İbni sina;ilim adamlarıne gereken değer verilmezse bulunduğu yerden göç eder demişti.Bizde ilim adamlarımıza sahip çıkmıyoruz.
Kültürel mirasımızı gerekli şekilde koruyormuyoruz?
Yazmıyoruz,okumuyoruz.
Tasin Ünal'ın Türk sosyo ekonomi tarihi adlı eserinden başka bu konularda başka bir eser yazan varmı?
Kıymetli bir paylaşımdı.
SELAM VE SAYGILAR..
Güneşim hiç doğmuyor kara bahtım üşüyor
Aşkımı ipe serdim sevda beni aşıyor
Geçmişi sorguladım duygularım taşıyor
Kara yazgım yüzünden hayallerimde söndü
Her zaman bir ışık vardır. Adı umut... Hani şu gönlümüzün ekmeği olan.
Yüreğe emeğe selam olsun beğeni ile okudum dizeleri.
Bu şiir bana kainattaki her nesnenin bir canı olduğunu hatırlattı.
Bilmeden, duymadan üzerine basa basa geçtiğimiz, o koskoca dağların bile dili olduğunu düşündüm. Galubela'da, (dünyaya insanlar gönderilmeden önce geçmiş ve gelecekteki bütün ruhlarun toplandığı yer) Rabbim, yaratmış olduğu her canlıya Kur'an hükümlerini uygulamak için teklifte bulunduğunda dağlar bile bu yükün altında ezilip, gereğini yapamayacaklarını söylemiş. İnsanlar ise o emaneti kabul etmişler. Fakat, pek çoğu, yükümlüğünü yerine getirmekten uzak bir hayat yaşamışlar. Yunus ne güzel demiş; dağlar ile, taşlar ile çağırayım Mevlam seni....
Saygılar dost kaleme.
Muhterem şair - şiirinin giriş kısmında - neyi istiyorsan , davranışını ona göre ayarla , diyor.
Gökkuşağının gözlerde kararmasını " Gözünü açtığında / Hala bahar kokmuyorsa saçların /
Ve uçurtmaların peşinden koşmuyorsa bakışlar " sebeplerine bağlıyor. Şairimiz "Gördüğünü değil , görmek istediğini anlatmış . Ne hoş bir Hüsn-i Talil ! Hele bir " Bakışların uçurtmalar peşinden koşması " ifadesi var ki , Teşhis sanatının zirve noktası...
Şiirin tamamına bakıyorum ; şiire doyuyorum .
İşte şiir ! İşte lirizm ! İşte Adem Efiloğlu ! Diyorum.
Tebriklerimle.
Ya burada mısın sen güvercin kızım? Ben de seni cadde cadde arıyorum. Çok şükür sonunda yakaladım. Latife bir kenara şiirini gördüğüme çok sevindim. Son, bazı duyguların başlangıcı da olabilir. Şiirin düşündürttü. İlhamların daim olsun. Selam ve sevgilerimle. Ömer Öner
Ben olaya bir başka açıdan bakarak konuyu ulviyete götürmek isterim. Müsaadenizle;
Hüzün;
Varlık alemindeki varlık gayemizin çok derin bir çizgisidir. bu çizgi insana uğradığı zaman mutlaka ama mutlaka bir iz bırakır.
Aslolan ise dünyayı algılayış biçimimizdir. Dünyayı hep güllük gülüstanlık olarak hayal etme hakkımız var. Ama gerçeklere görede her kul bir şekilde imtihana uğrayacaktır. Ki; bu imtihan türü mutlaka her kulun başından geçecek olandır. Kimi, eş (karı-koca) hayatıyla imtihan olacak. Kimi; evlatları hasabiyle imtihan olacak. Kimi; sağlığı ile imtihan olacak kimi de dünyada bütün hayatını, canını, kanını, zamanını vererek elde ettiği dünyalık kazancı ile imtihan olacak.
Dünya genelindeki olumsuzlukların varlık nedeni, gören,duyan,bilen,sezen,hissedenlere ibret tablosu oluşturmak içindir. O zor halleri görüp o hallere düşmemek için kendi kendilerine çekidüzen verme fırsatıdır.
Sanılmasın ki, duyarsız biriyim. Aksine, kanadı kırık...
Özgün şiir, kurgusal bir anlatımdan önce, kişinin kendisiyle çekinmeden didişmesine ve kendini diğer insanlardan ayırıp 'başkası' yapan bireyselliğe gereksinir bence. Birey olmanın ayırımında olmadan en özgün konu dahi 'gündelik' bir duygunun rutinleşmiş ifşasından öteye geçmez bazen.
Ki usta; şiirlerin beni hep haklı çıkarıyor bu hususta.
