Sanıyorum, ben de herkes gibi ilk edebi karalamalarıma şiir ile başlamıştım, daha bıyıklarım yeni yeni terliyordu. O günlerde yatılı mektepteydik ve o bitmez tükenmez etütlerde zamanı bir şekilde öldürmeliydik Aslında bizimkisi kâh serbest stilde, kâh eskilerin aruz kalıplarını taklide dayalı bir özenti idi ama zamanla bol uyaklı, kelime oyunlu, hatta akrostişli dizeler döşenmeye başlamıştım. Sonra hayat, uğrunda şiir yazılacak bir sürü insan çıkardı karşımıza. Bir duygu şelalesinde rengârenk coştuğu da oldu dizelerimizin, bir kahır cenderesinde kapkara kesildiği de oldu sözcüklerimizin. Ama hayat gailesinde uzun uzun kış uykuları oldu veznimizin, unutulup gittiği dönemler oldu güzelim edebiyatın.

             Uzun yıllar sonra düz yazı ile dönüş yapmıştım yazın dünyasına. Genelde öykü yazıyordum ama her fırsatta yazılarımın içinde şiirlere yer vermeye özen gösteriyordum, eski bir göz ağrısı yakamı bırakmıyordu adeta. Zamanla, manzum hikâye, öykülü şiirler, şiirli denemeler gibi değişik formatlar çıkmaya başladı kalemimden, hatta bazı çalışmalarımı kendimce adlandırma yoluna da gittim. Bunlardan biri de benim, epik şiirden yola çıkarak yazdığım manzum bir alıştırma. Belki çok amatörce bir davranıştı ama genelde şiirlerimi hiçbir zaman adlandırmamıştım. Örneğin bu alıştırmam da uzun yıllar isimsiz bir kahraman olarak kalmıştı. Ancak görücüye çıkma vakti gelince nedense BÜYÜMEK ismini uygun gördüm. Kim bilir, bilinçaltımda hiç büyümediğimiz, sadece yıllanıp yaşlandığımız gerçeği yatıyordu.

Aslında doğal epik şiir, sözlüklerde, bir halkın yaşamını derinden etkilemiş ve kalıcı izler bırakmış, tarihi olayları dile getiren manzum hikâyeler olarak anlatılır. Bazılarınız alelade bir yaşam veya aşk öyküsü için bu tanımlamanın kullanılmasını yadırgayabilir. Ancak konuyu, bir de gerçek bir aşkı, tutkuları, kıvançları, acıları ve kederleri ile dolu dolu yaşamış olanlara sorun. Yaşamları derinden etkilenmiş midir? Kalıcı izler silinebilmiş midir? Tarihlerinin akışları değişmiş midir? Bu soruların yanıtlarını ararken, göreceksiniz sözlükleri yeniden yazmaya koyulacaksınız.

 

 

Ben de onlarla büyüdüm,

Birçok gidenin gittiği yeri bildim,

Sessiz bir gemiye binmeden,

O sonsuz sessizliği öğreniverdim.

 

Ben de onlarla büyüdüm,

Alın değerini bayrağımda bildim.

İncitmedim tek bir vatan evladını,

Geçtiğim topraklara dikkatle basıverdim.

 

Ben de onlarla büyüdüm,

İstanbul’u dinledim dilediğimce,

Kâh gözlerim yumuk yumuk,

Kâh gözlerimi ardına dek açıverdim.

 

Derken büyüdükçe ben de fikirlendim,

Bir kaleme sarılıp karalayıverdim,

Sivri dilim döndüğünce kem küm.

Kara mürekkebim damladıkça tek tük,

 

Önceleri düşüncelerim hükmetti divitime,

Cılız hicivlerim, boş tekerlemelerim vardı.

Genelde manzum çıkıyordu o dem satırlar,

Belki de şair ayaklarındaydım o sıralar.

 

O gün için hilafsız çok da işe yaradılar,

Bazen güldürdüler bazen ağlattılar

Sonra duygularıma esir düştü her iki elim.

Bedenim, benliğim bir kadına göç ettik.

 

Ve sonrasında dizeler kesmez oldu beni

Tomar tomar nesirlerde dile geldim

Hislerim çığ oldular, yüreklerde heyelanlar

Ama ben gaddarca tüketiliverdim.

 

Bir de baktım ki beraber yürüdüklerim,

Çok olmuş beni terk edeli, yapayalnızım.

İsyanım heba olan yılların sayılarına,

Aklım elim iflasta, oysa ben daha büyümedim.

 

Ama kadın, can havli bu, sana seni şikâyet edeyim,

Dedim, ama söz mü, ben mi tükendik bilemedim.

Bir mucize rabbimde, az önce dile geliverdim,

Bir firar oldu dudaklarımdan onu da bilemedim.

 

Sana dünden bugüne seni,

Seni anlatsam dinler misin?

Bir dün tanıdım, anımsar mısın?

Sen sendin, ben ben.

 

Sonra yarın oldu, bir kadın tanıdım,

Oyun oynamayı seven,

Oyuncakları yalanlar,

Oyun arkadaşları adamlar.

 

 

Sonra bir yarın daha oldu

Bir sırılsıklam adam,

Bir benle tanıştım,

Oyun oynamayı seven.

Oynadığını sanıp,

Oynandığına tanık.

Zaferlerle yatıp,

Hezimetlerle uyanık.

 

Ve bir gün daha oldu,

Güneş hiç doğmadı.

Ne sen sendin

Ne ben ben.

 

Sana seni anlatmayacağım gayri vazgeçtim,

Anlatırsam sen bile kudurur, isyan edersin

Sana aşkım adlı malzemeyi de vermeyeceğim,

Güftelerdeki gibi verirsem onu da ziyan edersin.

 

 

Erol Bitiren

İstanbul 2012

 

( Büyümek başlıklı yazı EROL BİTİREN tarafından 14.01.2012 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu