Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Bizim toplumun kesin kuralı bir kız hangi pozisyonda hangi mevkide olursa olsun eğer bekarsa vardır bir illeti düşüncesi.ve toplumda medeni durumuna göre saygınlık görmesi.Kendi kariyerinden çok kocasının kariyeri ile hava atması..Benim memleketimde bir kıza ne kadar çok altın takılırsa evlenirken, yada ne kadar çok isteyeni varsa o kadar değerlidir.Size kendi yaşadığım bir olayı anlatayım ,Üniversiteyi bitirip Ankara'dan Kayseri'ye dönmüş ve bir bankada işe başlamıştım.22 yaşındayım bekarım ve 5 yıl boyunca ankara'da tek başına yaşamanın vermiş olduğu özgüven ve hayata diğer yaşıtlarımdan farklı bakan bir yanım var ..Yani öyle zengin koca ,yada kayserili bir koca falan hiç istemiyor ,Aşık olup evlenmek istiyorum.(Hoş üniversitede olamamışım ya aşık neyse..) Aynı şubede çalıştığım benim amirim pozisyonunda bir bayan bir gün bana dediki ; Görümcemin oğluna kız arıyoruz ,aklıma sen geldin ama Oğlanın boyu çok uzun olmaz dedim..Bu arada Oğlanın tahsil durumunu ve yaşadığı hayatı belirtme...
Günaydın Sevinç Hanım, Bir kalem dostu hanım, bir başka sitede benzer bir yazı yazmıştı. Onun önerisi şu idi. Bir kurumda çalışıyor ve medeni halinizin güncelenmesi sık sık istendiğinde sakın ola "bekarım, evli değilim," gibi şeyler yazmayın. Yoksa "kız kurusu" damgası yersiniz. "Henüz evlenmedim" yazınız ki, hazırda çok var da, elekten geçiriyorum anlamı verin. Ha, bu inceliği anlayacak amir- müdür var mıdır, orası da ayrı tabi. Adınız gibi sevinçli olduğunuzu söylemiştiniz. Sizinle evlenecek adam, sevinç yükleneceği için para vermeden her gün bir kilo pirzola yemiş olacak. Artı, sevinçli bir hanımla evlendiği için hiç yaşlanmayacak. Ha, bu devirde bunları düşünecek bir adam var mıdır, işte o da şüpheli. Sabah sabah epey gülümseterek, sevinçliliğinize bir sevinç de ben yüklemişimdir. Başarılar diliyorum. Saygılarımla.
''Nerde o eski bayramlar'' Düğün değil bayram değil nerden çıktı bu yazı dedim içimden, sonrada ''komşu komşunun yazısına muhtaçtır'' sözü geldi aklıma,dedim okuyayım belkim bişeyler kaparım yadıklarından. Ne yalan söyleyim iyide olmuş okuduğum, öylesi yazıları böylesi sitelerde ya bayramlarda ya arefelerde okumaya alışık olduğumdan başta yadırgadım ama, sonra düşündüm de '' yazara her gün bayram '' derler bizim oralarda... Bizim oralar dedim de; bizim öle sundurmamız neyimiz yohdu, üstümüz alabildiğine gökyüzü ve yıldızlar , altımız olabildiğince çayır ve çimen, sağ yanımızda koyun kuzu, sol yanımızda ekmeklik unu ve tuzu vardı nenemin. önümüzde nah kolum kalınlığında pınar suyu, arkamızda kör bir kuyu, daha ötesinde tezek yığınları vardı... manzara yer yer değişiklik arzetsede muhabbet aynıydı sanırım, akşamdan bayramlıkları yatağın başına asmalar, katlayıp yastık altına koymalar, yengelerimin ışıl ışıl göz...
Yusuf'a kucak açmış, kör kuyunun dibiyim Ardımda gözü yaşlı, Yakup'un kalbi vurur Kendi gölgemde yittim, hadi bulsunlar beni İçimde terk edilmiş, mahzun bir çocuk ağlar Zekeriya ağabey, Sürükleniş gününde tespihinize eklediğiniz sabırlarınız mutlaka karşılığını bulacaktır. Güzel olan tarafı ise dervişlerin bunu karşılık beklemeden yapmalarıdır... Biraz önce öğretmen arkadaşlarımla "OD" kitabını konuşuyorduk, daha doğrusu Yunus Emre'yi ve bu dizeleriniz bana Yunus'u hatırlattı. Tebrik ediyorum ağabey. Selam ve dua ile...
heybesinde geçmişin külü, zikirler giyinmiş, içindense terk edilmiş mahzun bir çocuk boylanan bir müdrik gördüm misralar arasında,ama her ne kadar: "Dökülüyor yoluma, dalından kopan yaprak Ben de düşüp savruldum, rüzgârların önünde Geleni kucaklıyor, ezdiği kara toprak Beni de alır elbet, sürükleniş gününde Dökülüyor yoluma, dalından kopan yaprak"...deye olumsuz duygulara kapılsa da, seherde topallayan bir güneşi bekliyordu...tesbihine sabrını ekliye ekliye... ben de bu dervişin hikmetine daldım iyice ....teşekkür eder ve candan kutlarım Zekeriya bey..
