Bundan on sene önceydi.
Çorluda oturduğumuz sırada yeni başladığım bir işyerinde. Hanife adında güler
yüzlü küçük boylu ama çok dalıp dalıp sigara içerdi çok sıklıkla benim en çok
da yemek saatlerinde yemeğini yarısını yer yarısını soyunma odasında yemek
isterdi oraya giderdi yemek elinde bunu iki hafta devam ettirdi merak ettim arkasından
gittim çünkü yarı aç kalıyordu yemiyordu odaya gittim baktım ki Hanife arkaşım
cam kenarında ağlayarak sigara içiyor 6 yaşlarında küçük bir erkek çocuğu vardı
yanında yemek yiyordu baktım arkadaşımın yarısın yemeden getirdiği yemekti o
oturdum konuştum oğluymuş arkadaşımın dertleştik biraz üzüldüm haline 3 kızı
bir oğlu varmış kızları büyüktü geldiler bir gün işyerine uzun saçlı renkli
gözlü çok güzeldi kızları uzun boyluydular kızların tek hayali manken olmaktı
okumuyorlardı zaten babaları okutmamış aksi bir baba ama çalışmıyormuş
arkadaşım çalışıyordu Hanife 32 yaşındaydı ama çok çile çektiği her halinden
belliydi 60 yaşında gibi duruyordu ama hep gülerdi çok Sagara içer bulmaca
çözerdi sıkıntımı unutuyorum derdi hep bahanın şarkılarını dinlerdi özellikle yalnızlığım
şarkısını hüzünle hayale dalardı bir gün bana gel oğlunla dedim geldiler
ilk içeri girerken oğlu anne bunlarda tüp yanıyor yemekte pişiyor diye çığlık
attı çok şaşırdım anlam veremesem de çocuk işte dedim üstüne
düşmedim çocuk bende yemekteyken çay içerken sanki ilk kez bu kadar çok şeyi
bir arda yaşıyor gibiydi arkadaşım sadece ağlıyordu aklım karışmıştı nıoluyor
dedim sonra arkadaşım iç çekerek bak bir gün sende bana gel dedi
anlatırım dedi arada bir hafta geçti arkadaşım hala iş yerinde yemek taşıdığı
oğluylaydı patron görse kovulurdu bizde ona yardım ediyorduk biraz rahatlamıştı
sanki o gün akşam iş çıkışı onlara gittik beraber daha kapıyı açmaya çalıştığı
kapının kili di yoktu şaşırmıştım ama birde içeri girdiğimde dehşet içinde
kaldım kapı çerçeve paramparçaydı sağlam hiç bişey yoktu akşamki kavgalarından
kalma tabak kırıkları cam kırıkları bile yerdeydi eşiyle çok şiddetli kavga
etmişlerdi mahcup baktı sadece yüzüme oturdum yere çünkü hiç bişey yoktu
oturmaya bile eşi ondan çalıştığı parayı istemiş oda vermeyince dövmüş
bayılmış gece acillik olmuş sabaha karşı gelmiş birde o haliyle işe gelmişti
kolları hep cam kesiği idi gösterdi üzüldüm eşi sürekli dövüyormuş bir gün
burnunu kırmış bir gün kaburgasını kolunu yıllarca çekmiş bir gün
öldürmek için bıçağı sallayınca bacağına gelmiş kaçmış o haliyle işyerinde bir
hafta saklanmış o patronu korumuş onu anlatınca durumu oğluyla bir hafta sahip
çıkmış patron bakmış onlara sonra eşi bulmuş şikayetçi olunca patrondan
mecburen eve dönmüş tabi yeniden dayak ve şiddet başlamış bir gün
işe gelmedi noldu diye aradım kızları İstanbul kaçmış bir hafta aradı polisler
alarmda ydı İstanbul ve çorluda resimlerle aradılar nihayet 8 günde istanbulda
bulundular mankenlik ajansında eve teslim edildiler arkadaşımda işe geldi bir
süre yardım ettim yiyecek giyecek falan elimden geldiğince 4 ay
çalıştık onunla yeni gelen bir bayanla kavga ettiğim için işten ayrıldım
1 ay sonra arkadaşımı aradım kimse telefonu açmadı bir hata sonra tekrar aradım
yine açılmadı telefon anlam veremedim açardı konuşuyorduk her zaman üzülmüştüm
konuşmak istemiyor unuttu beni diye düşündüm aradan bir ay geçti birlikte
çalıştığımız arkadaştan birine rastladım markette hal hatır derken Hanife
nerde telefonu da açmaz oldu unuttu beni dedim arkadaş o gitti dedi nereye bana
bişey söylemedi dedim arkadaşım nasıl desin o öldü dedi 2 ay önce eşi döverken
kafası duvara çarpmış beyin kanaması geçirmiş o gece ölmüş kızları telefonun
kapatmamış annemim hatırası diye açmıyorlar da dedi yani o anlar nasıl anlatılır
ki onun gülüşleri hüzünlü bakışları yaşadıkları geçti gözümden yaşlarla çok ama
çok üzülmüştüm ya öyle bir yandı ki kalbim anlatılmaz mekanın cennet olsun halifem
canım arkadaşım seni hiç unutmadım unutamam ve o günden bu zamana bahayı ve
şarkılarını hiç dinleyemedim taki yeni evlenen çok sevdiğim bir kızımın
arkadaşı yalnızlığım şarkısını isteyene kadar şiirin altına bu müziği istemişti
içim de sanki bir ateş yeniden yanmıştı Hanife arkadaşımı hatırlatmıştı ben İstanbul
geleli on seNe oldu Hala kalbimde hala acısı yüreğimde her gülen mutluluktan
gülmüyordur belki acı doludur belki kâh kası her ağlayan acıdan değil de
mutluluktan olsa ağlaması tanıdığımız insanlara biraz daha dikkat etsek dertleşebilsek
güvenebilsek en güzeli de insanca duygularla insan olabilsek