Sevgisiz Mutluluk Olmaz...
Sevgi; Her şeyi aydınlatan
bir ışık, arındıran bir rahmet, birleştiren bir bağ, besleyip büyüten bir gıda,
üretip çoğaltan bir tohum ve zengin eden bir sermayedir. Sevgi, mutlu insanın
sermayesidir. Sevgisiz mutluluk olmaz. Sevmeden sevilmeden mutluluk bulunmaz.
Sevgi bir mutluluk dünyası, bir sevinç hazinesi ve insan da bir sevgi
abidesidir. Sevgi bütün zaman ve mekânların ihtiyacıdır. Sevginin olmadığı
yerde insanca yaşamak da olmaz.
Sevgi yüreğe yazılan,
insanı huzura ve sevince boğan sırlı bir duygudur. Sevgi giren kalp için,
cananıyla birlikte olmak, onu düşünmek, onunla konuşmak, sevgiliyi düşünmek,
onu yüreğinde hissetmek huzurdur, mutluluktur.
Sevgi bakışta, yüreğe
akışta, gönüldeki nakıştadır. Seven sevdiğini kıskanır, onu korur her şeylerden
sakınır. Bu sakınma ve kıskanma şarkılara ve türkülere de konu olmuştur.
“…Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yârim”. “Saçın yüzüne değse
tenini kıskanırım…”
İskender Pala; “Aşk; bir tutkudur. Bu öyle bir tutku ki
ağaca sarılan sarmaşık gibi sadece ve sadece ona tutunmak ister. Onunla mutlu
olur. Gündüzünde ve gecesinde hep onunladır. Sevgiliniz içinizdedir. Uzakta da
olsa sanki yanınızdaymış gibi onunla hayalen konuşur, dertleşirsiniz. Aşk, gülü
dikeniyle avuçlamak… Ama kanayan ellerin hesabını, gülden sormamaktır.”
Diyor.
Gönül kimi severse güzel
odur. Gönülden gönüle yollar vardır. Gönül sevdiği gönüle akar. Sevgiye
dokunmayan yürek hakikati bulamaz.
Sevgi iki gönül arasına
çekilen görünmeyen bir hattır. Seven aşığın gözü sevgilisinden başak bir şeyi
görmez olur. Eskiler ince hastalık demiştir. Sevdiğinden ayrı kalıp
kavuşamayanların aşkı. Diğer bir deyişle “Kara
Sevda” olur halk dilinde…
Bir türkü vardı. “Gece geçtim duydun mu sevgilim uyudun mu?”
diye… Sanki bu türküyü yaşarcasına gece gündüz defalarca sevgilinizin
evinin önünde geçersiniz. Acaba pencere kenarından da olsa görebilir, göz göze
gelebilir, bir iki çift laf edebilir miyim düşüncesiyle aylarca evin yolunu
arşınlamak vardır seven için…
Sevgilinin bakışıyla, bir
çift sözüyle dünyalar senin olur. Pencerenin hafifçe aralanması bile kalbinizin
hızlıca çarpmasına sebep olur. Bakışlardan öyle derin manalar çıkarırsınız ki… “Gözler kalbin aynasıdır. Yalan nedir
bilmez onlar. Siyah, mavi, yeşil olsun. Aşkı inkâr etmez onlar” diyor ya
şarkıda. Gerçekten de öyledir. Bir bakış sözün anlatamadığı çok şeyleri anlatır
adeta. “Niyeti sözler, aşkı gözler
anlatır” derler.
Sevgiler kır çiçekleri
gibi ellerde değil, kurşun yarası gibi kalplerde taşınmalıdır. Ayrılıklar küçük
sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp
de ateşi güçlendirdiği gibi. Sevgi deryasına sandal açmalı, sevgi fidanı
dikmeli, sevgi yağmurunda ıslanmalı ve sevgi yumağını örmeliyiz.
Sevmek; seni seviyorum
demek değil, seni seviyorum derken titremektir. Gerçek sevgi; kötülük
gördüğünde azalmayıp iyilik gördüğünde artmayandır. Gülü öylesine sevmelisin ki
soranlara dikeni yok diyebilmelisin.
Sevgi ve şefkatin gücü
annelerin o güzel, sıcacık yüreğindedir. İnsanoğlu yaratılışından sevgi hamuru
ile yoğrulduğu için sevgisiz yaşamaz.
Yunus Emre; “Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi
için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim…” “Gelin tanış olalım,
işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.”
İbrahim Hakkı Hazretleri; “Hiç kimseye hor bakma, incitme gönül
yıkma, sen nefsine yan çıkma, Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”
Halil Cibran; “Sevgiyle kaynayan öze, sevgiyle bakan
göze, sevgiyle söylenen söze her şey meyleder” diyor.
Aşk bir sarmaşıktır ve en
iyi bir tanımı da budur. Sarmaşık nasıl ki ağacın köklerinden dallarına varana
her yanını sımsıkı sarıp sarmalıyorsa, aşk da insan benliğini sarıp sarmalar.
Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice
çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı
yeşil görünür hâlâ…
Şems-i Tebrizi; “Aşk öyle bir ateş ki yüreğinde taşıdığın
sürece yanacaksın, yanacaksın ama korkma, bittim dediğin anda küllerinden yeniden
doğacaksın.” Diyor.
Mevlana’ya göre aşk; “Öyle bir sır ki, her gönül kaldıramaz ve
ehli olmayanlara anlatılmaz. Çünkü dünya aşk üzerine yaratıldı.”
Mevlânâ'da insan sevgisi,
Allah (c.c) sevgisinin bir yansımasıdır. Hakk sevgisiyle insan sevgisini birleştirmiş;
insanı sevmenin de Hakk'ı sevmek demek olduğuna inanmıştı. Semadaki el hareketlerinin anlamı da budur. Haktan alır halka veririz.
Mevlânâ insanı çok iyi
tanıyordu. “Hamdım, Piştim, Yandım”
şeklinde özetlediği hayatını bir başka ifade ile şöyle dile getirmektedir.
Mevlâna: “Ölü idim; dirildim... Gözyaşı idim;
tebessüm oldum... Aşk deryasına daldım; nihayet sonsuz olan devlete eriştim…”
diyor.
“…Sevgi acıları tatlıya çeker, tatlılaştırır. Çünkü sevgilerin temel
özelliği, doğru yola götürmektir.” “Sevgiden bulanık sular durulur,
berraklaşır. Sevgiyle ölü diriltilir, sevgiyle padişahlar köle yapılır.”
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.