Evet, hiçbir insan bir başkası gibi sevmiyor. Bir başkası da ötekiler gibi aynı şarkının nakaratlarında heyecanlanmıyor. Bu şiiri okuduğumda, şairin 'ya Ali aşkına' deyişini kimse benim anladığım şekliyle anlamıyor. Kim bilir belki de ben şairin anlatmak istediğini anlamıyor olabilirim –dir.
Şiir okunduğunda, önemli olan şiiri mi şairi mi anlamaktır? Her ikisi de aynı şey mi? Bence önemli olan kişiye özgü olan sözcükleri, şairin kendisiyle işbirliği yaparak anlama dökmektir. Yani şiirin arka planındaki şairi görebilmektir. Şiirin, hasbıhal ederken kullandığı ismin 'Şahgül' oluşunu, onun kendisi, yaşamı ve inançlarıyla berab...
Kıt hatırlıyorum.Bir bahar sabahı mavisuların üzerinden güneşin doğuşunu seyrederek girmiştim şehre.Tamda tasvir ettiğiniz güzelliğ yaşadım diyebilirim.Sözün özü süleymaniyeyi Nazan bekir oğluyla sevdim.Arnavut kaldırımlar ve siyah taşlar üzerinde adımlarımın bıraktığı tıkırtılarla dolaştım.Süleymaniyede ezan sesini dinledim.Şiiriniz yaşattı bana tekrar o demi ve ne güzel bir anlatım bu şiir böyle.
Eyvallah Kaleminize ve gönlünüze sağlık.
Kaleme sonsuz saygımla Kutluyorum bu güzel şiirinizi ve sizi..
Şiir hem görüntüsü hem de ruhu itibariyle, fethedilmesi güç bir kale gibi kurulmuş karanlığın bağrına.
Hayatta ilk defa karşılaşılan bir sevgili ile,bir ilk zaman aynasının derinliğinde,işte o sevgilinin anımsanışı ve alnına konulan bir buse gibi,lirizmin doruklarına erişmiş şiirdi.
Efiloğlu Adem şiirinin ne olduğunu en iyi bilenlerdenim ben. O açıdan, her şiirinde olduğu gibi bu şiirini de gün içinde defalarca gelip gittiğim, okuduğum ve o tok sesiyle dinlediğim harika bir şiirdi.
"Tuttum gülümsemelerini avucumda" başlığını taşıyan şiir, ilk giriş kısmında derinlere doğru adımlarken insan duygularının ne durumda nasıl olması gerektiği konusunda, psikoloji ilminin bize verdiği ipuçları dairesinde, nasıl olmak istiyorsan; duygularını değiştir, o duruma gelirsin der gibiydi… Yaşamak istiyorsan yaşama sarıl, ölümü arzularsan ne yapacağın belli demekte bir başka ifade ile.
Şiiri okumak kadar, anlamanın da insana ayrı bir tat vereceğine inananlardanım ben. Bilirim ki kurula...
tozsuz yol yok
dara varmadan yar'a varan be Şahgül.
bundan mı söylesene
menzilleri göze alıp
cayır cayır yanışlarım hep çölde...
kirpikler dökülürken kayıptır yüzeler kayıptır gözler....yıldızlar en güzel gelinlik sözcüklerimi o yüzden süslendim mısra mısra... kimsenin gözlerine bakamıyorum kapalıyken gözlerim... yare varmak için yanmak gerekmiş tozlu yollarda... dağlarımda yaşam kalmadı şimdi gidiyorum yeniden nefes alacağım bir yere... şimdi kendi türkümü söylüyorum bitimsiz acıyla...
dağlarına dargınım
yollarına yorgunum
gözlerine sürgünüm yar...
eyvallah yüreğine...
Mehmet Akif bir kış günü ayakları çıplak çocuğu görünce ağlamaya başlar. Hemen cebine davranır, elleri boş kalır. Bu durum karşısında insaniyeti anlatan şu dize dökülür dilinden:
Ya hamiyyetsiz olaydım ya param olsa idi
insanda diğergamlık, iyilik ve yardımlaşma hissi kaybolmasın diye midir sık sık bu hadiselerle karşılaşırız
önemli olan hislerin eyleme dönüşmesidir
hassasiyetinizi kutluyorum hece üstadı
sevgim ve saygımla
"Bakış açısını değiştir duygularının…"
Adem Efiloğlu şiirleri bir duygu sağanağı. Onun şiirlerini okuyunca kimi zaman kuru kalmayı başaramasam da, çoğunlukla sığınacak bir dize altı ya da imge saçağı bulabiliyorum.
Bu şiir, yaşam labirentlerinden, kör dehlizlerden, duldalardan demet demet gülücük toplayıp, dermiş elinde. Ancak benim bildiğim gülüşler daha aydınlık bir ruh haliyle biriktirilir, oysa şiirin alt yapısı ve söyledikleri bir hayli karamsar ve karanlıktı. Tabii bunu söylerken kimi bölümlerdeki umutlanmaları görmezden geliyor değilim.
