Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet 1 Online Üyeler
(0 oy)

Sevgisiz Mutluluk Olmaz...


            Sevgi; Her şeyi aydınlatan bir ışık, arındıran bir rahmet, birleştiren bir bağ, besleyip büyüten bir gıda, üretip çoğaltan bir tohum ve zengin eden bir sermayedir. Sevgi, mutlu insanın sermayesidir. Sevgisiz mutluluk olmaz. Sevmeden sevilmeden mutluluk bulunmaz. Sevgi bir mutluluk dünyası, bir sevinç hazinesi ve insan da bir sevgi abidesidir. Sevgi bütün zaman ve mekânların ihtiyacıdır. Sevginin olmadığı yerde insanca yaşamak da olmaz.

            Sevgi yüreğe yazılan, insanı huzura ve sevince boğan sırlı bir duygudur. Sevgi giren kalp için, cananıyla birlikte olmak, onu düşünmek, onunla konuşmak, sevgiliyi düşünmek, onu yüreğinde hissetmek huzurdur, mutluluktur.

            Sevgi bakışta, yüreğe akışta, gönüldeki nakıştadır. Seven sevdiğini kıskanır, onu korur her şeylerden sakınır. Bu sakınma ve kıskanma şarkılara ve türkülere de konu olmuştur.

            “…Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yârim”. “Saçın yüzüne değse tenini kıskanırım…”

            İskender Pala; “Aşk; bir tutkudur. Bu öyle bir tutku ki ağaca sarılan sarmaşık gibi sadece ve sadece ona tutunmak ister. Onunla mutlu olur. Gündüzünde ve gecesinde hep onunladır. Sevgiliniz içinizdedir. Uzakta da olsa sanki yanınızdaymış gibi onunla hayalen konuşur, dertleşirsiniz. Aşk, gülü dikeniyle avuçlamak… Ama kanayan ellerin hesabını, gülden sormamaktır.” Diyor.

            Gönül kimi severse güzel odur. Gönülden gönüle yollar vardır. Gönül sevdiği gönüle akar. Sevgiye dokunmayan yürek hakikati bulamaz.

            Sevgi iki gönül arasına çekilen görünmeyen bir hattır. Seven aşığın gözü sevgilisinden başak bir şeyi görmez olur. Eskiler ince hastalık demiştir. Sevdiğinden ayrı kalıp kavuşamayanların aşkı. Diğer bir deyişle “Kara Sevda” olur halk dilinde…

            Bir türkü vardı. “Gece geçtim duydun mu sevgilim uyudun mu?” diye… Sanki bu türküyü yaşarcasına gece gündüz defalarca sevgilinizin evinin önünde geçersiniz. Acaba pencere kenarından da olsa görebilir, göz göze gelebilir, bir iki çift laf edebilir miyim düşüncesiyle aylarca evin yolunu arşınlamak vardır seven için…

            Sevgilinin bakışıyla, bir çift sözüyle dünyalar senin olur. Pencerenin hafifçe aralanması bile kalbinizin hızlıca çarpmasına sebep olur. Bakışlardan öyle derin manalar çıkarırsınız ki… “Gözler kalbin aynasıdır. Yalan nedir bilmez onlar. Siyah, mavi, yeşil olsun. Aşkı inkâr etmez onlar” diyor ya şarkıda. Gerçekten de öyledir. Bir bakış sözün anlatamadığı çok şeyleri anlatır adeta. “Niyeti sözler, aşkı gözler anlatır” derler.

            Sevgiler kır çiçekleri gibi ellerde değil, kurşun yarası gibi kalplerde taşınmalıdır. Ayrılıklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp de ateşi güçlendirdiği gibi. Sevgi deryasına sandal açmalı, sevgi fidanı dikmeli, sevgi yağmurunda ıslanmalı ve sevgi yumağını örmeliyiz.

            Sevmek; seni seviyorum demek değil, seni seviyorum derken titremektir. Gerçek sevgi; kötülük gördüğünde azalmayıp iyilik gördüğünde artmayandır. Gülü öylesine sevmelisin ki soranlara dikeni yok diyebilmelisin.

            Sevgi ve şefkatin gücü annelerin o güzel, sıcacık yüreğindedir. İnsanoğlu yaratılışından sevgi hamuru ile yoğrulduğu için sevgisiz yaşamaz.

            Yunus Emre; “Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim…” “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.”

            İbrahim Hakkı Hazretleri; “Hiç kimseye hor bakma, incitme gönül yıkma, sen nefsine yan çıkma, Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

            Halil Cibran; “Sevgiyle kaynayan öze, sevgiyle bakan göze, sevgiyle söylenen söze her şey meyleder” diyor.

            Aşk bir sarmaşıktır ve en iyi bir tanımı da budur. Sarmaşık nasıl ki ağacın köklerinden dallarına varana her yanını sımsıkı sarıp sarmalıyorsa, aşk da insan benliğini sarıp sarmalar. Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı yeşil görünür hâlâ…

            Şems-i Tebrizi; “Aşk öyle bir ateş ki yüreğinde taşıdığın sürece yanacaksın, yanacaksın ama korkma, bittim dediğin anda küllerinden yeniden doğacaksın.” Diyor.

            Mevlana’ya göre aşk; “Öyle bir sır ki, her gönül kaldıramaz ve ehli olmayanlara anlatılmaz. Çünkü dünya aşk üzerine yaratıldı.”

            Mevlânâ'da insan sevgisi, Allah (c.c) sevgisinin bir yansımasıdır. Hakk sevgisiyle insan sevgisini birleştirmiş; insanı sevmenin de Hakk'ı sevmek demek olduğuna inanmıştı. Semadaki el hareketlerinin anlamı da budur. Haktan alır halka veririz.

            Mevlânâ insanı çok iyi tanıyordu. “Hamdım, Piştim, Yandım” şeklinde özetlediği hayatını bir başka ifade ile şöyle dile getirmektedir.

            Mevlâna: “Ölü idim; dirildim... Gözyaşı idim; tebessüm oldum... Aşk deryasına daldım; nihayet sonsuz olan devlete eriştim…” diyor.

“…Sevgi acıları tatlıya çeker, tatlılaştırır. Çünkü sevgilerin temel özelliği, doğru yola götürmektir.” “Sevgiden bulanık sular durulur, berraklaşır. Sevgiyle ölü diriltilir, sevgiyle padişahlar köle yapılır.”

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sevgisiz Mutluluk Olmaz...

Ali  ÖZKANLI Ali ÖZKANLI