RASİM KÖROĞLU
VEFAT ETTİ
Ahmet AYAZ
Gaziantep Güneş Gazetesi
01 Kasım 2014
.............................................

Tahminen 2000 yılında Mustafa Ceylanın Antalya şairler
buluşmasında “KÖRÜN TAŞI” adlı şiir kitabı ile tanıdığım Rasim KÖROĞLU, Mart
1953 tarihinde Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, Halilbağı köyünde dünyaya
geldi. İlkokulu ve ortaokulu Beylikova'da bitirdi. Daha sonra 1974 yılında
Ankara Erkek İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Öğretmenliği sırasında.
Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Eğitim Ön lisans bölümünü
bitirdi. 25 yıl sınıf öğretmeni olarak çalıştıktan sonra Şubat 2000 tarihinde
kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
Şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başladı. Âşık Edebiyatı üzerine
araştırma ve incelemelerde bulundu. “Âşıklar Sohbeti' adı altında televizyon
programları yaptı.Yurt içinde bir çok ilde yapılan şairler ve aşıklar
programlarına katıldı, bir kısmını yönetti. Fransa, Almanya, Hollanda,
Belçika gibi ülkelerde gerçekleştirilen şiir programlarında yer aldı.
Kendisine ait mizahi şiirlerden, çeşitli halk hikâyelerinden, fıkralardan
oluşturduğu “Taşlama Şhow” adlı sahne programlarını yurt içinde ve yurt
dışında sergiledi. TRT başta olmak üzere bir çok ulusal televizyonlarda
çeşitli programlara konuk oldu.
Şiirleri yerli ve yabancı basında, çeşitli gazetelerde, dergilerde
yayınlandı. “Atatürk” şiiri Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe Ders Kitapları'nda
yer aldı. Fransa / Lyon Jean-Moulin Üniversitesi'nde Türk Halk Şiirini,
Ankara Gazi Üniversitesi ve Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi başta olmak
üzere bazı üniversitelerimizde âşıklık geleneğini anlattı.
Cumhuriyetin 80. yılı kutlamaları çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı
Müsteşarlık Makamının 30.09.2003 tarih ve 1872 sayılı (2003/83) genelgeleri
uyarınca Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kurduğu komisyon tarafından
“Cumhuriyetin Kuruluşundan Günümüze İz Bırakan yedi öğretmen” birisi olarak
seçildi.
“Eskişehir Şairler Derneği” üyesi olan Şair Rasim Köroğlu, Azerbaycan
Cumhuriyetinde faaliyet gösteren “Ulduz (yıldız) Aşıklar Birliyi”ne ozan-âşık
geleneğimizin, saz-söz sanatımızın yaşatılmasında bütün dünyaya
tanıtılmasında gösterdiği hizmetlerden dolayı fahri üye olarak kabul edildi.
'Televizyon' adlı şiiri Prof. Dr. Erman Artun'un 'Âşıklık Geleneği ve Âşık
Edebiyatı' adlı kitabında toplumsal taşlamaya örnek olarak verilmiştir. Yine,
Ahmet Saraçoğlu'nun 'Dil ve Edebiyat Terimleri Sözlüğü' adlı eserinde
'Futbol' şiiri yergiye, 'Sosyete Sofrası' adlı şiiri hicve örnek
gösterilmiştir.
Osman Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Son sınıf öğrencisi Soner Uğur bitirme tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca
Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencisi Zeynep Bulut seminer ödevi, Osman Gazi
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğrencisi Seda Bilgiçli “Rasim
Köroğlu’nun Hayatı, Edebi Kişiliği ve Şiirleri” adlı bitirme tezi ile hayatı
ve eserleri hakkında incelemelerde bulundular.
Rasim Köroğlu T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Halk Şairi olarak
kayıtlıdır.
ALDIĞI ÖDÜLLER
1998 yılında Türk Güreş Vakfı Adana Şubesi'nin açtığı 'Güreş' konulu şiir
yarışmasında birincilik,
1998 yılında Aziziye Dergisi'nin açtığı 'Emirdağ' konulu şiir yarışmasında
ikincilik,
1999 yılında Âşık Veysel Kültür Derneği'nin açtığı 'Âşık Veysel' konulu şiir
yarışmasında plaketini Cumhur Başkanlığı Köşkü’nde dönemin Cumhur Başkanı
Sayın Süleyman Demirel’in ellerinden aldı.
