Seni tanıdığım yağmurlu bir yaz akşamından bu yana bana ne haller oldu bilirmisin? Aslında  bu hallere düşmeyeli yıllar olmuştu belki de böylesi ilk defa oluyordu...Neden bu hallere düştüğümü, doğrusu bende bilmiyorum.Aslında bu hallere düşmeyi hiç ama hiç istemiyordum.Ben bu hallerin adamı değildim ne yapayım kader bana bunu da yaşattı ve yaşatmakta duygulara,düşüncelere prangalar vurulmuyor ki...

Bilmem ki elimden, dilimden ne gelirdi.Bu karşı konulamayan duygulara, karşı durulamayan hislere ve öylece kalakalışlara karşı ne yapabilirdim...Hiç istemezdim, hiç sevmezdim böyle duygusal hal ve ahvalleri doğrusu...
Evet hiç istemezdim bu hallere düşmeyi, çünkü ben bu hallere düşecek adam değilim derdim her zaman kendi kendime...

Kendi hayatında, bir yol çizmiştim düpe düz, sakin bir yol hiç bir sapağa sapmadan, hiç bir denize yelken açmadan düpedüz bir yol çizmiştim kendime...Bu hayat yolculuğunda bana düşen işte öylesine,işte böylesine kalan ömrü yaşamak ve tükletmek vardı.

Aslında, duygularımda hiç kimselere yer yoktu.Öyle birilerini oturtacak, kaldıracak gönülden bağlanacak, ağlanacak,sızlanacak hiçkimseler bir oturmalık yer yoktu hüzün kokan yalnız yüreğimde... 

Herkes öylesine böylesine hayatımda yerini almıştı...Evet herkes üstüne düşen rolleri, görevleri iyi kötü ifa ediyordu ve hayat koridorlarında yolculuğum bazen üzülerek, bazen sevinerek, bazen tökezleyerek devam edip,gitmekteydim işte kendi kendime...
Ötelere doğru eksik, gedik yanlarına rağmen Yaradanıma şükürler içinde...

Dünlerde yaşamış olduğum hayatın hiç bir yerinde yoktun ve olmayacaktı hiç kimseler...Çünkü söz vermiştim hüzünlü, yaslı yüreğime...Şimdi ise hayatımın her bir yerlerinde varsın niye ki varsın! Aslında olmamalısın! Geldin işte bir akşam vakti kuruldun yorgun, üzgün ve yalnız yüreğime...

Evet ilk başlarda hiç bir şeye üzülmeyecektim öylesine sıradan bir vakıaydı konuşulanlar... Olana bitene, söylenene, söylenmeyene aldırmayacaktım, söz vermiştim kendi kendime...Senle ilgili hiç bir şey beni alakadar etmeyecekti kimse beni gönülden ilgilendirmeyecekti...

Ve sen nerden çıktın birden aniden karşıma boduzlama ansızın, dalıverdin, sokuluverdin, giriverdin düşüverdin duygusal, kalbi hayatımın tam da içine....

Aslında bazen kendimi senin yerine, bazende kendi yerime kendimi, koyup,düşündüğüm oluyor ve sana, kendime hep hak veriyorum senin yerine geçmek çok güç olsa da...Ve işte o zaman sana, kendime hak vermemek elde değildi... Elbette sen, aramayacak, sormayacak düşünmeyecektin, hiç bir şey umrunda olmayacaktı...Sözlerini yarım bırakacak devamını getirmeyecektik ve hayal dahi kuramayacaktık.Bu sonu olmayan imkansızlıkların dolu olduğu esrarengiz yolculukta, kapıyı sonuna kadar aralamayacaktık...Benimde hiç bir şey umurumda olmayacaktı..

Sadece azıcık aralamıştık kapıyı, zaten duyguların, düşüncelerin etrafında dolaşarak kendimce günlerce doğrular çıkarmaya çalıştım zorlanarak da olsa...
Çıkaramadım bir doğru bile, benim için çıkmazlara girmek, girdaplarda dolaşmak gibi bir şeydi olup,biten herşey ve sen bütün bunların farkındaydın....

Ben seni kendi dünyamda yok sayamazdım, senin beni yok sayamadığın gibi...Ben seni önemsiz kılamazdım, sıradan biri olarak göremezdim.
Aslında seni değersiz kılmak istedim ama hazmedemedi seni değersiz kılmaya sevdalı yüreğim...

Bu sana bana yapılacak haksızlığa dayanamadım seni önemsizleştirmeye yada etkisizleştirmeye onca imkansızlığın varlığını bile bile...Onca olamazlığa rağmen belkide bu dünyada hiç olmayacak, bir arada görünmemiz dahi mümkün olmayan bu duygularıma rağmen seni yok sayamadım...Halbuki saymalıydım, bir yönüyle düşünüdüldüğünde aslında seni değersiz kılabilmeliydim...

Benim kisi, seninkisi olmayacak duaya amin demek gibi bir şey miydi?
Olmayacak duaya amin demek mi? Ne kadarı doğru , ne kadarı yanlışdı doğrusu bilemiyorum yada bizimkisi deniz akıntısının tersine yüzdürmek gibi bir şey mi? Belki de, öyleydi ama deniz akıntısının tersine yüzmek olacak şey miydi? Bu imkansızlıklar içinde imkansızlık değil miydi?

Sırada bir insan olmak, yaşamak hayatı aynı kulvarda, kulvar değişikliği yapmadan sonuna kadar götürmek... Rabbin gücüne gidecek bir şey yapmadan hayatı idame ettirmek çok zor olsa da, zor başarılmıydı öteler için, bizler için bize yakışan buydu ve bize yakışanı yapmalıydık.

