Çalışan Kadın Eşinden Ne Bekler
Bu devirde kadın olmak
çok zor ve her geçen gün daha da zorlaşıyor. Beyler sakın 'Peki, erkek olmanın
kolay mı olduğunu zannediyorsunuz!' diye homurdanmayın. Ben zaten 'aile
reisliğinin' basit bir mesele olduğunu iddia etmiyorum ki; 'kadın olmanın' güçlüğünün
arttığından bahsediyorum. Neden mi? Nedeni çok basit. İş dünyasında, kadının
rolü giderek büyüyor da ondan.
Gelin eskilere bir göz
atalım; hani sizin ebeveynlerinizle yaşadığınız o çocukluk ve gençlik
günlerinize geri dönelim. Anneleriniz, hem birbirinden güzel yemekler yapar,
hem evi pırıl pırıl temizler hem de sizi ve kardeşlerinizi büyütürdü öyle değil
mi? Hatta bir dediğinizi iki etmez, her gün jilet gibi ütülenmiş gömlekleri,
pantolonları önünüze serer, akşam yemeğinden sonra özenle hazırlanmış meyve
tabağınızı bile kucağınıza getirirdi...
Peki, kendiniz gibi
eğitimli ve meslek sahibi olan bir bayanla hayatınızı birleştirdikten sonra
annenizden görmeye alışık olduğunuz hizmeti eşinizden göremiyor musunuz?
Akşamları, iş çıkışından sonra eve gelip sofrayı hazırlayan 'hayat
arkadaşınız', nedense Kayseri mantısı, zeytinyağlı dolma üzerine de kaymaklı
ekmek kadayıfı koyamıyor mu önünüze?
Hadi itiraf edin;
annenizi her ziyaret edişinizde, en sevdiğiniz yemekleri, tatlıları yaptığı
için bir yandan ona övgüler yağdırırken diğer yandan da size yeteri kadar
ihtimam göstermediğini düşündüğünüz eşinize imalı bir bakış atıp vereceği
tepkiyi merak etmiyor musunuz?
Ya hafta sonları? Sizin
evinizde de hafta içi her gün çalıştığı için elektrik süpürgesini çalıştırmaya
fırsat bulamayan eşinizle aranızda 'Yahu benim bir hafta sonum var. Oturup
gazete, dergi okuyacağım, şöyle bir bacaklarımı uzatıp televizyon izleyeceğim.
Sen de zıırr zıırrr şu makineyi çalıştıracak günü buluyorsun...' gibisinden
diyaloglar geçiyor mu?
Siz de eşinizin bakımlı,
kültürlü, becerikli, ev hanımı, iş kadını, anne, aşçı vs. yani insanüstü bir
varlık, başka bir deyişe 'mükemmel' olmasını isteyenlerden misiniz yoksa?
Hani hep 'Nerede o eski
bayramlar!' derler ya aslında bayramlar aynı; değişen ise, artık yaşama farklı
zaviyeden bakan bizleriz. Hayatın gerçeği bu; elbette devinim olmadan olmuyor.
Bu devirde hayat pahalılığı yüzünden kadının çalışıp evin geçimine, çocukların
eğitim masraflarına yardımda bulunması gerekiyor. Zaten bayanlar da çocuklarının
geleceği için katlanıyor bin türlü sıkıntıya. Ortada bir zorunluluk varsa niçin
asgari müşterekte buluşulmuyor o zaman? Sanki hırçınlaşmakla sorunlar çözülüyor
mu?
Benim iş yerinde iletişim
hâlinde olduğum kadınlar, her şeye yetişebilmelerinin mümkün olmadığından fakat
eşlerinin bu durumu görmezden gelip kendilerinden dört dörtlük ev hanımlığı
beklediklerinden yakınıyorlar hep. İşte ve evde yüksek performansla çalışan
kadın, emeklerinin karşılığında, en azından karşı taraftan anlayış görmeyi arzu
ediyor elbette.
'Her başarılı erkeğin
arkasında bir kadın; her başarılı kadının arkasında ise 'şaşırmış' bir eş
vardır!' cümlesini ilk okuduğumda gözlerime inanamamıştım. Çünkü bu sözlerin
sahibi, geçtiğimiz günlerde ABD'nin ilk kadın orgenerali olmayı başaran Ann
Dumwoody'ye aitti. Bu zihniyeti kavrayamıyorum. Gerçekten de iş hayatında eşine
destek veren erkek şaşırmış mı oluyor yani? Bana kalırsa 'asıl şaşıranlar',
günümüz koşullarında bir yuva kurmanın zahmetinin farkında olmakla beraber, hoş
görmeyi beceremeyerek yuvada hoşnutsuzluk çıkaranlardır.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.