Emprovize Melodi…
Saklı koruluğun
Tapınak kapılarını tüm şiddetiyle
İnletiyor kösnül rüzgar
Ojelerinde acemi tırnak taşkınları ağaçların
Öne bükülüşler
Dökülüşleri ardından
İs karası tendeki geniş göğse sabırsız yaprakların
Ve
O kapıları
Her zorlayışındaysa fırsatçı yasakların
Çaresizce
Şiddetinin geçmesini beklemek kösnül rüzgarın
Belli ki bu; gerekliliği ayinin…
Tapınaksa; bekaretinde halen yalan kutsallığın…
.
.
.
Yanı başımda
Elma tadında gözyaşı
Mor perçemli ela gözlerde
Sarı yeleli kısrak
Tutkuma eşlik emprovize melodi
Bir alçalıp bir yükselen
Sonra yeniden…
Dilim salınımına sevdalı!
-Günaha adak kınalı kuzuyu salsak mı çayıra?
Küçücük çünkü o henüz
Günaha adanan biz olalım
Akacak kan ikimizin…
-Kalıntılarımız geçişmişken en derinlerimize
Durma!
Şimdi değil ne olur
Yağmur yüklü bulutlardandır ıslaklığımız
Ve
Tutkuma taç
İki renk gökkuşağının dokunuşlarıdır aslında
Ruhuma yaşattığım cehennemi haz patlamalarım
…
Ki
O
Renklerden
Birisi
Ela mı Ela…
Bir diğeri
Sadakatsiz başıma
Ömürlük
Sarı Bela!
-Notafor-
Arzu dolu sabırsızlığın cehennem kapısında
İki beden
Tek tabure üstünde dökerken gözyaşı
Gebe özlemlerde
Erken doğum telaşı
Sol yanı yıpranmış ve steril olmayan
Sarı parşömenlerse histerik lohusa döşekleri!
Dört *ilahi gerçek ışığındadır sahte bilgelik
Karanlığın mutlak sonudur oysa aydınlık
Ağır adımlar arhat ayrıcalığı
Kısa yoldan nirvanaya erim
Ki
Ne vakit
Kısırlaşsa dimağlar cehaletin yatağında
Hiç çekinmeden
Gösterir öğretici yüzündeki şehveti
Yüce Rati*
Eksilmesin ışığı
Ve
Tanrılar şarkısı destanı!
Dökülüversin şeker mi şeker dilinden gerçek aşk
Diller yapışkan tatlara zaten gönülden sevdalı…
(Yıldıray Kızıltan)
M.Ö.666
Tapınak kapılarını tüm şiddetiyle
İnletiyor kösnül rüzgar
Ojelerinde acemi tırnak taşkınları ağaçların
Öne bükülüşler
Dökülüşleri ardından
İs karası tendeki geniş göğse sabırsız yaprakların
Ve
O kapıları
Her zorlayışındaysa fırsatçı yasakların
Çaresizce
Şiddetinin geçmesini beklemek kösnül rüzgarın
Belli ki bu; gerekliliği ayinin…
Tapınaksa; bekaretinde halen yalan kutsallığın…
.
.
.
Yanı başımda
Elma tadında gözyaşı
Mor perçemli ela gözlerde
Sarı yeleli kısrak
Tutkuma eşlik emprovize melodi
Bir alçalıp bir yükselen
Sonra yeniden…
Dilim salınımına sevdalı!
-Günaha adak kınalı kuzuyu salsak mı çayıra?
Küçücük çünkü o henüz
Günaha adanan biz olalım
Akacak kan ikimizin…
-Kalıntılarımız geçişmişken en derinlerimize
Durma!
Şimdi değil ne olur
Yağmur yüklü bulutlardandır ıslaklığımız
Ve
Tutkuma taç
İki renk gökkuşağının dokunuşlarıdır aslında
Ruhuma yaşattığım cehennemi haz patlamalarım
…
Ki
O
Renklerden
Birisi
Ela mı Ela…
Bir diğeri
Sadakatsiz başıma
Ömürlük
Sarı Bela!
-Notafor-
Arzu dolu sabırsızlığın cehennem kapısında
İki beden
Tek tabure üstünde dökerken gözyaşı
Gebe özlemlerde
Erken doğum telaşı
Sol yanı yıpranmış ve steril olmayan
Sarı parşömenlerse histerik lohusa döşekleri!
Dört *ilahi gerçek ışığındadır sahte bilgelik
Karanlığın mutlak sonudur oysa aydınlık
Ağır adımlar arhat ayrıcalığı
Kısa yoldan nirvanaya erim
Ki
Ne vakit
Kısırlaşsa dimağlar cehaletin yatağında
Hiç çekinmeden
Gösterir öğretici yüzündeki şehveti
Yüce Rati*
Eksilmesin ışığı
Ve
Tanrılar şarkısı destanı!
Dökülüversin şeker mi şeker dilinden gerçek aşk
Diller yapışkan tatlara zaten gönülden sevdalı…
(Yıldıray Kızıltan)
M.Ö.666
Emprovize Melodi… başlıklı yazı Y.KIZILTAN tarafından
24.01.2014 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.