siz benim gözlerimdeki sessizliğin tasvirini iyi yapamadınız gözlerimin ortasında oturan yıkık kentlerdeki şiirlerin nasıl insan okyanusunda rüzgar yediğini hiç.. anlamlar yutmuş şiirlerin sesini duymadınız ve hangi limanda yeni bir göçe hazırlandıklarını.. ezilmiş çiçeklerin öksüz kokularının nasıl çığ gibi yüreğime devrildiğini anlamadınız ve gövdesinden tuttuğum kızgın şiirlerin nasıl beni sakladığını göremediniz öldüresiye.
hayal sıcaklarında üşümenin resmini çizemediniz karanlığa sıkışmış yıldızların namahrem yüzünü öfkemde nasıl kök saldığını hiç. faili bilinmeyen özgürlügün ne zaman içimden firar ettiğini ve koynunda bir isyan şarkısı ile nasıl gezdiğini görmediniz gururlu şiirlerin. şimdi herkes şairdir yani hayata kafa tutan parasız küçük tanrılar yastıklara baş koymaktan bıkmış ışıklar bir çelimsiz cümlede kokuşmuşsa o aşkı için çalınan ıslıklar yaşam çiçeklerinin içine konduğu vazolardan biri kırıktır göremediniz.
neden kendimi içinizdeki nehirlere dökerim biliyor musunuz neden kafa tutarım güneşe küçükcük bir bulut olup anlamlarımın peşinden koştunuz mu hiç. ve artık yasakları delen yoksul bir fikirim alnından vurulmuş cümlelerden şiirler yazışım nedendi, bilir misiniz ikimiz arasındaki uçurumun tabolusunu yapmaktı derdim ressamların hepsi renklerin kıyılarına hapsedilmiş sendeki hayatımı resmetseydim bende giderdim.
(sen şimdi gümüş tablolar yapan bir ressamsın elin kokuşmuş sesini duydun kaç bin kilometreden, iki sahte alkış ne çok kıymetmiş bağrında taşıdığın hüzne inat derin yalnızlığının resmini yaptın mı hiç.)
Zeki Nurçin
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Gümüş Tablo Ve Ressam başlıklı yazı Zeki NURÇİN tarafından
11.03.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.