Düşüncelerdeki Fikirlerdeki Utanç Suçluluk Duygusu
Fikirlerdeki çeşitlilik insanların birbiri ile seçtiği
parametreleri yok sayıyor ise, yok atalardan kalma din ile alakası olmayan
savların süzgecinden geçirerek, bu inançları onlarca kendi parametrelerine
uymuyor diyorlarsa bilmelidir ki her fikir farklı özellikleri taşıyordur,
kendi fikirleri nasıl kendilerince doğru kabul sanıyorlarsa, karşısındakinin
fikri parametreleri kendince doğrudur. Önemli olan hangi parametrenin kime veya
neye göre doğru olduğunu bulmak konusunda hem fikir olmak gerçek olan doğruyu
bulmaya çalışmak olmalıdır.
Aynı fikirde olan toplumda zaman içerisinde fikirde görüşte çeşitlilik,
her toplumun kendi içinde bile kendi kendine zaman içinde
oluşabilmektedir. Bu fikir karşısındakinin fikrini yok etmeye yönelik ise
yanlıştır ve fikir değil, fikirsizliktir. Çeşitliliği kendi fikir potasında
süzerek anlamak her insanın harcı, her toplumun harcı değildir. Hatta hoşgörü
ortamında doğru ve yanlışları ortaya çıkarma açısından topluma faydası oladır
değişik fikirler ve düşüncedeki kişilerin parametreleri. Bu hoşgörü ortamındaki
fikirlerin yanlışlığı ortaya doğru olan-doğru olan ne derseniz" Nur Kur'an
ve Nur Sünnettir derim" bu doğru olan modifikasyon ile imkânı
kendiliğinden ortaya çıkacak ve toplumu tekrar birleştirecektir.
Kültürel birikim mekanizması imanın potasında eritilerek,
bireylerin akıl özelliklerine göre anlatımı ile daha kolay anlaşılır olacaktır
Nur Kur'an ve Sünnet. Fikir aynı düşünce ve pratiklik değişik olsa da, Mesela
iyilik konusunu ele alalım, birisi yolda on adımı beş adımda geçerek yardım
yapacağı kişiye ulaşsa diğeri, diğeri on iki adımda ulaşsa veya parası olan para,
parası olmayan elinin alın terinin gücü ile yol almasında elbet sakınca yoktur.
Ama bu adım sen az attın, ben çok attım benim sevabın şu kadar vs tartışmasına girerse,
bu anlaşılır olmayı baltalamak araya nefis ve şeytanı katmak olacaktır. Buna Ne
Nur İslam dini hoş görür ne Yüce Allah(c.c.) nede Nur Peygamber efendimiz
(s.a.v.) hoş görür.
İlk önce din kabul eden veya etmeyen o kendi kabulü seçimi özgürlüğüdür,
sonra o önce çeşitlilik içinde beraber insan ve toplum dünyanın hak ve hukukuna
göre yaşanılacak yol haritası çizilir veya oluşur, ardından da zaten hemen hiç
aramaya gerek kalmadan adaptasyon (uyum) meydana gelir, herkes hali ile bu
adaptasyon mekanizmasına müdahale etmeden birlik beraberlik ilişkisi içinde
yaşar gider. Artık her değişik fikirlerdeki varyasyonlar (değişim veya
sapmalar)haliyle bu sağlam işleyen mekanizmanın içinde eritilerek uyumlu hale getirilecektir.
Gelişimdeki fikir ayrılıklarındaki sinir uçları alınmış olacak herkes müdahale
etmeden sınırı aşmadan yaşayacak gidecektir. Önemli olan bu çok çeşitliğe
faktör(etki eden, etki) toplumun çok olan inancı ile süzülerek, karşıdaki
inancın-Gerçi Allah katında ve dünyada geçerli olan din İslam'dır- aşırı nefret
uyandıran sinirlerini alarak tedavi etmektir. Düşüncelerdeki utancı, suçluluk
duygusuna yol açacak olanları ahlaki bakış açısına göre izole edilmeli ve
yaşama geçirilmelidir, bunlar yapılmadığı takdirde toplumsal barış, imanın
gerekliliği olan beraber yaşamanın bakış açısı yakalanmış olmaz. Hala yıllardır
laik olanlarla, dini kendi inancı gibi yaşayan Müslümanların kılık kıyafeti ile
uğraşarak yılları boşa geçirmek, nefreti yaymak adına ancak kutuplaşmanın ve
nefrete giden tartışmaların kapısını açmış oluruz.
Yüce İslam dini inanç sistemleri içinde tek vazgeçilmezidir
Müslüman'ın. Bunun böyle düşünmeyenler olduğunu düşünüyorum, düşünmeyenler de olabilir. O halde insanlığın
huzur içinde haklarına müdahale edilmeden,
huzur yaşanabilir toplumlar içinde fikirlere saygılı olmanın erdemi
onuru için gerekli olan "benlik" kaygısını, benim senin değil
"bizim" mutluluğumuzun ortak
paylaşım alanında gülümseyerek birlik içinde kontrolün olabileceğini, bunun
yıllardır kısır çekişmeler içinde toplumu geriye götürdüğü zulüm ile acılar
içinde bırakan "benliği" söküp atarak yaşanacağına inanmıyoruz veya
inanmadan yıllarımızı kavga fişleme inançlar ile alay etmenin edepsizliğine
götürdü o anlarda anlayamadık? E ne demişler kılavuzu karga olanın burnu.
Çıkmazmış. İşte bu kısır düşünceleri potasında eritecek doğru mekanizma o gün
akla gelseydi veya bunu niyeti olanlar biliyor da, gayesi zulüm olanlar bozdu
ise şimdi mezarda bozduğunun kendi ahiretini bozmanın ıstırabı feryadı ile baş
başa yatıyordur, eminim. Niye mi eminim? E Merhamet etmeyene merhamet edilmezde
ondan. Veya o zaman din ile ahlakın yan yana olduğunu bilenler dinden ayrı
uygulamaya gitti ise vebalini çekecektir. Düşüncelerdeki fikirlerdeki utancı,
suçluluk duygusuna yol açacak olanları, ahlaki bakış edep açısına göre izole edilmeli
ve yaşama geçirilmelidir.
Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.