Seherde topallayan güneşi bekliyorum Denizin yazgısına, gülerken karlı dağlar Dervişim, tespihime, sabrımı ekliyorum İçimde terk edilmiş, mahzun bir çocuk ağlar Seherde topallayan güneşi bekliyorum Herbiri bir birinden manidar ve fevkalade güzel betimlemelerden bunu ayrıca özel buldum, çünkü...Teşbihleri diğerlerine göre ayrıcalıklı geldi. Denizin yazgısına, gülerken karlı dağlar...harikaydı. Can-ı gönülden kutluyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Ya gündüz olsun ya gece alacakaranlık olmasın Ya mutlu olayım ya acıdan öleyim Ya namluda kalsın kurşun ya da öldürsün Ya sevilsin seven yada hiç görmesin seven yürek sevileni !! Kışı sevmem ama yağmur yağmaya az kala Güneşin saklandığı havalarda daralırım bende... İçim sıkılır, boğulurum Tıpkı duygularımızı tam anlamıyla yaşayamadığımızda, kursağımızda kaldığında olduğu gibi Tebriklerim sevgilerimle
' Hay ağzını öpeyim ' diyesim gelmediyse ilham perilerim yok olsun =) Ne güzel bir mevzuya değinmişşin ! En küçük yeğenlerin mi dersin? Sınıf arkadaşların mı dersin ? Mahalledeki bebeler mi dersin? Hepiciği evlendiler ! Evlendiler evlenmesine de sor bakalım kaçı mutlu? Kaçı hala evli ? Hiç denecek kadar az sanıyorum...Sanmıyorum biliyorum...Kimisi kucağında çocukla, kimisi alkolik diye, kimisi kaynanam diye, kimisi aldattı diye teker teker döndüler baba evlerine ! Kimisi de dönemedi bile o eve :( Şanslıyız da ama akıllıyızda biz sen uyma yine o mahalle ablalarına, uymazsın zaten de ben yine diyeyim içmde kalmasın zaten bir sürü şey var içimde =) Demem o ki Allah herkese en iyi zamanda, en hayırlı insanlarla karşılaştırsın..Karşılaştırdı mı da ayırmasın inşallah (amin) !!!
Üstad ' ım vallahi de billahi de rakı balık yapasım geldi okurken Alkolik falan değilim he hatta kullanmıyorum desem yalan olmaz hani Ama böyle teknede, bu sözlerle, rakı balık ,deniz, gece güzel geçerdi diye bir hissiyat oluştu bende :) Tebriklerimle şarkıda mükemmel Saygılar efendim sonsuz sevgiler
Bir çocuğun diliyle yazılmış gibiydi sanki... Ya da ben eklediğiniz bu masum fotoğrafa bakarak böyle bir hisse kapılarak yanılıyorum bilmiyorum... Ama ne olursa olsun çok derin manalar ve hayatın bize sunduğu yaşamın içinden kareler vardı... Çok beğenerek okudum Tebrik ediyorum... Başarılar diliyorum...
Fondaki şarkıyla bir bütün... Aşk var aşkın yarattığı mutlu keder... Çok güzel bir şiirdi... Ki bazen insan okuduğu bir şiirde acaba burada şair ne demek istemiş diye bir meraka tutulur ya işte öyle oldum bende bazı bölümlerinde... Çok sevdim şiirinizi... "fonda başa sarmaktan yorgun bir şarkı il(lâ) sesinde seni arıyorum" Acaba o şarkı fona eklediğiniz ve kulağımızda yankılanan şu dinlediğimiz şarkı mı diye düşünmeden edemedim... "şairin de dediği gibi içim sana şiir değil mi zaten" Ve burası aklıma Kahraman Tazeoğlu'nun bir şiirini getirdi... Her yönüyle çoğul düşünmemi sağladı bu şiir... Tebrik ederim...
keşke gitmeler tek sorun olsa ve keşke yorgun şarkılara yaslanmasaydı ezik, kırgın, boşvermiş ömürler. " sana şiir yazmak geçiyor içimden desem de inanma..." koca bir gülümseme kaç şairin şiiri para etmiştir bilsem aşk denilende... sonra ölüme süslenmek? hüzne adres sormakmı bilmem, bilsede söylemeyen cinsten ki ölüm/yar... servi. yeşil yapraklar arasına saklanan gece, kızıl nede güzel düşer siyah üstüne batmasa ay, kaybolmasa yakamozlar, her gece/m... sonra itidal hem de aşkta aşk aşkken üstelik zorun en sert anlamı eşitine canlar bağışlanan, ama... yine bir şafak sökmesi ve karşılığı olsun istiyor şair adına elbet okuyucusu da, tek şairinde kalmasın diye yalan bile olsa sabaha uyanmalar... beğeniyle okudum. dostlukla.
