360 Balıkesir Şairler Ve Yazarlar Derneği
Dün sabah işten gelir gelmez yattım uyudum. Daha uykumu almamıştım. Aradan iki saat geçmemişti cep telefonum çalmaya başladı. Yatağımın baş ucunda duran cep telefonunu elime aldım. Arayan numaraya baktım. Numara tanıdık gelmedi. İçimden hayırlısı kimdir acaba diyerek telefonu açtım ve cevap verdim. Karşı taraftan gelen ses bizim Mustafa Kuvancı hocam.
--Mustafa hocam hayırdır
--Sana bir şey soracağım
--Sor hocam
Sanki uykudan uyandığımı anlamıştı.
--Uyuyormuydun yoksa
--Evet hocam sabah işten geldim
--Keşke sizi rahatsız etmeseydim
--Olurmu hocam ne rahatsızlığı, ben rahatsız olmam
--O zaman bir ara yanıma uğra da çayımı iç
--Mutlaka gelmeye çalışacağım
--Hadi sana iyi uykular, kusuruma bakma olur mu
Mustafa hocam beni çay içmeye davet etmiş gitmezmiyim. Tekrar yurdum kafayı uyudum. Ufaklık öğle saatinde okuldan geldi mi mutlaka uyanırım. Çünkü çocuklar evde olmadığı zaman veya telefon çalmadığı zaman mışıl mışıl uyurum. Hanım da gürültü olmasın diye çok dikkat eder.
--Yavrum hoşgeldin
--Hoşbulduk baba
Yavrum soluk soluğa kalmış, ayağından botlarını çıkarırkan bir yandan da yüzüme bakıyor.
--Yavrum beni Mustafa hoca çay içmeye davet etti
--Eyvah kötü bir şey yoktur herhalde
--Niye böyle düşündün yavrum
--Tenefüste çocuklar onu gördümü herkes sınıfına kaçıyor
--Niye kızım
--Bize kızar gibi bağırıyor
--Kızım öğretmenler arada sırada bağırırlar
--Biliyorum babacım aslında Mustafa hocam çok haklı, çocuklar çok yaramazlık yapıyorlar
--O kadar da değildir yavrum
--Bir yönden iyi de oluyor Mustafa hocayı görenler susuyor
--Hadi sen biraz çabuk ol bakayım annen sofrayı hazırlamış
İçeriye geçtim ve yer sofrasında ki yerime geçtim. Yer sofrasında herkesin yeri bellidir. Kimse kimsenin yerine oturmaz. Öyle alışkanlık yaptık herhalde. Bunun özel bir nedeni yok. Karnımızı doyururken sofra başında da muhabbete devam ederiz. Bazıları yemek yerken konuşulmaz desede ben her sofrada yavrularımla konuşmayı tercih ediyorum. Her fırsatta onlarla muhabbet etmeyi daha hayırlı olduğunu düşünüyorum.
--Baba ben dershaneye gidiyorum
--Güle güle yavrum
Aradan bir saat geçti. Bende hazırlandım dışarı çıkacağım.
--Eve gelirken balık alırmısın
--Bakayım
--Sahi çocukların şemşiyeye de ihtiyaçları var, geçen yıl aldıkların paramparça oldu
--Alırım canım
--Zaten hiç bir şeyi eskisi gibi sağlam yapmıyorlar
--Doğru söylersin hanım, iyisinden alırım bu sefer
Mustafa hocamın görevli olduğu dershanenin önüne vardım. İçeri girdim görevli kızlara
--Kara kızlar nasılsınız
--İyiyiz Necmi amca
--Mustafa hocam yerinde mi
--Yerinde olabilir, ben yine de geldiğini haber vereyim
Mustafa hocam dershanenin üçüncü katına taşınmıştı.Geçen yıl giriş katında duruyordu. Merdivenleri yavaş yavaş çıkmaya başladım. Her adım attığımda kendimi düşünüyordum. Fazla sürmeyecek bu basamakları yakında çıkacak derman da bulamayacaksın derken kendimi büronun kapısında buldum. Bir yere gittiğimde içeri görünse de mutlaka kapıyı tıklatırım. İçeride bulunanlar farkına varsın ona göre kendilerine çeki düzen versinler diye. İnsanlık hali belki durumları müsait olmayabilir. Toplantı veya konuştukları bir konu olabilir. Mustafa hocam beni görür görmez ayağa kalktı.
