Ben Ve Köyüm 12
Osman ne bilir ki mapushane duvarlarına ne bilir ki Mapushane Ranzaları ne bilir Mapushane gecelerini Osman'ın hayata ilk başladığı adımlar mapushanede başlıyordu Bu nasıl bir hayat nasıl bir kaderdir ki Osman.
üç beyinsiz kafa üç beyinsiz insana diyorsak halk
Bu nasıl bir güneş nasıl bir gece Osman kalk yerinden kalk
Bu nasıl bir Tufan yakıp yıktı bütün Vadiyi Kainat sustu
İlk gecede üstüne duvarlar katrsanmı kustu
hayata basarken Cefair olsun her adımın
o mezarlık sancağı elindeki hangi kadının
sokulup bir ranzanın altına Güya her gece uyuyan
işte hayat dediğimiz maskara çırılçıplak bir Üryan
Osman ilk gece Uyuyamadı
Güneş bir türlü doğmuyor du Güneş nereye gitmişti o ğün her gün üstünde doğan güneş onun kemiklerini derisinin sıcaktan Güneş o gün nere deydi Oysa Neredeyse öğlolmuştubir bir tuğla kırığının arasından Bir kıvılcım gelmişti bu Güneş ti sonbaharda yaprakların döküldüğü gibi herkes ranzalardan birer birer iniyordu bir Pınar Gözünden çıkan suyun arkında hedefine gittiği gibi herkes aynı yere gidiyor du Kızıl bir çamın dağların Eteğinde dikildiği gibi herkes dikiliyordu
gök gürler gibi bir ses geldi hey sen Kalk lan oradan gel buraya çabuk getirtme beni ora diye ?
Osman füze gibi fırladı koşarak yanlarına vardı dineldi sayım vardı.
Üç beş Gardian Çelik kapıların ardından ellerinde sopalar ile girdiler Eller arkaya bağlanmış kaşları Çatık dimdik yürüyüşler Osmanlı bunları ilk defa görüyordu Sayım bitti Herkes yalnız ranzasını düzeltmekle meşguldü Osman'ın ranzası Hiç bozulmamış de ki ne düzeltecekti
ilk sofra ilk çay zaten Osman alıştığı bunlara bunların önemi yoktu ki
Osman'ın düşündüğü gerçek dostu Mustafa'yı alışacak da Artık bunlara
ilk görev Osman'a verildiği yerleri silmek süpürmek camları silip süpürmek Osman temizlik işleri ile meşguldü artık işini biliyordu Bir de Mapushane nin en genci en küçüğünü hemen hemen bütün işler ona bakıyordu .
Hüseyin karakola gelmiş karakol komutanıyla görüşüyordu Osman'ın suçsuz olduğunu defalarca söylese deArtık her şeyi boştu karar verilmiş hüküm kesilmişti Hüseyin'in bunu zaman içinde kanıtlaması gerektiği Karakol Komutanı söyledi Hüseyin yalvarıyor Onu bir kere göreyim bir kere diye komutan henüz görüşme günü değildi görüşme günü gelip onu görebilirsin dedi bun da hiçbir sakınca yok dedi Hüseyin O günü sabırsızlıkla bekliyordu Hüseyin Elleri boş umutları kırılmış olarak geriye dönmek zorundaydı karakoldan mahsum bir duruşla boynu bükük çıkıyordu merdivenlerden ağır ağır inerken Fadime iyi gördüğü Fadime yanında üç beş çalışan ile birlikte ve Avukatı ile birlikte karakola doğru gidiyordu. Hüseyin ve Fadime'nin bakışları birleştiği çarpıştığı Yıldırım gibi bir gürültü çıkardı Fadime Hüseyin'e seni mahvedeceğim seni Sürüm Sürüm süründürücem diyerek çekti gitti
Hüseyin merdivenlerden inerken kızını soruyordu eczacının orada ne işi vardı kızımızın diye bağırıyordu.sorular cevapsızdı .
Hüseyin nereye gidebilirdi ki bir zamanlar Zengin kariyeri olan Hüseyin artık yapayalnız da gidecek yeri yoktu çalışacak işi yoktu yatacak evi yoktu barkı yoktu hiçbir şeyi yoktu yiyecek bir lokma ekmeği bile yoktu
köye gitmeliydi olanları Gülsüm'e anlatmalıydı Gülsüm'ü haberdar etmeliydi köye vardı Gülsüm'e olanları hepsini anlattı Ama artık o köyde durmanın anlamı bile yoktu
Hüseyin Eczacı daki gördüğü durumunu Gülsüm'e anlattı gülsümde tanıyordu o eczacıyı bir tuhaflık vardı
sanki koca dağılmış Bir Yumak Eczacı da görüşüyordu sanki orada başlayıp orada bitiyordu ama bir türlü bu olay çözülmüyormüyordu
Gülsüm'e bunu anlatmaya çalıştı Ben artık burada kalamam Gülsüm ben gitmeliyim çalışmalıyım şehre gitmeliyimm dedi Gülsüm bir zamanlar Hüseyin'in Onun için neler yaptığını biliyorduk hiç tereddütsüz Hüseyin burada bizde kalabilirsin dedi Burası senin bir evin sayılır dedi Hüseyin hayır dedi çünkü korkuyordu söylenecek laftan üzerine gelebilecek dedi kodudan korkuyordu Gülsüm'ün üzerine bir laf gelsin istemiyordu Hüseyin karar vermişti bende şehire gider orada iş bulur çalışırım Bu arada daha oğlumu gider orada ziyaret eder orada gördüm diye düşünüyordu Ve öyle de yaptı Hüseyin Gülsüm ile konuşurken Durukan Mustafa geldi Mustafa'da serpilmiş di Mustafa da büyümüş de artık O da çalışıp annesine para kazanabilir diye ama okulu vardı Mustafa'nın annesi Mustafa'nın okumasını istiyordu Çünkü Osman mapusa girerken bunu istemiştim Mustafa'dan okuyup büyük adam olmasını istemişti ama zaman ve Hayat Bizim ne istediğimize yer veriyor ki vermiyor işte hayat ne isterse nereye isterse bizi orası sürüklüyor
Hüseyin oradan ayrıldıMustafa annesine anne bırak ben de Hüseyin amca gideyim ben de çalışayım sana yardım edeyim diye düşünüyordu annesine bunu söyledi ama annesi Bunu asla istememişti Çünkü Mustafa'nın okumaya devam etmesi istiyordu ama Mustafa artık zamanın geldiğini hayata atılmanın hayatta savurgan zincirin birinden tutmanın zamanının geldiğine inanıyordu yaşı küçük olmasına dair çok şeyler yaşamıştık ve yaşıyordu daha hala Ama gelecek zamanda neler neler yaşayacak da Mustafa ondan Kimsenin haberi var mıydı o hayatım hırçın esen rüzgarı Mustafa'yı nereye savuracaktı Mustafa hayatım başındaydı ama annesi ve Hüseyin amcasının yaşadığı her şey ona çok büyük tecrübe kazandırmıştı Mustafa Ak bağırarak Hüseyin Amca Hüseyin amca Dur ben de geliyorum dedi Ben de seninle şehre gelip seninle beraber çalışacağım dedi idi
ve Mustafa Hüseyin amcası ile birlikte hayata Yelken açmıştı...
Devam edecek
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.