Bu gün hayatımın bir çok noktasında saklanan,gizlenen müstesna yerlerinde varsın olabildiğin kadar, istenildiği kadar...Evet varsın ben varmıyım sende, varımdır mutlaka...Her şeye rağmen ikimizin arasında bir takım masum gerçeklerin var olduğunu görebilmek araladığımız kapıdan izin verdiğimiz ölçüde bakabilmek, seni hayalende olsa görmek bazen yetiyor bana, bazen de bilsen ne kadar ne kadar çok yetersiz kalıyor ah! bir bilsen...oyuncağını kaybetmiş çocuk misali düşüyorum yollara, sokaklarda, caddelere, parklarda, lokantalarda hayalini arıyorum bazen deli gezmelerinde....

Bugün hayatımın bir çok yerinde, bir çok noktasında varsın...Var olmanda da şekvacı değilim,olmayacağım da hiç bir zaman...Hep hayalinle yaşasam bile,seninle olamasam bile, sen çok uzaklarımda kalsan da, seninle görünmek, seninle konuşmak, seninle dolaşmak, seninle paylaşmak hiç bir zaman olmasa bile sen başka yerler de başka diyarlarda olsan bile şekvacı değilim şu günkü hayatımdan...

Doğrusu neden böyledir bilmiyorum sahi sen benim, ben senin neyinim? Bu soruya bile sağlıklı bir cevap verecek durumda değilim...Her neyim olursan ol, netice itibarıyla bir şeyimsin işte...
Dostum, düşmanım, sevdiğim, sevmediğim işte bir şeyimsin...

Kaderime şu anki hallerimdeve önceki hallerime hep şükrederek yaşadım...
Rabbin bana verdiği hallere ,ahvallere şükrederek yaşamaya devam edeceğim...

Şu yaşanmayası , kahrolmayası dünyada belki de hiç bir zaman benim olmayacaksın...Çünkü bana nasip olsaydın Yaradan bir yerlerden çıkarırdı seni önüme yıllar öncesinden...Zaten ben senin neyinim? sen benim neyimsin? bunun bile sağlıklı bir cevabı yok her ikimizde de...

Evet biliyorum benimle olmayacağını öncelerde hiç bir şeye üzülmeyeceğime dair söz vermiştim kendi kendimce...Ama seni tanıdığım o günden beri üzüntüm, hüznüm, üşümem, hiç eksik olmadı ki...Zaten ömrü hüzünle geçmiş üşümüş biriyim, üşümekteyim bahar akşamlarında, yaz gecelerinde hüznüm,üşümem ,üzüntülü halim bir kat daha arttı şimdilerde...

Varsın kat be kat artsın üzülmem...
Varsın yaz sıcaklarında donayım ben de hayatı delicesine yaşayayım...
Varsın bundan sonraki kalan ömrüm hep hüzünle,üzgünlükle, üşümekle geçsin geçecekse...
Varsın yaz sıcaklarında üşüsün ellerim...
Varsın üşüsün her bir şeyim ben üşümelere nasıl olsa alışkın birisiyim...

Bazen aklımdan geçen her şeyi yapmak geliyor...Sahi aklımdan,duygularımdan geçen her şeyi yapmak özgürlük müdür?...İnsanın aklından geçen her şeyi yapmak istemesi bana hiç yakışmıyor...Benim üzerimde hiç durmuyor...Hele ömrü hep akılla, mantıkla geçmiş ötelerde itibar edinmek için çalışmış birisine yakışmıyor! 
Böylesi bir hal ve ahval...Ben bana yakışanı yapmalıyım, yapmalıyım, ben bendeki benim olmayanı öldürmeliyim...

Bilirsin hemen herkesin içinde yaşayan bir çocuk yanı vardır..İşte benimde içimdeki çocuğu harekete geçirdin, çocuk çocukluğuna başladığı anda sen ve ben ona dur demek zorunda kalacaktık.

İşte bu çocuk zaman oldu bir şeylerini kaybetmiş gibi her yerde seni arar oldu.Deli gezmelerine çıktı. Sen ve ben çocuğa verilen özgürlüğü, geri almak zorunda kalacaktık aylar sonra...Onu kendi yerine olması gerektiği yere teslim etmek gibi bir temel görevimiz vardı ikimizin de...Gözünden süzülen , gözümden süzülen damlalara rağmen..

Yemin olsun ne senden, ne başkalarından hiç bir talebim yok olmayacak hiç bir zaman...Ben ömrümce hayatın her halinde imayla dahi birşey anlatılmaya çalışıldığında, git demeden gidenlerdenim. dönüpte arkaya bakmayanlardanım...

Yürek yangın yerine dönse bile, kalan ömrüm hep hüzünle geçse bile, nana muhtaç olsam bile, sevgiye hasret kalsam bile hiçbirşeye eyvallah etmeyenlerdenim...

Senden , tüm sevdiklerimden, ancak alnının secdeye değmesini dualar etmeni isterim her zaman... Her zaman sabah erken saatlerde kalkıp namazlar kılmanı isterim...Ve ben nefsimden, kendi adıma, Rızaya göre bir hayat talep ederim...
Ve senden Akşamları yatarken dudak kıpırtalarında, duanda bir lahza da olsa beni anmanı isterim... 
( Gönderilememiş Mektuplar başlıklı yazı cetin-yaleyz tarafından 31.07.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu