Zemherînin sonunda bir de yaz var mı?
Çıkmadı baharlara yolumuz bizim.
Bu derdi çalacak kırık saz var mı?
Hep firkât söylemekte türkümüz bizim.
Aklı ziyân eyledik, divâne olduk,
Talan ettik şu ömrü, virâne olduk,
Gizli sırlar içinden eşkâre olduk.
Gümân ile tükendi sözümüz bizim.
Kırk pazarda bir pazar görmeden geçti
Ömür tüccar oldu da dükkanın’ açtı
Kasavet kumaşından köyneği biçti
Atlas ipek olmadı bezimiz bizim.
Gaflet suyu çağladı, oldu bir umman
Yaman geldi sonumuz, hem de pek yaman
Gâhi yandı güneşte, gâh vurdu tûfan
Dulda yüzü görmedi başımız bizim..
Perdesinde düzen yok, burgusu bozuk
Tezenesi, telleri, gövdesi çizik
Nâğmesinde, sözünde “zalım ayrılık”
Vuslâtı çalamadı sazımız bizim.
Bin verdikse bir aldık gönül bağından
Sultân iken hâl olduk aşk otağından
Hîle oku çıkmakta dost sadağından
Tutulmadı kavlimiz, ahdımız bizim
Sofu sanma isyândır hâlet-i rûhiyyemiz,
Azze Celle Rabbimiz, “kün” emrine hamdimiz.
Ağyârın hüneri de taşa tutmak bendimiz’
Yazarın
Sonraki Yazısı