''ne yöne akar benli bir ırmak, bilsem.''
Ahh bir bilebilsek ya da hiç bilmesek...
Hangisidir doğru olan..
Galiba biraz da yorugunuz hep denizi arayan olmaktan...
Son günlerdeki ruh halimi yansıtan bu şiire benim şiirim diyorum...
Kutluyorum değerli kalemi...
Breh breh breh...
Melahat hocam cosmus, cosmus da önüne gelen tasi cakili sürükleyip gidiyor.. Iyi de ediyor.. Her zaman Yunus gönüllü olunmuyor, bazen de Yavuz gibi olmak gerekiyor..
Hocam, sizin kaleminize güzellemeler yakistigi kadar, taslamalar da cok yakisiyor.. Hatta diyebilirim ki, taslamalarda cok daha ustasiniz.
Tabii ki, siir hecenin bütün unsurlarini tasiyorsa, taslamada onla orantili olarak daha berrrak, daha güzel, daha agir ve basarili oluyor.. Ki, zaten sizin siirlerinizde bütün bu özellikleri fazlasiyle görebiliyoruz. Bu yüzden siir akici oluyor ve tasvirleriniz bir ressamin elinden cikmis bir resim gibi canli oluyor.
Sizin usta kaleminizden cikan hece siirlerini okumak, hem bu site icin hem de bizler icin güzel bir duygu.. Cünkü usta bir kalemden ögrenecek bircok seyimizin olduguna inaniyorum kendi adima..
"Çevirirler dokuz aylık gebeye
Balon gibi karnın şişiren olur"
Bu kisma gelince gülmekten kendimi alama...
Ne güzel birşey ki nazar duası isteyecek hayata sahip olmak...
Nazar değmesin...tü tü tü...
Selamlar...
şem'ine pervaneyim
yakan değil yanan benim
şiirde söyler bunu şarkıda
şiir söylemezse şarkı neylesin...
gönül toprağımızın iklimi tarumar olmasın...
içim şiir...
daha ne olsun ki....
süperdi...
Şimdiki gençler harika...
Son cümle ile benim diyeceğimi demişsin...
Ben notu merak ettim,birdaha vazcayma yaz...
sevgilerimle...yüzün ve gönlün hep gülsün...
Kırk yıl hatrı kalmasa da kahvelerin
Telvelere bakan umut dolu yüreklerin
Gülümsemesi dileğiyle yüzlerin !
kahveye muhabbetim arttı...
eyvallah çok beğendim...
kutladım...
Kırk yıl hatrı kalmasa da kahvelerin
Telvelere bakan umut dolu yüreklerin
Gülümsemesi dileğiyle yüzlerin !
Kahvenin kültürümüzdeki yeri çoktur boşuna denmemiş bir kahvenin kırk yıl hatrı var diye...
Harikaydı can sonsuz tebriklerimle sevgimle...
Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane. deseler de inanma buna pek :) maksatları sohbetten sonra fal baktırıp biraz da güzel sözler duymaktır. Başıma çok geldiği için biliyorum. Hatta haftasonu sınav saatini beklerken bir kız ile sohbete başladık, bir takım tahminlerim tuttunca hakkında dedi ki: " Sen fal bakabiliyor musun?" "Çok mu belli ediyorum?" dedim.. Sınavdan sonra kahve içelim mi diyor :)) Denk gelememe ihtimalini de düşündüğünden msn adresime kahvenin resimlerini çekip yollayacak :P
Fala inandığımdan değil, sahiden değil.. Ama sezgilere inanırım.. Bazı insanların içine doğar deriz ya, bu herkese nasip olmaz..
İnşallah bir gün senle de içeriz kırk yıllık hatıra :)
Yine güzeldi, selam ve sevgilerimle..
Kem gözlere tek lafımdır;NAZAR ETME NE OLUR ,ÇALIŞ SENİNDE OLUR .
Bravo teyzeoğlu......
Ha bu arada ,sopa isteyen kem gözlü varsa oralarda haber ver berarber dalalım.
Selamlar ,görüşelim,arayı açmayalım...
