuk daha dünyaya getirmişti. Ancak herhangi bir erkekle evli olmayan Alan Koa’nın üç çocuk birden dünyaya getirmiş olması, Dobun Mergen’den olan iki oğlu arasında dedikoduya yol açmış ve annelerinin namusunu sorguladıkları gibi bu üç kardeşin nasıl dünyaya geldiğini de sorgulamalarına sebep olmuştu.
Alan Koa, namusu hakkında hem de kendi oğullarının şüpheye düşmesi üzerine oğulları Belgünütei, Bügünütei,( Bunlar Dobun Mergen’den olan çocukları ) Buha-Hatagi, Buhatu-Salci ve Bodonçar’ı ( Bunlar da az sonra babalarının kim olduğunu açıklayacağı çocukları.) çadırında topladı.
Beş evladı çadırdan içeri girip de yerde kurulmuş olan sofra üzerinde nar gibi kızarmış geyik etlerini, lenger lenger yeşil mercimekli ve tereyağlı bulgur pilavını ve dahi en safkan kısrakların sütünden mamul kımızı görünce adeta akılları başlarından gitti.
Alan Koa, beş evladına ‘’ Oturun ve yiyin ‘’ der demez evlatları başladı koca koca geyik butlarını sıyırıp, avuç avuç tereyağlı mercimek pilavını gövdeye indirmeye. Arada da testi testi kımız yuvarlarken anaları, başladı konuşmaya:
‘’Evet, merak ediyorsunuz Dobun Mergen öldükten sonra herhangi bir erkekle evlenmediğim halde üç çocuğum nasıl dünyaya geldi?’’
Aslında o an, o saniye için Belgünütei’nin de Bügünütei’nin de umurunda değildi analarının diğer kardeşlerini nasıl imal ettiği. Kafalar fena halde dumanlıydı ve gözleri geyik butlarından, tereyağlı bulgur pilavından ve kımızdan başka bir şey görmüyordu. Ama ileride Cengiz Han’ın büyük büyük dedesi olacak olan en küçük oğlu Bodançar merak etmişti:
‘’ Hakket ana, herhangi bir baba olmadan sen bizi nasıl yaptın? ‘’
Alan Koa açıkladı:
Aaaah oğullarım aahhhh. Dobun Mergen öldükten sonra her gece tünlükten( Çadırın bacasından) içeri parlak sarı bir ışık girdi. O ışık benim karnımı okşadı. Işık karnımı okşadıkça ben hamile kaldım. Üç defa okşadı, üç defa hamile kaldım. Yani anlayacağınız Buha-Hatagi, Buhatu-Salci ve Bodonçar’ın babası o kutsal ışıktır. ‘’
Alan Koa böyle deyince Dobun Mergen’den olan oğulları ‘’ Oy anaaa. Sana gurban ana.. Biz de ne sanmıştık. Ne kadar fesat düşünmüştük.’’ Dedikleri gibi diğer kardeşlerine ‘’ Nirun Oğulları ( Nurun- Işığın oğulları ) demeye başladılar.
Alan Koa, daha sonra oğullarının önüne bu sefer içi kaymaklı ekmek kadayıfından künefeye kadar tatlılar ve muz, ananas, avokado, şeftali, kiraz, papaz eriği dolu siniler ve yine bol bol kımız koydu ve oğulları kıtlıktan çıkmış gibi yiyecek-içeceklere saldırırken her bir oğluna birer ok verdi ve ‘’Kırın bu okları.’’ dedi.
Çakırkeyf vaziyetteki oğulları okları kürdan gibi kırdılar.
Sonra her birine beş ok verip bu okları bağlamalarını ve bağlı vaziyette kırmalarını istedi.
Delikanlılar analarının dediğini yaptılar ama birbirine bağlı olan beş oku kıramadılar.
Bunun üzerine Alan Koa dedi ki: ‘’Sizler benim tek bir vücudumdan dünyaya geldiniz. Eğer az önce yaptığınız gibi birbirinizden ayrı hareket eder, birbirinize düşman olursanız tek başına olan o yalnız oklar gibi her biriniz düşmanlarınız tarafından kolayca kırılırsınız. Ancak sıkıca bağlı beş ok gibi bir arada durur, tek akılla hareket ederseniz hiç bir güç sizi kolay kıramaz ve alt edemez. ‘’
Alan Koa’nın beş oğlu birbirine baktı. Anneleri çok haklı konuşuyordu. Evet beşi birlik olursa onları hiç kimse kıramazdı. Analarının, evin hizmetçisi Ma'alih Bayaut’tan hamile kalmış olabileceği şüpheleri de yine analarının en bilimsel açıklamalarıyla izah edildiğine göre artık dedisini kodusunu yapacak bir şey kalmamıştı. Bundan kelli beş kardeş birlik olacaklardı.
Ancak…
Ancak Alan Koa öldükten sonra kardeşlerin önüne böyle içi tepeleme et dolu tepsiler koyan birileri olmadığından birlik beraberlik bozuldu. Diğer kardeşler özellikle Bodançar’ı dışladılar. Analarının mirasından zavallıya hiç bir şey vermediler.
Bodançar boynunu büktü, çöllere düştü. Tamamen suskunluğa büründüğü için de kendisine ‘’ Suskun-Aptal Bodançar ‘’ denildi. [ Cengiz Han gibi bir doğal afet nasıl böyle bir sünepenin soyundan geldi bunu hâlâ çözebilmiş değilim.]
Diğer kardeşler Bodançar çöllerde uzun süre aç bilaç yaşayıp neredeyse ölme raddesine gelince yaptıkları hatayı anlasalar da artık iş içten geçmişti.
*****
Evet, başka Türk Destanlarında da benzer hikayeler vardır. Aşağı yukarı her Türk hükümdarı evlatlarına birlik ve beraberlik içinde olmaları yolunda çok öğütler vermişlerdir.
Aynı şekilde Hoca Ahmet Yesevi’den Şeyh Edebali’ye ulular, erenler de devleti yönetecek olanların evlatlarının birlik ve beraberlik içinde olmaları yolunda çok öğüt ve nasihatlerde bulunmuşladır.
Ama?
Ama bütün Türk Devletlerinde devlet toprakları hükümdarın malı olarak kabul edildiğinden ve İslam öncesinde de İslamdan sonraki dönemde de ölüm hak- miras helal olduğundan, ancak baba hükümdar ölmeden önce oğulları- haneden mensupları arasında bir miras paylaşımı yapılmadığından ve dahi hükümdar ölmeden önce -onun ölümü halinde – tahta kimin geçeceği bir kanunla karara bağlanmamış olduğundan Alan Goa ya da Oğuz Kağan ne derse desin, Şeyh Edebali ne kadar kaşlarını çatarsa çatsın hükümdar oğulları ( ya da hanedan mensupları- kardeşler, amcalar, amcaoğulları gibi baba soyu ) tahtın tek sahibi olmak için kan dökmüş, can almış, can vermişlerdir.
Evet, biraz mizahla karışık başladığımız bu seriye maalesef çok çok hüzün dolu hikayelerle ( daha doğrusu maalesef acı gerçeklerle ) devam edeceğiz.
Ne zaman?
Gelecek bölümlerde…
RESİM: Alan Koa ve beş oğlunun temsili heykeli.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu