Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Şairin ilk kez bir şiirini okudum... Derin bir hayal kırıklığı sonrasında kaleme aldığını düşündüğüm bir serbest çalışmaydı. Duru bir anlatımınız var ancak bunu biraz daha şiirsel ve tınısını hayalde ritmik bir müziğe çevirmek için seçtiğiniz kelimeleri titizlikle belli bir düzen içinde mısralara yerleştirmeli fazlalık kelime gruplarından uzak durmalısınız. Çünkü bazı dizeleriniz düz yazıda ki anlatıma yakın olmuş. Şiirde bunu önlemek ve duyguları ve ritmin kuvvetini elden bırakmamak gerek diye düşünüyorum. Sizi tebrik ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum... Kaleme saygımla...
Yitirdiğimiz ,unuttuğumuz değerler...Çok çabuk mu tüketiyoruz ? Hem maddesel hem hissi...Her şey ne çabuk anlamsızlaşıyor...Çok çabuk tüketiyoruz ve sonra ahlar ve vahlar dilimizde...Şiirin her kıtasında durdum ,tekrar tekrar okudum.İçimde bir sızı.Ne güzel dillendirmişsiniz... Takvimlerin yaprağı dert anlatır bu gece, Şiirler neşesizce esiyor soğuk soğuk. Cananların elleri yarılmaz hece hece, Gözlerden sızar durur kor yaşlar oluk oluk. Şimdi artık mısralar anlatmıyor sevdayı; Çağlatıyor kalemler bülbülsüzce sedayı. Çok beğendim.... Yüreğinize sağlık öğretmenim... Saygımla....
"Keşke bütün hayaller çığlık atsaydı sık sık, Şairlerin nefesi mecliste tıkanmazdı" Güzel siirlere duyulan özlemi cok güzel yansitmis bu iki dize.. Siir bütünüyle basarili, verilen emek, harcanan zaman kendini belli ediyor zaten. Tesekkürler ve tebrikler.
Hedefim ne kimseyi üzmek Ne de bilerek incitmek Niyetimde yok hani bükülmeye Maksadım eğilmeden durabilmek Ne güzel dizeler. Kendini bilerek sentezleyen ve aslında nerede, nasıl bulacağını bilen buna rağmen bir iç savaş yaşayan bir yürek var gibi... Beğeni ile okudum.Tebrikler
Güzel kalbinde eskimeyen anıların dizelerde adeta inci taneleri gibi yerini almış. Giden gençliğimizdir, evet çok doğru ama yıllar da bize olgunluk kazandırdı. Bazen yaşanmışlıklar bir ah ile, bazen de bir kaç damla gözyaşıyla ya da derin bir solukla gelip geçer gözlerimizi kapadığımızda tıpkı bir film şeridi gibi... Yüreğin güzelliklerine alkışlar benden olsun can kardeşim...
Yürürüm geriye Geriye En geriye... -başlanılan yere ... belki de çoğumuzun varmak istediği yer, aynı çoğumuzun sandığı gibi bilinmeyen gelecek değil bildiğimiz geçmişimizdir, ebedi bir teşhis,edebi bir ifade olmuş paylaşımınız.
Saçlarında bembeyaz yıllar.. Ne güzel bir tasvirdir... "gözlerinde ki ışık ... Yıllardır siyaha alışık" Ve bu dizeler... Aralarına ne kadar başarılı ve güzel bir kafiye serpiştirilmiş... Ve beklentiler ne güzel sıralanmış... Dur ne dersen de ama söyleme gittiğini... Tebrik ederim...
Keşke hayat,kaybettiklerimizi geri getirseydi de ayrılıklar uzun sürmeseydi. Ayrılık dolu olup ,hüzün karışıp vurmasın pencereme.her vuruşlarında intizarım büyür, özlemlerim çoğalır.Her an geleceği umuduyla uyku girmez ya gözlere ,işte mahfeder bu duygu yeni umutları.bekleyişlere ,ümitsizlik eklenir. Fırtınalarda yitirmişiz sanki"söz veriyorum geleceğim"cümlesini.oysa bu söz bir avutma bir tesellidir .arkasına bakmadan gidenin yollarını gözleyene bir aldatmacasıdır. Ayrılık,kumlara yazılamayan yazılması tamamlanamayan bir duygu,bir ürperti .Kafadağının eteklerine sesimizi duyuramamak ya da ,uçurumun öte taraına ulaşamamak. Ayrılık,bir erazyondur belki de ,sonunda herşeyini kaybedersin.... Yüreğine sağlık, akıcı bir o kadar hoştu.. Tebriklerimle..
