Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Zar-ı Bülbül



Dört yan şimdi karanlık
Ovalar ıslık ıslık
Başımızı okşamaz mübarek eller
Yıkılır üstümüze dervişsiz devirler
Dönmemek üzere giderken beyaz atlılar
Sıcak yaraları gizler soğuk çatılar
Kıyım kıyım şimdi yüreklerimiz
Gönlümüzden üzülürken ellerimiz
Anlamadılar

Sahaflarda saklı kalmış bir varak
Bir zamanlar okunurken ağlayarak
Sökülmezdi böyle et ve tırnak
Eski sevdaları terennüm ederdi dil
Sahici bir kuş sanılırken ebabil
Zamansız düştü elimizden kandil
Zar atılırken dar alanda zulmete
Saklanır günahlar kıyamete
Kaçarız gölgelerimizden
Çıkarız bir gurbete

Söyler misin kaç kişi var elleri temiz
İçimize yabancı düşer içimiz
Ellerimiz duada asılı kalır
Kendi etimizi ısırır dişimiz
Kırılır

Düşleriyle okurken zamanı nasipsiz derviş
Kaç Bilal var sesi rüzgarda kaybolan
Bakarız biribirimize anlamadan
Afazi bir tortu kalır içimizde
Diş izleri acı verir gözlerimizde

Vaveyla düşerken dile
Girilir uzun sürecek bir eylüle
Kıyamet düşer güle

Ver artık sözü zar-ı bülbüle

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 6
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Zar-ı Bülbül

HayrettinYazcı HayrettinYazcı