2000 yılında ANASAM'ın (Anadolu İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek
Birliği) açtığı 'Öğretmen' konulu şiir yarışmasında ikincilik,
2001 yılında 36. Konya Âşıklar Bayramında 'Atatürk' şiiri ile 'Yılın Yedi
Şiiri' ödülü,
2001 yılında 36. Konya Âşıklar Bayramında 'Mizahi Şiir' dalında birincilik
ödülü,
2005 yılında “Antalya Şair, Ozan, Yazar ve Ressamları Kültür Derneği”
Tarafından Antalya İkinci Şairler Buluşması’nda “Şiir Büyük Ödülü”
2006 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi Yerel Gündem 21 Sanatçılar Çalışma
Grubu tarafından “Türk Şiirine Hizmet Ödülü”
2007 yılında “Osmaniye Folklor Araştırma Derneği”ince verilen “Geleneksel
Aşık Feymani Şenlikleri” kapsamında, Yüksel Özden anısına “Karacaoğlan Ödülü”
Allahın
işine bakın; Dostlara Mektup” adlı şiirimde, Ben ölürsem Rasim Köroğlu duysun demiştim.Ne yazık ki, 30.10.2014 günü telefonuma geler bir mesajda Yüce Alllah O’nun öldüğünü ve
cenazesinin 31.10.2014 Cuma günü Eskişehirde Hasan Polatkan daki, Ramazanoğlu
camisinden kaldırılacağı haberi
geldi.. Şimdi aşağıya bir kkaç tane şiirini alıyorum.
A R A B A
Biz de bir araba almadan önce,
Özenir herkese bakar giderdik.
Kim derdi ki hemen alıverince,
Garip başımızı yakar giderdik.
Çocuklar itirir, hanım çekerdi,
Konu komşu çıkar, seyre bakardı,
Benzini bitince yağı yakardı,
Dumanı havaya diker giderdik.
Arada sırada basarsa marşı,
Sesinden ayağa kalkardı çarşı,
Kurulup içine ellere karşı,
Kasıla kasıla çeker giderdik.
Arıza yapınca verirdik tehir,
Uçmadık ne dere kaldı ne nehir,
Zindana dönerdi koskoca şehir,
Vurunca direği yıkar giderdik.
Yollara düşerdik sabah ezanı,
Pikniğe varırdık yatsı zamanı,
Lastiklerin yoktu dini, imanı,
Günde üç beş kere söker giderdik.
Rampayı inerken benzerdi kuşa,
Dolardık içine eğlene, coşa,
Hanımı çekmezdi vursak yokuşa,
Gahi evli gahi bekar giderdik.
Vurdukça, çarptıkça boyardık onu,
Üzerinde vardı her rengin tonu,
Dönmezdi arada direksiyonu,
Yoldan şarampole çıkar giderdik.
Delik deşik idi altının sacı,
Yerlere değerdi ayağın ucu,
Kaç kere düşmüştü içinden bacı,
Yolcuyu yollara döker giderdik.
Eskiydi koltuğun çulu çaputu,
Rüzgarda uçardı hep ön kaputu,
Sanırsın mübarek müzikli kutu,
Sesinden kulağı tıkar giderdik.
Evden sanayiye zar zor varırdı,
Nerde usta görse, orda dururdu,
Çırak kızar, kalfa çekiç vururdu,
Sağlam kalan yeri büker giderdik.
Sermayeyi sardık ala kediye,
Almazdı kimseler, etsek hediye,
Rasim der ki nazar değmesin diye,
Her yanına boncuk takar giderdik.
Rasim Köroğlu
Boşadı
Çürük Ahmet
otuz iki avradı,
Kandırıp üst üste aldı boşadı,
Daha ilk celsede işi kavradı,
Hepsine bir sebep buldu boşadı.
Kırk kapıya dünür gitti nenesi,
Otuzunda avrat gördü sinesi,
Düşük çıktı Döne Kızı'n çenesi,
Dırdırdan usandı, yıldı boşadı.
Neriman kör idi, Ayşe sağırdı,
Necmiye'nin eli biraz ağırdı,
Kezban geldiği gün ikiz doğurdu,
Bak şu işe dedi, güldü boşadı.
Televizyon, radyo kendine kaldı,
Yatağı, yorganı Fadime aldı,
Sıra yerde duran halıya geldi,
Onu da ikiye böldü boşadı.
Saymakla biter mi kafir'in suçu,
İmam nikahlıydı avradın üçü,
Sarılıp giderken Ayten'in göçü,
Ardından teneke çaldı boşadı.
