İstanbulun Fethindeki Mucizeler
İstanbulun fethi ile ilgili :
"Kostantiniye
muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden emir ne güzel emir; onu fetheden ordu ne
güzel ordudur." [Müsned (v. 241/855)]
Gün doğmadan,
Gaziler Sabah Namazın Hisar içinde kıla...” dedi ve şunları ekledi: “Git
Sultanıma söyle, 28 Mayıs 1453 Pazartesi günü Hz. Muhammed'in doğum günü.
Asker'e istirahat versin, kimse top atmasın, gece kimse uyumasın, namaz kılsın,
silah bakımı yapılsın. 29 Mayıs Salı Sabahı bütün Asker hücuma geçsin. Fetih
nasip olacaktır.” dedi.
Sultan Fatih, Akşemseddin'in emrini harfiyyen
yerine getirmiştir. Akşemseddin'in büyük oğlu naklediyor: “ Babamın vermiş
olduğu Fetih sözünden haberim oldu. Kalbim küüt küüt atıyor! ! ! Ya babamın
dediği çıkmazsa, İstanbul Feth edilemezse rezil rüsvay oluruz! ! ! Gece
yarısından sonra babam Akşemseddin'in çadırına yaklaştım, bakayım ne olup
bitiyor, durum nedir? Babam Askerler'e tembih etmiş, kimseyi çadırına almıyorlar.
Bir fırsatını buldum, babamın çadırının bir ucundan içeri baktım. Babam çadırın
içinde, altındaki Seccade'yi bir tarafa atmış, sarık bir tarafa, çarık bir
tarafa düşmüş, kupkuru yerin üzerinde Seccade'ye kapanmış, başını kaldırmıyor
ve şöyle diyor; “Allah'ım, Arşının altında beni ve Hz. Muhammedi mahcup etme”
diyor. Gözyaşları toprakları ıslatmış, topuklarından akıyor. Dağılmış saçları,
çamurlu elleri ve yüzü ile tanıyamadım babamı...
Baktım, surlarda hiçbir seda yoktu. Biraz sonra
baktım Tekbir sesleri gelmeye başladı. Babam çadırın içerisinde dışarıyı
görmüyordu. Bir baktım babam çamurlu ellerini yüzüne çaldı ve Secde'den başını
kaldırdı; “ Ya Rabbi, bize Fethi nasip ettiğin için, sana Hamd-ü Senalar
olsun.” dedi ve o anda baktım ki, “Ulubatlı Hasan” Cihad Bayrağını surlara
dikmiş. Akşemseddin, Ulubatlı Hasan'a bu sırrı daha önce vermişti... Türk
Bayrağı, Ulubatlı'nın eliyle Topkapı'nın Burçlarında dalgalanmış, Mu'cize
gerçekleşmiş, İstanbul Fethedilmişti.
Hz. Muhammed Fetihe katılıyor:
Bin bir türlü sırlarla dolu olan bu Fetihte,
surların dibinde bir başka güzellik daha tecelli ediyor ve vücudu delik deşik
olarak kızgın yağlarla kavrulmuş Ulubatlı Hasan'ın simasında tatlı bir tebessüm
yayılıyordu. Çünkü bu Mübarek asker, Şehit olmadan biraz önce, surların
tepesinde Fahri Kainat Efendimizi görmüştü... Çünkü o kadar yara bere
içerisinde onun surların tepesine çıkacak mecali kalmamıştı. Hz. Muhammed ona,
surların tepesinde görünerek; “gel gel” deyince, o bütün ağrılarını unutmuş ve
Sancağı tepeye ulaştırmış, Resul-ü Ekrem'e gülümseyerek Şehit olmuştu. Çünkü
İki Cihanın Serveri Hz. Muhammed, Hadisinde Fethi Müjdeler de orada olmaz mı?
Allah'ın Ordusunu yalnız bırakır mı? Fatih Ulubatlı'nın yerde Gül gibi açılan
çehresini ve yanan vücudunu görünce, üzerine kapandı, onu kokladı, ağladı ve;
“Mana Kardeşim Benim, İstanbul Sana Değermiydi...” dedi. İşte Dava Arkadaşlığı
böyle olmalıdır.
İstanbul'un Fethinin 561. Yılı tüm İslam ve Türk alemine kutlu olsun..
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.