bu yazı ile beni taa nerelere götürdün bir bilsen ülküm
bende bir kırmızı pabuç için bir araba sopa yemiştim bir bayram arefesinde annemden
hemde çarşının tam orta yerinde henüz 9,10 yaşlarında olduğum için nerde dayak yediğimin hiç önemi yoktu benim için o dayağı yedim ama çok beğendiğim kırmızı pabuçları da aldırdım anneme :))
bu yaşıma kadar yüzlerce çift ayakkabım oldu ama o kırmızı ayaklabıların yerini hiç birisi tutmadı ne yazık ki.
senin anlattığın hikaye ise hakikaten de bir mucize
insanın inanası bile gelmiyor
fakat Rabbim gönlü yüreği temiz insanların önüne işte böyle sunar mucizelerini.
çok anlamlı bir o kadarda ders alınası bir olaydı doğrusu
bizler ile paylaşman ise ayrı bir güzellik elbette
Duyarlı yüreğin dert görmesin Ülküm paylaşım için teşekkürler.
mavi turnalarla uçurdum seni
kanatların maviydi
çizdiğin tablo ay ışığında
Duvarlarıma astığın mavi yüreğimdi
umarım beğenmişsinizdir şiarem..
yüreğiniz hep mavide kalsın
yüreğiniz hiç kararmısın
beğeniyle okuduğum harika bir şiirdi..
tebrikler.sevgiler..
Anlamlı bir o kadar da bir çok manalara bulanmış ve bulanıyor olan şiirinizi öncelikle kutlarım...
Çok defa okudum bu şiiri yorum yapmak şimdiye kısmet oldu...
İnsanoğlu yaşadığı hayat boyunca her şeyden tecrübe ediniyor...Ama yinede duyguları ve yüreği olduğu için yaşanan olaylardan ders çıkartmak yerine ilk devremiz acı çekmek oluyor...
Şair ne güzel anlatmış bu şiirinde beklentilerine cevap alamayışını ve kendi iç kabuğuna çekilişini...
Kimseye hak ettiğinden fazlasını vermemek gerekiyor fazlasını verdiğin an ilk hatayı burada yapmış oluyorsun ve hayal kırıklığı birken ona çıkıyor....
Her yüzümüze güleni dost zannediyoruz oysa herkesi kendimiz gibi görmemek lazım...Kimse kimse değil...Nasıl ki on parmağın onuda farklıysa insanlarda öyle...
Şu ara içimde derin bir acı var pansuman olmasada iyi geldi şiir...
Tebrik ederim...
Senin etrafa pozitif enerji saçan o güzel bakışların bulaşıcı olsa ve tüm insanlığa bulaşsa.
Ne güzel olurdu. Teşekkürler yine gönlünün güzelliğinden sunduğun yazı için.
Sevgilerimle
Yalnızlığımla yine bağ kurmuşum.
Nerelerdeyim hep kendime sormuşum.
Yağmurların damlasıyla dost olmuşum
Yarim nerde diye soramıyorum.
Yağan yağmurlar size ne güzel ilham vermiş.
Yalnızlık üzerine güzel bir şiir yazdırmış.
Gönlünüz mutlu olsun.Sevgiler.
Sayın Demir yazınızı ilgiyle okudum.
Şairlik, kalıtsal yolla edinilen bir sıfat değil elbette. Her “yetenek” gibi sonradan edinilenlerle şekillenen , belirginleşen, ustalaşan ve her zaman gelişime-değişime açık olan bir sürecin ürünü. Bu anlamda kişinin içinde bulunduğu sosyal yapı ile kültürel erkin şiirin niteliğini belirlemesi kadar şairlik vasfının da sınırlarını çiziyor olması gayet olağandır.
“Şiir yazabilmek için şair olmak bir gerekliliktir. “
Bu cümlede “şiir” ifadesiyle kastedilen, ucuz duyguların hükümranlığında yazılan çalakalem karalamaların aksine, belirli bir emek, birikim ve duygu yoğunluğuyla yazılmış, nitelik belirten ürünler ise yerinde bir cümle. ( Yani ‘şiir gibi şiir’ sözünün karşıladığı güzellik bir bakıma ) Kasıt istisnasız bütün “şiirler” se katılmıyorum.