Hacıdan getirdi güzel Serap'ı
Veresiye aldı gidip şarabı,
Canından bezdirmek için arabı,
İçip içip eve geldi boşadı.
Türlü derdi çeker iken Nezahat,
Üzerine kuma geldi Sebahat,
Üzülmedi öldü diye Nebahat,
İki rekat namaz kıldı boşadı.
Bir şarkıcı kadın almıştı bardan,
Bütün köylü bıktı cazdan, gitardan,
Şikayet gelince Koca Muhtar'dan,
Babasına haber saldı boşadı.
Avrupa'da geçti sekiz, on ayı,
Bir Alman kocadan aldı Helga'yı,
Ondan da kaçırdı Süleyman Dayı,
Elleri böğründe kaldı boşadı.
Böyle evlat olmaz ben gibi erden,
Diyerek fırladı olduğu yerden,
Kopyalamış dedi komşu Ömer'den,
Hacer'in suçunu bildi boşadı.
Nikah memurunun canına yetti,
İlçede evlenme cüzdanı bitti,
Beşini nikahsız idare etti,
Hepsini gönlünden sildi boşadı.
Dokuz avrat daha aldı sırayı,
Rasim der ki, O da buldu belayı,
Boşayamaz denen Cadı Nuray'ı,
İnat için kendi öldü boşadı.
Rasim Köroğlu
HAKK’A DİLEKÇE
(Şathiye)
Dul gezdirme Tanrım gel bu garibi,
Çektiğim çileyi görüver gitsin.
Boşuna yazdırma bana şiiri,
İçimdeki sırra eriver gitsin.
Hatam nedir sana taptım tapalı,
Bilmem ki kısmetim niye kapalı,
Sakın verme bana eli sopalı,
Onu kılıbığa veriver gitsin.
Bir göz at hele bak şu defterine,
Hödüğü yazmışsın güzel birine,
Kaydırıp da beni onun yerine,
Üstüne çarpıyı vuruver gitsin.
Benim malım mülküm çok diyenlerin,
Sırtım pek, karnım da tok diyenlerin,
Kocaya ihtiyaç yok diyenlerin,
Hemen defterini dürüver gitsin.
Danışsın müftüye, sorsun imama,
Varması sevaptır dul bir adama,
Varmam diyeni sen bilirsin amma,
Bence cehenneme sürüver gitsin,
Kesilmezse Hacı Hasan'ın hızı,
Bitirecek bütün gelini kızı,
Açıkta koymadan o hınzır bizi,
Başına bir çorap örüver gitsin.
Süsleyip yüzünü takıp peruğu,
Kazıklama bana çürük çarığı,
Ben neyleyim evde kalan moruğu,
Onun turşusunu kuruver gitsin.
Ahiret de bari düşmeyim dara,
Üç beş huri ayır koy bir kenara,
Doksanı geçince yaşım bir ara,
Rasim'i kefene sarıver gitsin.
Rasim Köroğlu
Sosyete Sofrası
Kurulmuş
masalar sosyete işi,
Her gelen oturdu binbir poz ile,
Olsaydı ortada anamın aşı,
Doyardı şu karnım belki haz ile.
Bir sohbet başladı şubattan, marttan,
Konçerto dinledik Bach'dan, Mozart'tan,
Hiç haberim yoktu
böyle bir şarttan,
Yenirmiş yemekler meğer caz ile.
Bıçaklar sağ ele, çatallar sola,
İcat edenlerin gözü körola,
Her lokmadan sonra bir saat mola,
Kimsenin işi yok burda hız ile.
Çatalın ucuyla aldı tabaktan,
Silmedi boyayı pembe dudaktan,
Değmeden geçirdi dilden, damaktan,
Hap yutuyor sanki hanım doz ile.
Boğazım yandı da dilim küçüldü,
Sinirler gerildi, damar açıldı,
Gözlerimden sanki ateş saçıldı,
Yutunca viskiyi birden buz ile.
Keser iken kucak kucak odunu,
Kesemedim burda tavuk budunu,
Dalga geçti erkek ile kadını,
Dürtüp birbirine şöyle diz ile.
Herkes güzelleri aldı bitirdi,
Kimisi kaldırdı dansa götürdü
Benim şansım yine kötü getirdi,
Oturdum altmışlık taze kız ile
Rasim der ki, beni kimler getirdi,
Ben yemedim, yemek beni bitirdi,
Bütün kazancımı aldı götürdü,
Ödenmezmiş hesap burda az ile.
Rasim Köroğlu