Lozanı Anlamak Bu Kadar Zor mu Allah Aşkına
Öyle görülüyor ki 1924 den beri hâla anlayamamış bu millet Lozan’ın tam olarak ne olduğunu. O halde belki yüzlerce, binlerce kez anlattığımız Lozan’ı bir kez daha anlatalım ama öncelikle biz Lozan’ı niçin anlayamıyoruz?
Bizlerin Lozan’ı anlamamamızın bir kaç sebebi vardır. Ama en önemli sebep şudur:
Bizler her şeyden önce I. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşını birbirine karıştırıyoruz. O sebeple de ‘’ Biz Kurtuluş Savaşında yedi düvele karşı savaştık ve zafer kazandık’’ Diyoruz. Yanlış da buradan başlıyor.
Şimdi öncelikle I.Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti’nin topraklarına bakalım ( Resim 1- Haritadaki yeşil alanlar )
Biz I. Dünya Savaşında evet yedi düvele karşı savaştık . Mehmet Akif’in dediği gibi ‘’Avstralya’yla birlikte bakıyorsun Kanada’’ Ya da ‘’ Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela’’
Peki bu yedi düvele karşı zafer kazandık mı?
Gelin Türk Milletinin en fazla ilgili olduğu futbol maçı gibi izah edelim ve Galiçya cephesinden başlayalım.
Galiçya cephesinde bozguna uğradık mı? Evet. Yani 1-0 mağlubuz.
Çanakkale? Canlarına okuduk düşmanın: Sonuç : 1-1
Kafkas Cephesi : 90 bin asker düşmana tek kurşun atmadan şehit oldu: 2-1 mağlubuz.
Mustafa Kemal Muş ve Bitlis’i geri aldı Durum: 2-2
Yemen: Mağlubiyet 3-2 Mağlubuz
Hicaz: Mağlubiyet: 4-2 mağlubuz
Filistin: Mağlubiyet: 5-2 mağlubuz
Suriye: Mağlubiyet: 6-2 mağlubuz.
Irak: Mağlubiyet : 7/-2 Mağlubuz
Kut-el Amara: Zafer Durum: 7-3
Mısır-Kanal: Mağlubiyet: 8-3 Mağlubuz
Daha da var ya bu kadar yeterli diyelim. 8-3 Mağlubiyetten sonra ne olmuş? 30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes antlaşmasını imzalamışız ve Çanakkale’den savaşarak geçemeyen düşman barış antlaşmasıyla elini kolunu sallaya sallaya o Boğazdan geçmiş mi? Geçmiş. Bu durumda ne oldu? Çanakkale ve Kut el Amara’da attığın gol de geçersiz. Yani durum 8- 1 Mağlubiyete döndü. Peki tek bir golümüz neden hala geçerli? Çünkü 1918 de Rusya Brest Litowsk antlaşmasıyla savaştan çekilmiş ve Türkiye’den aldığı toprakları çok büyük ölçüde geri vermiş. Hatta daha da ileri giderek sonraları Türkiye ile kanka olmuş.
30 Ekim 1918 den itibaren işgaller başlıyor. ( Harita 2 ) Ama yeterli değil. Yapılan gizli antlaşmalarla çizilen sınır bu değil çünkü.
İşgaller üzerine Türk Milleti olarak silaha sarılıp ‘’ Olmaz, bunu kabullenemeyiz’’ dedi. ‘’Ya istiklal ya ölüm’’ dedi. Ve çok daha önemlisi ‘’ Misak-ı Milli sınırları içinde Vatan bir bütündür, bölünmez ‘’ dedi.
Şimdi sorsam ‘’Bunu yani ‘’ Misak-ı Milli sınırları içinde Vatan bir bütündür bölünmez ‘’ sözünü nerede dedi?’’ Diye Lozan hakkında vıdı vıdı yapanların çoğu bilmez. Bilenlerin cevabı da ‘’ Önce Amasya Genelgesi, sonra Erzurum ve Sivas Kongresinde dedi’’ Olacaktır… Evet doğrudur ama Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan bu kararın uluslar arası arenada hiç bir kıymeti harbiyesi yoktu. Çünkü henüz Osmanlı Devletini temsil etmiyordu bu kongreler.
Eeee?
Eeee si bu kararın Osmanlı Parlamentosundan çıkması lazımdı ki nazar-ı dikkate alınsın. Peki çıktı mı? Evet. Osmanlı parlamentosu da eksiksiz gediksiz bir şekilde ‘’ Misak-ı Milli sınırları içinde vatan bir bütündür bölünmez’’ Dedi ( 28 Ocak 1920 )
Peki Misak-ı Milli neydi? Kelime anlamı ‘’ Milli Yemin’’ olsa da biz ona hep bu günkü Türkiye’mizin sınırları gözüyle baktık. Tek farkla, o da Misak-ı milli sınırları batıda Selanik’i, Güneydoğuda Musul ve Kerkük’ü de içine alıyordu. Ama gelin görün ki Selanik çoktan elden çıkmış, Musul , Kerkük ise Mondros Ateşkes Antlaşmasından hemen sonra işgal edilmişti ( Harita 2 ye bakalım )
Bu arada 30 Ekim 1918 den sonra Türk Milleti ‘’ Bu iş burada bitmedi’’ Diyerek Mustafa Kemal’in önderliğinde yeni bir savaşa başladı ki işte Kurtuluş savaşı dediğimiz olay bu.