"Ey dostum! Duyarsan, bilirsin Dinlersen, anlarsın beni Budur hayatın felsefesi ! Böyledir hayat ! Ezmezsen, ezilirsin Kırmazsan, kırılırsın Ve ancak sevmezsen sevilirsin !" *** Maalesef öyle.. Maalesef.. Ama herkes böyle olsa idi, inan çekilmezdi dünya hayatın suçu ne :) insanoğlu çiğ süt emmişse.. Buyur bakalım feridun'dan hazırcevap http://www.youtube.com/watch?v=3ilAmMCCnKs&feature=related
İstiare, teşbih, teşhis ve intak sanatları başta olmak üzere çeşitli edebi sanatları yerinde kullanarak bizlere sunmuş olduğunuz bu değerli ve duygu yüklü denemenizi bir solukta okuyuverdim, hem de keyif alarak. Lafız ve ruh bütünlüğünü haiz olan bu güzel ve anlamlı paylaşımınız için yürekten tebrik, teşekkür ve selam ederim, dost kalem.
''Edep ya hu demiştin Çok sonraları anlamıştım bu gerçeği Nefese taliptim oysa Anladım sonu gelmez gerçeği Elime belime kefil oldum Kıramadım Dil denilen işi sevmek Cana minnet gerçeği Hırçındım ya kınayanın kınamasına Aldırmadan sövdüm karanlık suratlara Belki fazlasını da yapardım Dil denen gerçeği bilmezden önce Oysa silahlarını kuşanmıştı zorba eller Hem hiçbir silahın kolay baş edemeyeceği derecede adi Basitti mermiler tüfek icat oldu mertlik bozuldu diyordu koç Köroğlu Alicengizler o zamanda da vardı Hiç bu kadar düşmemişti oyunlar'' Zengin mana aleminizin şiirini okumuş olmak onur verici oldu bana,teşekkürler...Yürek sesiniz daim çağlasın inşallah!En içten duygularımla kutlarım.Sağlıcakla
Güzelliğe çekilen dikkat her hareket Cezbeli sol elin havadadır her zaman Güzelin ne olduğuna işaret her hareket Bir o kadar hararet Yüreksin çünkü hatır kıymet bilen En uç noktada yedi uyurlar bildirisi Nutkum tutuldu hocam kesinlikle günün şiiri diyorum... Birkaç günlük yokluğunuzun sebebi bu şahaserle gün ışığı gibi ortada, muhteşemdi hocam, harika bir eserdi... Hayattan kesitler ve yer yer geçmişten, tarihten izler vardı geçmişi yad eden...Yüreğinize emeğinize sağlık... Sonsuz tebriklerimle ve de saygılarımla...
Eskiden ithaf şiirlerine farklı bakardım ama bir vakit sonra sezinledim ki ithaf şiirleri aslında yaşayan bir şiir hayatın içinden hayatın ta kendisi bu şiirlerin içinde barındırdığı öğeler bazen de özel olabilmekte şiirsel bir anlatımla mısralara gizlenen bu şiirle Abdullah bey hakkında fikir sahibi olduğumuz kısmen söylenebilir. biz bu güzel şiiri güzel bir türkü ile bırakalım ve kutlayalım şairi eyvallah etkili bir şiirdi
Bu sesleniş yürekleri derinden yakar şairem için ona şiir olduğu müddetçe kutlarım iç sesi güçlü şiriinizi
Dört bölümden müteşekkil uzunca bir şiir yazmışsınız . Hem de en orijinal tarafından . Bire bir hayatımdan ve hayatımızdan kesitler sunan bu eser , Niyagara şelalesinin akışındaki heybete benzer bir özellikle beni hangi duygulara sevk etmedi ki ? Niye böyle dedim ki? İnsan , bir ALEM-İ SUĞRA , evrenin küçültülmüş nümunesi değil mi ? İşte ondan dolayı böyle dedim kardeşim. Her insanın içinde uyuyan gizli bir dev var . İnsanının iç alemi , dış alem kadar geniştir. İçimizdeki devi uyandırdık mı , işte o zaman sınırsız güç avucumuzun içindedir. Sevgili Hocam benim , canım kardeşim , Şimdilik şiirinin dünyasına girmedim. Müsait bir zamanda tekrar döneceğim. İthafınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.
Adem bey öyle bir şarkının ezgisi var ki fonda... İçimizi şiire kan/revan etti... ''Uzaklık deyipte dert ettiğin nedir sevgili? Biz Yaradanı görmeden sevmedik mi?'' Demiş,yüce dost Mevlana... Şiiredeki aşk,bedenden çoktan çıkmış ruha varmış bile... Ne güzel ne mutlu ruhuyla sevenlere... Tebrikler usta kaleme...