Zira bir uğraş sonuç somutlar veriyorsa, genelin mutabık olabileceği kanaatler üretmek görece kolaydır. Mesela bir mobilya işçisi, bir kütüphane siparişi alır. Üretime başlar ...
bazı şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır.
çocuk doğurmak maharet değil ona bir takım değerleri öğreterek insan olmanın ve kalmanın erdemi ile yetiştirmek erdemdir.
dünya sisteminin kuklalara ihtiyacı çok.birlik ve beraberliği kaybedince özgürlüğün ve dahhi her şeyin kaybolduğu ayak altı olduğu milletleri yakın ekranda zaten görüyoruz.
Milletim inşallah aşacak her zorluğu altın çağlara dönecek yeniden
güzel yazınızı kutluyorum
Hocam,geçen yıl antolojide de buna benzer bir şiirinizi okumuştum.Sanırım şöyle idi:''Alevi de benim sunni de ben''
bundan hareketle kaleminizi okuyan biri olarak,birlik ve beraberlikten yana olduğunuzu biliyorum.Sizin kaleminizden okumak ayrı bir duygu.
Bu ülke hepimizin,herkese yetecek kadar yer var.Şükür ki kaynaklarımız halıhazırda işletilmeyi bekliyor.Ne yazık ki,bazı dış ülkerin kışkırtmasıyla kendi kardeşinin kanını döken mahlukatlar var.Yıllardır sizin de işaret ettiğiniz gibi,
'Türk Kürt Kardeştir Ayrım Yapan Kalleştir!' siloganıyla bu yüce milletin yüce evlatları onca verilen şehide rağman,barışcıl tutumunu bozmamıştır.
Bizim üç beş çapulcuya verilecek toprağımız yoktur.Bu hainlere kardeş demenin de bir anlamı olmadığını düşünüyorum.
Alevi Sünni Kardeştir, Ayrım Yapan Kalleştir!'bu siloganı demeği tercih ederim.Herkesin vicdanı ve imanı özündedir.İbadette ufak tefek ayrımlar var,onun dışında aynı kültüre sahibiz.
Gerçekten beğe...
Neden Amerika kendi güvenliğini Bize tehlikeye atarak(komşularımızla aramızı bozarak) Sağlamaya çalışır.
Çünki Güçlüdür.Her istediğini yaptırır.Onlara kul köle olmamak için Bizimde Çok Güçlü olmamız gerekiyor .
Yüreğinize sağlık.
"Gelin birlik olsun...
Gelin birlik olalım! Kardeşçe…"
işte benim k a r d e l e n i m...
yazdı mı böyle yazar
kardeştir
arkadaştır
zor gün dostudur
yüreği kocamandır merttir
sırtından vurmaz kimseyi..
o benim arkadaşım
ve buraya dönüşümde beni çeken dünyanın en tatlı
en güzel mıknatıs yüreği...
canım benim kocaman tebriğim
sevgimle dua ile...
öptüm
şiirin alnından...
83-2013 umarım duvarcı Mehmet usta gün haddinden değilsede yaş haddinden emekli olmuştur üstadım .Şimdilerde böyle nezih konularda kalem oynatılmıyor artık herkes aşk meşk sevdasında yüreğinize sağlık dimağınıza esenlik diliyorum,selamlar...
"İsmin lazım değil
Siyah beyaz bir fotoğrafta göründü silüetin en son
Buruşuk bir zarfa söveceksin biliyorum
Biliyorum, adressiz mektuplara kızacaksın sen
Ve malulen düşeceksin bu gönülden"
merhaba şiir...
tebriğim sagımla...
Bu işin saklısı gizlisi yok artık,
Bir kere sevişim seni,açmışım yeni bir dosya, bu ikimizin sevdasına..
Görenler görsün,
duyanlar bilsin
kıskançlar da ölsün derim..
Artık aşılmaz dağlar yok aramızda, hadi gel,
haykırıyorum bak, aşkımıza tanrı da şahit bilirsin.
Bu çok güzel hece şiirin en son bölümün 3, dizesini görmeden okudum da ,bu cümleyi öyle kurdum şair,
"Koltuk altı terini zem zem diye içerim" ! yani bu dizeyi şiirden çıkararak okudum.
Zirâ, koltuk altı teri ile, zemzem benzetmesini ?
Kutluyorum değerli şair Safiye Hanım sizi,
"
Sevdaya dair çok güzel bir baş kaldırı şiiri okudum sayfandan. Doğrusu hani böylesi bir sevgi dedirtti ister istemez bana. Böylesi sevebilmek mümkün mü bilmiyorum şimdi.