Satirik şiirleri çok seviyorum, bunda,kolay anlaşılır olması kadar, sevdiğim heccavların da etkisi olsa gerek. Meselâ: "Sen gül diyarının yapma gülüsün ! Aynı yapmacıklı Çoban Sülüsün ! Yoktur izlediğin bir dava yolu, Bir bu yan, bir şu yan büküntülüsün" diyen Necip Fazıl Kısakürek'i, " Alçaklara yumruk gerekir, fiske gider, Sulh uğruna Kıbrıs diye bir ülke gider"diyen Arif Nihat Asya'yı, "Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için Gelmesin reddeylerim, billahi öz kardeşimi Gözlerim ebnay-ı alemden o rütbe yıldı ki, İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı" diyen Eşref'i ve yazdıklarını sevmemek mümkün mü? Küheylan da bunlar kadar güzel bir taşlama. Tebrikler, selam ve sevgiler.
CAN ARKADASIM NEDE GUZEL DILE GETIRMISSIN.AILELER BU TUR DENSIZLIKLERDEN DOLAYI DAGILIR.KIMI KUMAR OYNAR, KIMI KOR KUTUK OLUP SISEDEN BASKA BIRSEY TANIMAZ VE KIMIDE GUL GIBI AILESI VARKEN DISARIDA KENDINE HEYECAN ARAYIP KADINLARLA BASINI BELAYA SARAR.TOPLUMUN YASANTILARI.NE DESEM KI ASLINDA YAZILACAK COK SEY VAR. BEN CALISMANI COK BEGENDIM .OKURKEN BU YUZDEN YUVASI DAGILMISLAR GOZUMUN ONUNE GELDI. ICIM BURKULDU.YAZAN YUREGINDEN OPER ICTENLIKLE KUTLARIM SELAMLAR KUCAK DOLUSU SEVGILERIMLE.
Çok güzel özgün ifadeler var şiirinizde... Ama minik bir şey dikkatimi çekti, hani daha da güzel olması açısından yapıyorum ediyorum kitleniyorum gidiyorum yığılıyorum düşüyorum sızıyorum, çok fazla "ü(u,o,ö,a)yorum" takısı almış kelimeler var... Bunu biraz ayıklamak lazım diye düşündüm bir an için... Bu da benim titizlenerek okumamdan kaynaklı bir görüşüm... Beğenerek ve hayranlık duyduğum anlatım ve betimlerinizede rastladım... Örneğin: "üstüme tünüyor karanlıklar"-"ay ışığı yıkanıyor ayaklarımda"-"kirpiklerimde deniz tuzu çatlıyor"-" gözlerimde bir sokak lambası ağlıyor"- "birazdan uyanacak gün"-"gece atacak beni koynundan " ifadelerinize çok kuvvetli söz sanatları ve imgelem mevcut... Gıpta ile okudum şiirinizi... Tebrik ederim... Not: "çekiyorum kanburunu varoşların " kanbur- kambur şeklinde olmalı... Sonsuz saygım, beğenim ve selamlarımla...
ya rab, rahmetinle yıkanıp toprak olmak istiyorum ... şairi ve şiiri tenzih ederim zira yorumum edebi pencereden değil,ebedi pencereden olacak... ölüp toprak olacağını sanan insanlara şaşarım doğrusu, demekki ceset boyutundan kurtulup neşet boyutuna geçememiş diye düşünürüm hep. mütevazilikte toprak gibi olmayı anlarım ve isterim Mevlana gibi, lakin hem rahmetle yıkanıp hem de toprak olmak ? ve ''ya rab'' hitabıyla üstelik... belki uç bir düşünce bilemi/yorum. geriye ihtimaller kalıyor tabi ki; ''topraktan geldik,toprağa döneceğiz'' hesabı... o zaman iki kapı açılıyor önümüze ; ya ölüp toprak olmak, ya olup toprak olmak, yol o kadar uzun ve varış yeri o kadar sarp ki sevgili şair, korkarım oraya sadece yükü az olanlar varabilecek... şair yazmışsa g/özeldir elbet , şuura vesile oldu, yorum bahane kelamım ortaya, selamım cümleye olsun dili/yorum.
