Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
./ ./
13.11.2010 · 3.725 · 28 · Tahmini 3 dk okuma
Günün Seçkisi 01.01.2011
(0 oy)

Hasbihal

 

       Neşter yemiş hicran yarası kadar derin

       Islak bir veda busesi gibi hüzünlü gözlerin...

 

       Endamına konmuş zaman akıp giderken sularında

       Gün akşam olmuş , nasıl bir devinimdir ömrün son baharında ?

       Sonu mu geldi yolun , nedir ? "Dante" gibi duruyoruz

                                            Güneş yeniden doğmaz mı ?

       Hüzün burcundaymışız meğer  sanrımıza ağlıyoruz

                                                      Aynalar ağlamaz mı ?

 

       Ah Seyhan'ım ...

 

       Dolunayda beline gelin bağı bağladığım

       Tut ki  avuçlarımda bir berdelin ağıtı olsun

       Görmez misin , müptezel hayatlardan firarım .

       Düşlerimi doldurdum ceplerime katli vacip uykularım .

       İğfale uğramış masumiyetlerden ihanet sızarken

       Şizofren öfkelerimi sürdüm dilime

       Eylülde kan bulaştı cinayete münhasır ellerime .

 

       Zakkum çiçeklerine emanet düşlerimi

       Tırpanlar biçti  ağlıyor rüyalarım .

       Semazen kaçağı mıyım  neyim , nerde ?

       Vakit ;bir ikindi üstü  zaman

       Prangaların umutları kanattığı yerde

 

       Şehri gurbetim , ağlar yaslı  mekânım !

       Kızılın narına bürünmüş Seyhan

       Koynunda saklıyor uzun bir ince sızı

                Şuh !

                      Şımarık !

       Nazar boncuklu  etekleri fırfırlı kızı

                           Asi  çingene

                                     ve Azize kadınların

       Mevsimsiz gülüşleri gibi  yakamozların

 

       Bir türkünün ağıt kokan nağmelerinde

       Bütün ayrılıkları gurbet belliyorum

       Şiirin kirletildiği intihar eşiği suretlerde

       Can çekişiyorum !

       

       Sırı dökülmüş aynanın küstâh nakışları

       Oyalı , yosmanın davetkâr şuh bakışları

                İnce ve küskünce ...

                      Sızım-sızım kederince

       Yansıyorken yüzümde ki derin vadilerime

       Yenik bir savaşçı gibi kötürüm düşlerime

       Arşın yatağından düşen bir yıldız telaşıyla

       Kefensiz ölümler uyduruyorum kendimce

 

       Zakkum çiçeklerin , küskün aşığın

       Ve intizarıyla en namert ayrılığın

       Ah'larının iniltisinden süzülen

                 yeşil tenine /

                         sarı eteğine tutunan hasret gibi

       Uzun , upuzun bir şiir akıyor gözlerimden .

 

       Zümrüt yeşili saçların yosun-yosun , hüzünlü sesin

       Sinmiş kıyılarına  musiki gibi kokan nefesin .

 

       Sana sürgüne gönderildim Seyhan'ım

       Şimdi bir izbe balıkçı barınağında bizarım

       Kuytu bir köşeden duy ah-ü zarımı

       Bak ! kurumuş pınarlarım suskun yüreğimle ağlarım .
       

       Salmadan saçlarını akşamın kızıllığına bekle !

       Masum aşkların dileği üşüyor ellerimde

       Ay doğarda düşüp yıkanırken sularında

       Hasretini uyutuyorum boş kalmış koynumda .

       Yüzünden yüzüme düşen izlerinden görmez misin ?

       Ben gibi bir bankın yalnızlığını paylaşıyorum

       İçimde ki matemin sessizliğinden .

 

       Akşamdan kalma  sarhoş yağmurların ıslattığı

       Saçlarına kar yağmış  vurgun yemiş bir adamım

       Ve katıksız yalnızlığımda boğuluyorum .

       Sesime ses verdi bir şey

       Mırıltılar yüreğime fısıldıyor

       Adını koyamıyorum 

       Bir şey , sana dair sessiz bir vaveyla

                      masmavi gözlerinde

                               eylül sarısı teninde

       Oynaşan yakamozların cilvelerini

       Zahmelerin ihanetiyle inleyen bir kudümün sesi gibi

       Karnını tekmelemekte kulağımın şımarık yosunların   

       Seslerini  sürgün anılarımın mazisinden dinliyorum .

                

       Ey ağzına sürgüler çekilmiş tüm kutsallarım

                      size söz ,

                               kassem size ...

       Mahpuslukları düşman belledim zihnimde

       Ev sahibiyim tüm kederli ayrılıkların .
       Ah-
û zar doğurmaktayım ey yâr !

       Lâl oldu dillerim  korku yakmakta  gözlerimi

       Düğüm-düğüm boğazım  

                               nolur duy sözlerimi .

       Sizlerde şahit olun ey fatiha bekleyenler !

       Ağlayan bütün aşklar , sancıyan bütün şiirler

       Seccademi örtüyorum üstlerine üşümesinler .

 

       Leyl-i leyla gözlerinden bihaber gecelerim

       Yetmeli artık  bu hüsran

       Cinnet doğurmasın korkulu bekleyişlerim .

       Mahzun suretlerin

       Ve mazlum yüreklerin aşk-ı memnusu

       Virane olmuş tüm tarûmar hayaller adına

       Kelepçeye vurulsun ölgün ay ışığında bakışlarım

       Yeminler olsun ki aşikârım ölüme ; hazırım ...
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 28
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Hasbihal

./ ./