Peki Kurtuluş Savaşında biz yedi düvele karşı mı savaştık?
Bakalım:
1- I. Dünya savaşı bu savaşa bizim müttefiklerimiz olarak katılan devletlerle yapılan Versay( Almanya- 28 Haziran 1919), Sen Cermen (St. Germain) – Avusturya- (10 Eylül 1919), Nöyyi (Neuily) Bulgaristan- (27 Kasım 1919), Triyanon (Trianon)-Macaristan-(4 Haziran 1920) ve Sevr-Osmanlı Devleti- (10 Ağustos 1920) Antlaşmalarıyla sona erdi. Yani bizimle savaşan devletler nezdinde I. Dünya Savaşı bitmişti ama sadece Türk Milleti ‘’Hayır bitmedi’’ Diyor ve adına Kurtuluş Savaşı dediğimiz bir savaşın hazırlıklarını sürdürüyordu.
Bu arada özellikle İngiltere ve Fransa’da anneler ‘’Yeter, artık evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz’’ Diye kendi hükumetlerini adeta yaylım ateşine tutmuşlardı.
Biz Türk Milleti olarak 28 Ocak 1920 de Osmanlı Parlamentosunda eksiksiz, firesiz ‘’Vatan Bir bütündür bölünmez’’ deyince ne yapmışlar adamlar? Parlamentomuzu kapatmışlar. Biz ne yapmışız? Ankara ‘da yeni bir parlamento açıp ‘’ TBMM bundan böyle Türk Milletinin yegane yönetim merciidir’’ Demişiz. Sonra ? Sonra adamlar gelmiş 10 Ağustos 1920 de Sevr Antlaşması diye bir antlaşmayı önümüze koymuşlar.
Evet şimdi 10 Ağustos 1920 de imzalanan ama asla ve asla devletler arası hukuk açısından bir geçerliliği olmayan Sevr Antlaşması haritasını elimize alalım ve ona bakarak devam edelim konuya. [ Bu antlaşma geçersizdir çünkü Osmanlı parlamentosu zaten İtilaf Devletlerinin baskısıyla kapatılmıştır. Saltanat şurası denen üç beş kişinin de hukuksal olarak böyle bir antlaşmayı imzalama ve yürürlüğe koyma yetkisi yoktur. Ayrıca Osmanlı parlamentosu kapatılmadan önce son sözünü söylemiştir: Misak-ı Milli sınırları içinde vatan bir bütündür bölünmez’’ Diğer taraftan 23 Nisan 1920 den itibaren artık Türk Milleti adına karar verme yetkisi TBMM dedir ve 22 Nisan 1920 de bizzat Mustafa Kemal tarafından ‘’Amacı Yüce saltanat ve hilafeti kurtarmak olan’’ diyerek açılmış olan TBMM bu antlaşmayı kabul etmemektedir.]
Kısaca o yedi düvel senden alacaklarını almışlar mı? Almışlar. İşte burada 3. Haritaya bakmamız lazım. Yani Sevr antlaşması ile bize 1. Haritada sahip olduğumuz topraklardan ne kadarını bırakmışlardı?
Görüldüğü gibi bu topraklar bu günkü Karadeniz, doğu ve iç Anadolu’nun bir kısmı idi. Yani daha da net anlaşılması için : Bu günkü yedi coğrafi bölgemizden sadece üçü bize bırakılıyordu . Daha da açık söyleyelim: Bu günkü Türkiye’nin 7 de 4 ü elimizden alınıyor, bize sadece 7 de 3 ü bırakılıyordu.
Biz Mondros Ateşkes Antlaşması gibi Sevr antlaşmasını da kabul etmemişiz millettik ama İngiltere ve Fransa zaten Mondros Ateşkes antlaşmasıyla alacaklarının neredeyse tamamını almış vaziyetteler ve artık savaşmak istemiyorlar. Ne yapmışlar? 15 Mayıs 1919 da İzmir’e çıkardıkları Yunanlılara ‘’ Haydi yürüyün, alın Anadolu’yu demişler; Yunan da salak salak saldırmış.
İşte bu yeni savaşta, yani Kurtuluş savaşında Kimlerle savaşmışız: 1- Yunanlar, 2- Ermeniler 3- Fransızlar… Yani Yedi düvel değil.
Kurtuluş savaşı dediğimiz o büyük savaşın Doğu cephesinde Kazım Karabekir Ermenilerin canına okumuş ve 3 Aralık 1920 de onlarla Gümrü Antlaşması imzalanarak bu cephedeki savaş sona erdirilmiş. Ne oldu? Savaştığımız üç düvel ikiye indi. ( Yunanlılarla savaşın henüz başlamadığına dikkatiniz çekerim. Onlarla savaş 1921 de başlamıştır.)