Bazı kelimelerin yanlış yazılıp yazılmadığıyla ilgilendim ilkin, bu şiiri yeniden okurken.... "Sol göğsümün altında sakladım seni bilemedim eski eşyalar gibi içim içim çürüyeceğini" Yukarıda belirttiğim iki dizeden ilkinde güzel bir anlatım var... Birçok ifadeyi tek bir dizede toparlamak olsa gerek... Hem yüreğimde sakladım, hem de seni göğsümün çıkış kapısına kitledim kaçama diye şeklinde anlamlandırmak mümkün... Ancak bir sonraki dizede ikinci anlamı pekiştirir şekilde kurulmuş... Çürümek kelimesi bunu gösteriyor... Orada o kadar bekledin ki çürüdün kendi kendine... Ben küçükken bir taşın altına saklamıştım hevesle yaz tatilinin bitmesini bekledim ve sakladığım şey çürümüştü... Her okuyan farklı anlayabilir ama bu iki dize bana bu olayı anımsattı... Ara sıra sevmek, pozisyonunu değiştirmek gerek bu bir insanda olsa eşya da olsa fark etmiyor... Saklamak sadece çürütüyor bazı şeyleri... Yine ikinci dizede içim içim tabiri sanırım aşığın kendisine vurgusu...
Çok değerli bilgiler sunmuşsunuz... Yazınız güne gelmeyi hak etmiş ama yetmez ki bu değerin karşılığını size sunmaya... Sonuna kadar, akıcı ve kaliteli bilgilerin ışığında bir çok kabilenin telef olmasını engelleyen son dinin güzelliklerini sizden okumak çok güzeldi... Tebrik ederim...
''Yâ leytenî küntu turâbâ'' dememek temennisiyle..
Aşkla harmanlanmış genim dünyada Ruhum nârındadır tenim dünyada Mecnunun varisi benim dünyada Divane gûrûhun en âlâsıyım ... Hoş sefa getirdin ,dostum divane ! Bır/aktığın yerler hep mi virane ? Hoş seda yetirdin dostum ; Divan'e ! Kelam-ı kibarın en us/t/asısın...
sevgi tekrarı tükenmeyen bir süreç. KALEMİNİZ ÇAĞLASIN
Hocam bi hadisi şerif şöyle buyurmaktadır... Allah bir kavmi severse; kendilerine belâ gönderir, kendilerini sıkıntıya sokar. Rabbimin bir bildiği vardır,istese orda zulmeden zalimlere fırsat vermez,ama dua etmek bizim müslümanlık görevimiz,tüm din kardeşlerimize dualarımız esirgemeyelim inşallah, başka bir hadis de Allah insanlara acımayana, merhamet etmez..... Evet merhamet dolu yüreğinizi kutluyorum hocam saygılar...
Katır cinsi eşek le at bozması Zapt edilmez insanların azması Övgü ile şu medyanın yazması Haşa kendin rab yerinde sanıyor Gözü doymaz işkembesi açılmış Haram hille iskeleti çatılmış Duydumkine ABD ye satılmış Kendisini bir boka kap sanıyor Hasdal ile silivride yiğitler Az dinlemez boşa sözler öğütler Buruş buruş aslan olmuş kağıtlar Memlekette Atatürk yok sanıyor Dinli dinsiz ırk ile yok işimiz İnsanlıkta sevgi dolu döşümüz Helal ile pişer bizim aşımız Kendisini burada tek sanıyor NACİZANE YÜREĞİMDEN BUNLARI SÖYLEMEK GELDİ DOST
Merhaba Melahat Hanım, Mangal yüreğiniz hep böyle parlak olsun. Tarih tekerrür eder derler ya, dilerim yüzyıl öncesi yaşanmaz. Ordudaki bu çökkünlükle, 1912 yılındaki Balkan bozgununun 2012 yılında tekrarından korkarım. Yüzyıl önceki olumsuzluklar bugün de var. 1912 yılnda savaş tamtamları çalan devletin bazı üst yöneticileri ve basın neyse bugün de aynı şekilde savaş çığırtkanlıkları yapılıyor. Komutanlarının moral değerinin düşüklüğü, rütbesiz ere kadar yansır. Gerektiğinde ne için ölüme atılacağını bilen asker savaşır. Åžu dönemde, savaşı kim çıkardıysa gelip o savaşsın diyeceklerin olabileceği gözardı edilmemeli. Ne yazık ki bazı duyumlar öyle. Gidiş, hiç iyiye alamet değil. Başarı dileklerimle saygılar.