*Huriler saf tutardı eteğini toplardı
Yani böyle mükemmel bir adam var ha dedim okuduğumda içimden.
*Koltuk altı terini zem zem diye içerim.
Hani sevda insana her şeyi yaptırır, burada verilmek istenen mesajı hepimiz aldık ama...
"Iığğ" oldum Yok artık dedim burayı okurken ister istemez daha neler.
Sen daha iyi bilirsin ama ne bileyim illa bir ter içilecekse zem zem diye bana göre "Emeğin alın terini" deseydin keşke ha tabi burada hece bağlamında işin püf noktasını sen zaten bulursun. Hem nerden bulursun sahi bunları:) İnanamıyorum ben sana.
Harikaydı, hani bu kadar iddaalı oluşu çok güzeldi gerçekten.
Tebrik ederim.
Selam ile...
*Penceremin önünden geçmesen olmaz mı ?
*Arasına hüzün sürülmüş keyifler tattırmasan
Ne zaman kapatsam gözlerimi, o anı hatırlarım der gibi. Bir giden bir pencerenin önünden defalarca geçmez. Ama işte vardır hepimizin böyle hüzün bulaşmış resim kareleri ve onlar ne zaman kapatsak gözlerimizi seyrü sefer ederler gözlerimizin önünde.
*Kanadını düşüren bir güvercin görüyor musun baktığında gökyüzüne ?
*Gelmeden, kanayan yüreğime gül işlemeli bir mendil bas !
*Çölde ki bir avuç su bile benden daha ıslak
*Ödüllendirmem gözlerini gelişimle
Her gitme eyleminde gidilir mi? Giden gittiğinde gitmiş mi oluyor? Gidenin götürdüğü sadece bavulu mudur? Giden de kalanlar? Kalanda kalanlar?
Giden sahi gitmiş ve biten bitmiş midir?
Tebrik ederim.
Selam ile...
Doğrusu üzerinde düşünüp, yazılan bir yazının "şiir" yada "deneme" mi olduğu konusunda verdiğiniz bilgiler elbett ki öncelikle yolumu aydınlattı. Yazıyı okuduğumda tam da benim aklımı kurcalayan noktaydı işaret ettiğiniz. Netice de hepimiz pek çok kez rastlıyoruz mesela bir tv proğramında bir sunucunun okuduğu eserin önemi o anda bizim için ruhumuzda bıraktıklarıdır bana göre. Neticede bende bıraktığı etkiyi baz almak en doğrusu diye düşünüyorum. Dinlediğim, okuduğum eserde almam gerekenleri alıyorsam, bunun bir şiir yahut bir deneme olması bende bir üzüntü yahut bir sevinç yaratmıyor zaten. Bunun tüm insanlar için böyle olduğunu sanıyorum.
İlla bir kategori olmalı mı sorusunun cevabı bu bağlamda bana göre ucu açık bir durum. İşte verdiğiniz örnek zaten burada ve bu eser bir deneme. Sadece alt alta sıralandığında bir serbest şiire dönüşmüş durumda. O zaman her ikisi de doğrudur bu durumda. Bu eser hem serbest bir şiir hem bir denemedir dersek yanılır mıyız yada ne olur. Bunun...
Nar- fırtına
karayağız bir yalnızlık dedin de üşüdü yüreğimin bir yanı
özlüyoruz güzel şiirilerini
kutluyor ve başarılar diliyorum
Kafası tutmaz ayar, fitne fesat söz yayar.
Hem söz verir hem cayar, hayret ahir zamanda.
=====
Şaşırsakta Ahir-i zamanda olacak bunlar,
Bunlar yaygaracı tiplerdir, seni anlayanlar
Çok iyi anlar...
Değerli Yaşara Hocam,
Yüreğine sağlık.
Saygılarımla ...
Çıktım yine bir gün aşk pazarına
Bir umut pahasına sattım da seni
Ne çok özlemler etti ne çok
Ama sonra kendimi satmak istedim de
Bir sevda bile etmedi.. Yok!
ANLAMI DERİN DİZELERDİ
ÖZLEMİŞİM BU SAYFADA ŞİİR OKUMAYI
KUTLARIM FATİH İLHAMIN BOL OLSUN HÜRMETLER.