Fransızlarla Güneyde amansız bir savaşa tutuşmuşuz. Gaziantep, Karmanmaraş, Şanlıurfa ve Adana’da adamlara kök söktürmüşüz ama öyle zannedildiği gibi topraklarımızdan sürüp atamamışız. Taaa ki Batı cephesinde Yunanlılara karşı Sakarya Savaşını kazanana kadar… Sakarya savaşını kazandıktan sonra Fransızlar da aslında en başından beri gözleri petrol bölgelerinde olduğundan Antep, Urfa, Maraş, Adana gibi yerler için bir savaş sürdürmenin lüzumsuzluğunu anlamış ve 20 Ekim 1921 de Ankara Antlaşmasını imzalayarak Hatay hariç işgal ettiği - bu günkü- Türkiye topraklarından çekilmiş… Elde kala kala sadece Yunanistan kaldı… 30 Ağustos 1922 Tarihinde de onun icabına bakmışız.
Sonra?
Sonra Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından Lozan.
Lozan öncesinde skora bir daha bakalım: Son skor neydi? 1 e karşılık 8 mağlubuz.
Lozan’da masaya oturduğumuzda bir gol Ermenilere, bir gol Yunanistan’a, Bir gol da haydi diyelim Fransa’ya atmışız. Yani üç gol… Ne olmuş skor: 4 e karşılık 8 mağlup durumdayız. ( Bizim attığımız son üç gol aslıda tamamen ayrı bir ligde attığımız goller. Yani Lozan’da masaya otururken aslında yine 1 e karşılık 8 mağlup durumdayız ama yine de bir başka ligde kazandığımız 3-0 lık galibiyetin de nazar-ı dikkate alınmasını, öyle kolay bir lokma olmadığımızı söyleyebileceğiz en azından.]
Lozan Antlaşmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya Devletleri başından sonuna kadar; Boğazlarla ilgili konuların görüşülmesinde Sovyet Rusya ve yine Bulgaristan; Trakya sınırı konusundaki görüşmelere katılmıştır.Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ise gözlemci sıfatıyla konferansta bulunmuştu. Ama lokomatif İngiltere…Ona karşı kazandığımız bir zafer yok. Tüm diğer devletler adına konuşan o, arasıra da Fransa’nın sesi duyuluyor.
Bu vaziyette masaya oturuyoruz ve 4. Resimdeki bir Türkiye’yi koparıyoruz o masadan. Öp de başına koy. Allah’ından daha belanı mı istiyorsun?
Çok uzattım biliyorum.
Aslında 1. Haritadan başlamak üzere 4. Harita dahil tüm haritalara çok çok dikkatli bakan vicdan sahibi bir insan Lozan’ın - Her şeye rağmen- bir zafer olduğunu anlamakta tereddüt etmez. O halde hâla neyin tartışmasını yapıyoruz?
Haa bu arada hemen söyleyeyim:
1- Egedeki adalar ( Burnumuzun dibindeki Meis dahil, Burnumuzun dibindeki 12 ada dahil ) Lozan’da kaybettiğimiz adalar değildir. 12 Ada 1912 de imzalanan Uşi antlaşmasıyla, diğer adalar ise I. Balkan savaşı sonunda Yunanistan ile imzaladığımız Atina Antlaşmasıyla elimizden çıkmıştır.
2- Musul ve Kerkük Lozan Antlaşmasıyla değil, 1926 yılında imzaladığımız Ankara Antlaşmasıyla elimizden çıkmıştır.
3- Boğazların en son statüsü Lozan Antlaşmasıyla değil 1936 da imzalanan Montrö Antlaşmasıyla belirlenmiştir
4- Lozan Antlaşmasıyla Osmanlıdan kalan borçlar meselesi kapanmış değildir. O borçlar 1955 yılına kadar ödenmiştir
5- Lozan ile Kapitülasyon belasından tamamen kurtulmuştur bu ülke.
6- Lozan antlaşmasıyla Yunanistan sınırımız I. Dünya savaşından önceki durumuna gelmiştir.
7- Lozan Antlaşması ile ülkemiz için bir çıbanbaşı olan patrikhane kapatılamamıştır.
Gönül elbette ki Musul’un, Kerkük’ün, Selanik’in, Sofya’nın, Üsküp’ün yine Türk toprağı olmasını, burnumuzun dibindeki adalarda Türk bayrağı dalgalanmasını isterdi ama Mondros ve Sevr Antlaşmaları haritalarına baktığımızda Yedi düvel karşısında kaybedip, üç düvel karşısında kazanmış bir millet olarak ‘’ Buna da şükür’’ Demek icap etmez mi?
Daha da özetleyecek olursak Osmanlı Devleti yaşıyor olsaydı bundan daha iyisini yapamazdı (Mondros Ateşkes, Sevr Antlaşmasında örneğinde gördük zaten. )
Türkiye Cumhuriyeti bundan daha iyisini yapabilir miydi?
Yazdık işte. Sizce yapabilir miydi?
Ve bir kez daha soruyorum: Bu kadar zor mu Lozan’ı anlamak?
Lozanı Anlamak Bu Kadar Zor mu Allah Aşkına başlıklı yazı Sami Biber tarafından
03.10.2016 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.