Cevaplar Nerede?
CEVAPLAR NEREDE?
“Güllerim lâl, dokunmayın ağlarım!”
Bir öğrencinin bugünkü sınavdan kırık not alması, mantık olarak yarınki sınava daha fazla gayretle çalışmasını gerektirir. Fakat gerçekte bunun böyle olmadığını görürüz çoğu zaman. “Ne de olsa sınıfta kalma yok.” ya da “Bir yolunu –adamını- bulup sınıfımı geçerim düşüncesiyle sınavlar savsaklanıyor ve de sonuçta verilen emeğin, yapılan masrafın karşılığında alınması gereken dönüt alınamıyor.
Fani ömrümüzün her anında –biz fark edemesek bile- imtihana tabi tutuluyoruz. Ne gariptir ki bu imtihan, klasik sınav mantığının tersine, cevapları verilmiş fakat sorular gizli. Bütün mesele soruları görebilmekte. Dört yanlışınız bir doğrunuzu götürmüyor, doğrularınıza mükâfat yanlışlarınıza karşı da ceza veya af çıkıyor.
Mesela, bize bahşedilen her nefesi, makamı, malı-mülkü, parayı… birer “soru” gibi algılarsak, cevabı zaten belli olduğuna göre kaçınılmaz “SON”a, doğru yoldan ve emniyetle ulaşabiliriz. Soruları görebildikten sonra cevaplara ulaşmak için sadece Kelamullah’tan veya Resulullah’tan kopya çekmeye kalıyor iş. Cevapları eksiksiz aktarabiliyorsak cevap kâğıdına, işte o zaman tam not alacağız ve gururla göstereceğiz kâğıtlarımızı birbirimize.
Dünyaya gelen ve dünyadan ayrılan herkesin, maddi anlamda hiçbir şeyi yoktur. Kundağa sarılarak gözümüzü açtığımız dünyadan kefene sarılarak ayrılacağız. İkisi de bembeyaz, ikisi de tertemiz ve ikisi de cepsiz. Ne gelirken ne de giderken içine bir şeyler koymaya cebi yok ikisinde de. Yok getirdik, yok götüreceğiz maddi olarak. Mutfağında yiyecek kalmadığını öğrenince “Çok şükür evimiz Peygamberimizin evine benzedi.” diyen Mevlana gibi, bazılarımız dünyada da ‘YOK’lukla imtihan ediliyoruz. Yokluk yüzünden değimlidir ki Nebiler Nebisi(sav), vefat ettiğinde mübarek zırhı bir Yahudi’de, aldığı erzak karşılığında rehin bulunuyordu.
Eğer emaneti ehline verip vermeyeceğimizle imtihan ediliyorsak hemen hadis kitabının kapağını kaldırarak kopya çekmeye başlayabiliriz. Resûl-i Ekrem (sav)'in Kabe'nin anahtarını amcası Hz. Abbas'a değil; o işe daha ehil olan Hz. Osman b. Talha'ya vermesi, bu konuda bize ışık tutacaktır.
Büyük yükleri en güçlüler kaldırabilir. En zor soruları da en güçlülere sormuş Rabbimiz:
Makam ve mevkisini taşımak imtihanını, kim geçebilir Süleyman Aleyhisselamdan başka? Hastalıklarla hangimiz imtihan edilsek, Eyyup Aleyhisselamla yarışabiliriz? İlimde hazreti Lokman’a rakip var mıdır aramızda? Güzellik ve çekiciliği kötüye kullanmadan taşımakta Yusuf Peygamber hepimizden kat kat üstün değil midir? Ve de dağların taşımaktan ürktüğü yükü sırtlayan Yüce Peygamberimize(sav) ne demeli?
Dünyaya gelirken kulağımıza ezanla “hoş geldin” diyenler, giderken ardımızdan “güle güle” diyecekler sala ile. Ve bu ezanla-sala arasından çıkacak imtihan soruları. Allah cümlemize imtihanda başarılar nasip etsin.
(
Cevaplar Nerede? başlıklı yazı
ahmet-menevs tarafından
5/8/2009 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.