Åu Poyraz'ı düşürürler cefâya
Bülbül eder kendi çıkar sefâya
Boş sözlerle çağırmayın vefâya
Senin de sabrını taşıran olur
Öff can nedir bu:) taşlar son derece büyük ve ağır gibiydi
Ehh şiir bu ya hiciv de edebiyatımızın bir parçası yürek dellenince yazılıyor demek ki...
Tüm serzenişlerin güzellik adına şiirlerde kalması gerçeklerde her şeyin tatlılıkla halledilmesi dileğiyle sonsuz tebriklerimi bıraktım sevgiyle...
Bir hicran ki sormayın hala durur sızısı
Müptela şu kalbimin sana çarpar yarısı
Gönlümün tek sultanı alnımın tek yazısı
Sen bilirdim değilmiş geçmiyor aşk yarası
Bir hicran ki sormayın hala durur sızısı
Siirlerde beşli mısralar çok beğendiğim bir dizin tarzıdır ve yazması da aslında çok güçtür hele bu tür ayakların kıta başı ve sonlarında kullanılması mısraları kalıbına uydurmakta insanı epeyce bir zorlar...
Ama siz verdiğiniz örnekle bunu harika başarmışlığınızın bir kanıtıyd bu ve muhteşemdi dost, sonsuz tebriklerimi bırakırken şiirinize atfen bir dörtlükle de ben eşlik etmek istedim affınıza sığınarak:) saygımla...
Allah Tülay Hanım'dan razı olsun, ben sadece Peygamber Efendimiz ( s.a.v)'in okuudğu duayı biliyordum ezbere, diğerlerini de not alayım derhal zira gerekli olduğu vakitler çok :)
İnsanlarda birbirlerini çekememezlik almış bşını gidiyor, nazarın ötesinde dahi neler olmuyor ki...
Bir de abdestli gezen insana kötülük uğramaz derler ama...
Neysem efendim
Tebriğimi iletip, duaları da alıp çekiliyorum huzurlarınızadan :)
Hocaya yakalandık eyvah denir mi kız, şükret bak günün en bereketli saatinde ayaktasın. O anda içinden geçenlerle duanı et, hayatın hep ışık dolu olsun :)
Güzel bir anlatıma sahipsin, konu seçimin de bir o kadar güzel.. Doğru noktalara temas etmişsin. Günümüzde iki günlük tatili duyan dahi yazlık mekanlara gidiyor akın akın. Bizim zamanımız çok eski sayılmaz gerçi, herkesten önce uyanırdık kıyafetlerimizi giyecek olmanın mutluluğuyla. Millet daha kahvaltısını etmemişken biz mahallede toplaşırdık çocuklarla :) Kimin daha çok şekeri oldu diye bir de sayardık.. Çocukluk işte. Benim babannem de bilmez öyle ayları, abıl ayı, ceviz ayı, ekin ayı, kiraz ayı ... diye bir sürü şey sayar:)
Ne diyim daha, bu siteye iki başak burcu fazla :P
Ya sen gideceksin ya ben :))
Hadi kalemin daim olsun ve hep mutlu sevinçli kalman dileklerimle..
Aldım payıma düşeni;
Muhatabı ben miyim? Elbette çıkış amacı ben değilim bu şiirin.
Lakin anlayana tarzı bu şiirleri herkes üzerine alınarak okumalı bence.
Çünkü bu tarz şiirler; ders gibi şiirler.
Nasıl davranmamam(ya da tam tersi nasıl davranmam) gerektiğini
elbette biliyordum ama pekiştirmiş oldum şiirinizle. Etkiliydi,
Kutlarım sevgiler...
sabrı taşmış şairenin
şiirlerin en etken olduğu anda gelmiş adeta
bir derin ve sarsıcı dalga gibi
verilecek mesaj verilmiş ve umarım adrese teslim olmuştur
kutlarım etkili kaleminizi
Sabreden derviş muradına ermiş, derler hani. Sabrın bir erdem olduğunu hemen hepimiz biliriz lakin darda, zorda, sıkıntıda kaldığımız zaman daim Allah'ı anarak tespih çekeriz ki bunun için derviş olmamız gerekmez. Güzel, duygu yüklü ve derin mesajlar veren görkemli bir çalışma; bilvesile bu özgün paylaşımınız için yürekten tebrik, teşekkür ve selam ederim, sayın Efiloğlu.