--Ooo Necmi abim hoşgeldin
--Hoşbulduk hocam
İçeriye girer girmez bana yakın olan bir vatandaşa elimi uzattım ve tokalaştık. Peşinden hocam zaten hazır vaziyette beni bekliyor. Hocamla da tokalaştık.
--Buyur geç şöyle
--Teşekkür ederim
--Hemen çayları söyliyeyim
--İyi olur
--Necmi abi tanıştırayım
Odaya girdiğim anda tokalaştığım kişi Balıkesir ilinde yerel bir gazete de gaztecilik yapan bir arkadaş. Daha önce hiç görmediği için
--Kusuruma bakmayın tanıyamadım, nasılsınız
--İyiyim, siz nasılsınız
İçeride ayrıca iki öğretmen arkadaş daha vardı. Onlarla da daha önceden tanışmıştık. İnsanların olduğu yerde muhabbet olur herhalde. Herkes konuşmaya hasret. Kelimeler peşpeşe gelmeye başladı. Konu nerden açıldı bilmem ama Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğuna girme hususunda herkes bildiği veya düşüncelerini aktarmaya başladı. Benim aklımda ise hocamın beni çaya davet etmesinde başka bir husus olduğunu düşünüyordum. Muhabbette koyulaştı. Sözleri kesmek te olmaz. Bende sabredeyim bari.
Arkadaşımız gitmek zorunda olduğunu söyledi ve izin istedi. Hoşbeş ettikten zonra tekrar yerimize oturduk.Ben hemen konuya girdim.
--Hocam hayırdır
--Ben dernek kurmaya karar verdim, işlemleri başlattım
--Ne derneği hocam
--Balıkesir Şairler ve Yazarlar Derneği
O an hocamın gözlerinden okuyordum. Sanki yüreğinde bir burukluk vardı. Bakalım ne olacak diye sabrediyordum.
--Kurucu üye olarak seni de düşünmüştüm
--Anladım hocam ama biz polisler bir tek spor klüpleri bazında kurucu üye olabiliyoruz
--Araştırdım öğleymiş
--Hocam üzülmene gerek yok, düşünmen bile yeterli, bizler yazı yazabiliriz, üye de olabiliriz ancak maalesef kurucu üye olamıyoruz.
--Her şeyi hazırladım Allah nasip ederse haftaya Cuma günü dernek resmen kurulacak
--Peki eksik bir taraf olursa yardımcı olamaya çalışırım
--Eksik olan senin yerin
--Hocam birini bulursun elbet, ne yapalım bizim kaderimiz böyle
O an hemen aklıma takılan bir soru geldi.
--Hocam Balıkesir'de böyle bir dernek yok mu ?
--Yokmuş, inşallah bundan sonra olacak
Kendi kendime başladım düşünmeye. Olacak iş değil. lafa geldik mi çok konuşuyoruz. Bu zamana kadar böyle bir dernek nasıl kurulmasın. Biraz daha muhabbet ettik. Tabii bu arada üçüncü bardak çayımızı da içtik.
--Hocam bana müsaade, muhabbetin kısası aslında makbul
--Müsaade senin Necmi abi
--Yine de elimden gelen bir yardım olursa ben hazırım
--Biliyorum
Oradan ayrılırken içim bir tuhaf oldu. Görüyorsunuz insanlık adına bir şeyler yapmaya çalışan bir insan. Bir insan daha var her zaman olduğu gibi önünde engeller var. Bu biraz insana normal gelmiyor gibi geliyor bana. Benim için önemli olan hocamın beni kurucu üye olarak düşünmesi. O kadar mutlu olmama rağmen. Bir yandan da yüreğim bir daha yaralandı. Olsun nasıl olsa biz çoktan alıştık. Üzülme be Mustafa hocam elbet bunları da aşarız bir gün....
Derneğimizde şimdiden hayırlı olsun. İnşallah güzel bir şeyler yaparız...
26.11.2010
360 Balıkesir Şairler Ve Yazarlar Derneği başlıklı yazı Necmi Yaprak tarafından
26.11.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 7
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.