Mevsimsel bir etki midir şiire sinen karamsarlık bilmiyorum ama, şairin, elinin tersiyle kara bulutları dağıtıp, çıtası ve debisi yüksek, gün ile gülümseyen şiirler de kaleme alacağına olan inancım tam.
"Tuttum Gülümsemelerini Avuçlarımda" şiiri, anlamı yakasından sıkıca kavrayıp kaçmasına izin vermeyişi ve sözcüklerin uyum ve tutarlılıkla ilerleyişi açısından çok başarılı.
Şiir içerisinde geçen "kapalı gişe sevi...
Sanırım katildi
Ama o kendini tanımıyordu
Ciğerlerimi yırtan çığlıkla
Bağırdım duymadı
Şaşkındım ve hâlâ çocuk
Ölebilir raporu veren Hipokrat
Beyaz önlüklü bayan
Ne varsa içimde çıkar koy masaya
Sonra da son tutanağını yaz..;
ciğerlerimizi yırtan çığlık ve şiir...
eyvallah şair...
Ufuklardan tüller gelir.
Hoyrat elden ziller gelir.
Yılan zehir diller gelir.
İçten içe yollar gelir
Kendi gider eller gelir.
Değerli üstadım...
Sözcüklere mana gizlemek anlam yüklemek ve mısraları gergef gibi işlemek sonra da şiiri en hazır hale getirmek çok kolay gibi gözüken bir iş değil ciddi bir iştir...Bazen bir virgül bazen bir sözcük şiirdeki anlamı o kadar başka alanlara çekebilir ki o yüzden şiirler üstünde çok emek harcanması gereken en önemli edebi metinlerdir diyorum....bu işi hakkıyla yapmak her değil er yiğidin harcı olduğu düşünüldüğünde daha iyi anlaşılacaktır her şey...
eyvallah yüreğine....
Uzaktan bakarsın,haberi olmaz.
Bağrını yakarsın haberi olmaz.
Sel olur akarsın haberi olmaz.
Aşkından naçarsın, haberi olmaz.
Kafaya takarsın haberi olmaz.
Zulmünden kaçarsın haberi olmaz.
Ardından bakarsın haberi olmaz.
Güzel bir hece çalışması...
Daha okunaklı bir hale getirdim...Belki resim belki müzik daha da albenili yapabilir sayfanızı...
Eyvallah yüreğinize...
Kırıldı bedeni taşıyan direk
Çarpmayı unuttu çırpınan yürek
"Üç harfli tehlike" bu olsa gerek
Anmak hata imiş bir daha demem,
Gizlice ruhuma dalsın istemem;
Adı aşksa eğer kalsın istemem...
adı aşksa kalsın
üstü de kalsın...
zehirle karışmış balsın istemem mısrasında olduğu gibi diğer mısralarda da ciddi ve hayranlık uyandıracak derecede bir özgünlük göze çarpıyor... hece şiiri kalıpları kişiyi belli kalıplarının dışına çıkaramadığı için hep eleştirilmiştir ancak şairimiz bu ve bundan önceki yazdığı şiirlerle hece şirinde ene denli çığır açıcı bir yönü olduğunu göstermiştir...
içten tebrik ederim...
hayran kaldım şiire...
eyvallah yüreğine....
Dilim bile ağzımda, kaymıyor öğretmenim.
Bizi ısıtan güneş, aymıyor öğretmenim.
Onlarda çığlığımı, duymuyor öğretmenim.
Kazma kürekle yeri, oymuyor öğretmenim.
Hırsız demir çimento, koymuyor öğretmenim.
Yüklenici çalmaya, doymuyor öğretmenim.
Yabancılar o kadar, soymuyor öğretmenim.
Ayağımız pabuca, sığmıyor öğretmenim.
Feryadımızı çoğu, duymuyor öğretmenim.
Fırtınalı hava da, kıymıyor öğretmenim.
Cahiller bunu kayıp saymıyor öğretmenim.
Yetimlik bile böyle koymuyor öğretmenim.
ne çok acıdım ve ne çok kanadım şiirde... acıdı sol yanım acıdı mesleğime bağlı duygularım...
bir duygu belki de en güzel bu şekilde ifade edilebilirdi...
ne desem az...
hayran kaldım...
eyvallah yüreğine....
biraz karıştırdım şimdi kim konuşuyor diye ama beğenerek okudum...bu nerenin ağzı acaba?
tebriklerimle selamlar
Gidişle, şiir biter mi yoksa yeniden can bulur mu?
Sizde böylesi kalem olduktan sonra....köhne yerde bile şiir filizlenir.
Bir solukta okudum.Zemzem suyu gibi geldi.Tebrik ediyorum Saygılarımla....
Buram buram Anadolu ve türkülerimizin nefis tadı.
Candan kutlarım, selam ile