Bizim toplumun kesin kuralı bir kız hangi pozisyonda hangi mevkide olursa olsun eğer bekarsa vardır bir illeti düşüncesi.ve toplumda medeni durumuna göre saygınlık görmesi.Kendi kariyerinden çok kocasının kariyeri ile hava atması..Benim memleketimde bir kıza ne kadar çok altın takılırsa evlenirken, yada ne kadar çok isteyeni varsa o kadar değerlidir.Size kendi yaşadığım bir olayı anlatayım ,Üniversiteyi bitirip Ankara'dan Kayseri'ye dönmüş ve bir bankada işe başlamıştım.22 yaşındayım bekarım ve 5 yıl boyunca ankara'da tek başına yaşamanın vermiş olduğu özgüven ve hayata diğer yaşıtlarımdan farklı bakan bir yanım var ..Yani öyle zengin koca ,yada kayserili bir koca falan hiç istemiyor ,Aşık olup evlenmek istiyorum.(Hoş üniversitede olamamışım ya aşık neyse..) Aynı şubede çalıştığım benim amirim pozisyonunda bir bayan bir gün bana dediki ; Görümcemin oğluna kız arıyoruz ,aklıma sen geldin ama Oğlanın boyu çok uzun olmaz dedim..Bu arada Oğlanın tahsil durumunu ve yaşadığı hayatı belirtme...
Günaydın Sevinç Hanım,
Bir kalem dostu hanım, bir başka sitede benzer bir yazı yazmıştı. Onun önerisi şu idi. Bir kurumda çalışıyor ve medeni halinizin güncelenmesi sık sık istendiğinde sakın ola "bekarım, evli değilim," gibi şeyler yazmayın. Yoksa "kız kurusu" damgası yersiniz. "Henüz evlenmedim" yazınız ki, hazırda çok var da, elekten geçiriyorum anlamı verin. Ha, bu inceliği anlayacak amir- müdür var mıdır, orası da ayrı tabi. Adınız gibi sevinçli olduğunuzu söylemiştiniz. Sizinle evlenecek adam, sevinç yükleneceği için para vermeden her gün bir kilo pirzola yemiş olacak. Artı, sevinçli bir hanımla evlendiği için hiç yaşlanmayacak. Ha, bu devirde bunları düşünecek bir adam var mıdır, işte o da şüpheli.
Sabah sabah epey gülümseterek, sevinçliliğinize bir sevinç de ben yüklemişimdir.
Başarılar diliyorum.
Saygılarımla.
''Nerde o eski bayramlar''
Düğün değil bayram değil nerden çıktı bu yazı dedim içimden,
sonrada ''komşu komşunun yazısına muhtaçtır''
sözü geldi aklıma,dedim okuyayım belkim bişeyler kaparım yadıklarından.
Ne yalan söyleyim iyide olmuş okuduğum,
öylesi yazıları böylesi sitelerde ya bayramlarda ya arefelerde okumaya alışık olduğumdan başta yadırgadım ama,
sonra düşündüm de '' yazara her gün bayram '' derler bizim oralarda...
Bizim oralar dedim de;
bizim öle sundurmamız neyimiz yohdu,
üstümüz alabildiğine gökyüzü ve yıldızlar ,
altımız olabildiğince çayır ve çimen,
sağ yanımızda koyun kuzu,
sol yanımızda ekmeklik unu ve tuzu vardı nenemin.
önümüzde nah kolum kalınlığında pınar suyu,
arkamızda kör bir kuyu,
daha ötesinde tezek yığınları vardı...
manzara yer yer değişiklik arzetsede muhabbet aynıydı sanırım,
akşamdan bayramlıkları yatağın başına asmalar,
katlayıp yastık altına koymalar,
yengelerimin ışıl ışıl göz...