Köyde müthiş bir gençlik rüzgarı esiyor. Futbol takımı Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerine bağlı köyler arası futbol turnavasında şampiyon olmuştu. Bir çok köy turnava düzenler mutlaka bizim köyü davet ederlerdi. M.Kemalpaşanın Tepecik nahiyesi de turnava düzenledi. Bu turnuvada başarılı olduk.

Karacabey kaymakamlığı da 27 Aralık 1984 kulüpler arası maraton koşusunu tertiplemiş.Köyde hazırlık var.Yarış gününe üç gün vardı çok kötü hastalandım. Üşütmüşüm.Gün geldi çattı.Sabah uyandım evde duramadım.Üstümü giyindim doğru kulübün önüne. Öyle halsizdim ki bir de hava soğuk beni gören "yahu sen manyak mısın bu halde dışarı çıkılır mı" şeklinde ki uyarıları hiç aldırış etmeden "bende geleceğim yarışı seyretmeye" dedim.Kimse beni ikna edemedi.

Köyün gençlerini kaç aydan beri çalıştır, tam yarış olacağı zaman hasta ol. Öleceğimi bilsem bu yarışı seyretmem lazımdı. Takım 5 as bir yedek olmak üzere kurulu 5 kişi mutlaka yarışı bitirecek şartı var. Köyün meydanında gençleri bekliyoruz. Zamanda daralıyor. Bir tanesi eksik. Kim gelmemiş Tıpırın Bahtiyar. Tamam dedim içimden. Mutlaka babası bunu tarlaya gönderdi.

Rahmetli olan kulüp başkanımız İsmet abi "gidin bakın şunun evine" dedi. Aynen dediğim gibi çıktı. Köyümüzün kalecisi olan aynı zamanda kulüp yönetiminde bulunan Mehmet "Necmi koşar onun yerine" demez mi. Bende hiç karşılıksız olur dedim hemen yola çıktık.

Maraton öyle 40 km değil. Karacabey Boğaz tarafından 25 km uzaklıktan çıkış yapılacak, Karacabey'in meydanında son bulacak.Her yıl bu maraton çok güzel ve şenlikli geçiyor.Bize rakip olarak bir kaç tane köy takımları var. Maraton başlangıç noktasına geldik. Köy aracının içinde soyunup giyiniyoruz.

Takımın içinde üç tane gencimiz Hüseyin, Haşim ve Burhanettin çok iyi. Diğer ikisi de iyi ama onlardan derece beklemiyorum. Hepsi askere gitmemiş, 16-17 yaşlarında bir tek ben askerden daha yeni gelmiştim. Ayrıca takımın ağabeyi oluğumdan kaptan bendim. Bende bu gençlere "benim vurgun kardeşlerim" diye takılırdım. İsmail ile Nadir'e tembih ettim beni sakın bırakmayın, bir tempo tutalım Karacabey'e yakın Taşlık köyünden sonra gidersiniz, diğer üçüne de Karacabey Gençlik Spor kulubü adına koşan bir gencin iyi olduğunu bildiğim için sakın peşini bırakmayın. Eğer önde yalnız kalırsanız onun temposunu bozmak için sırayla tempo arttırın diye tembih ettim.

Millet bir çıkış yaptı giden gitti. En arkadan biz üç kişi güzel tempo ile yola çıktık. Arada sırada gençler bana "abi çok geride kaldık bizi bırakta biz bari gidelim." diyorlar ben salmıyorum. Benim derdim yarışı nasıl çıkaracağım endişesi var. Kafaya bak sen hasta hasta gel yarışa katıl. Olacak işmiydi bu.

Koştukça açılıyorum.15 km geldik.Başladı millet dökülmeye, Taşlık köyüne gelene kadar bir sürü koşucuyu geçtik. Her geçtiğimizi de sayıyorum. Köye daha 2 km vardı kendimi bayağı iyi hissediyorumdum. Gençlere hadi beni bırakın dedim. Onlarda tempolarını artırıp uçup gittiler. Ben kaldım tek başıma.

Karacabey'in girişine yaklaştım. En az 3 km tatlı rampa var. Bayağı koşucu da geçtim. Bir baktım yanıma mobiletle İbrahim arkadaş geldi. Bana yalvarıyordu. Gençlerin üçü ilk dörde girmişler, Nadir devam ediyor, İsmail sancılandığından yarışı bırakmış, benim mutlaka yarışı bitirmem gerekiyordu. Sonuncu da olsam önemli değilmiş. "İbrahim sen hiç merak etme beni beklesinler ben daha yeni açılıyorum" dedim. Mobiletin gazına bastı gitti.

Finiş göründü. Öyle kalabalık var ki önümde de en az 6 kişi var diğerleri yarışı bitirmiş bizleri bekliyorlar. Dört kişiyi daha geçtim biraz daha mesafe olsaydı o iki kişiyi de geçecektim ancak yarış bitti. Ben neye uğradığımı anlayamadım. Havalarda geziniyorum. Sanki hiç hasta olmamışım gibi. Uçuyorum.Sanki ben şampiyon oldum. Dediler takım olarak şampiyonuz. Ancak ferdi olarak birinciliği kaptırmışız. Karacabey'li çocuk çok iyi idi.

Merasim, kutlamalar derken takım olarak doğru hamama gittik. Oradan lokantaya ne yersen ye. Şampiyonduk...Gırgır şamata bol artık.
Aradan yıllar geçti köye gittiğimde arkadaşlarımla eski günleri yad ederken mutlaka bu şampiyonluk konusu açılır. Halen o yarışı nasıl bitirdiğime kimse inanamıyor. Şimdi gençlere de takılıyorlar. Necmi ağabeyinizin hastalıklı hali bile şampiyon diye takılırlar. Halbu ki o yarışta 17. ci olmuştum. Gençlerimiz o gün beni şampiyon olarak ilan ettiler.Unutamadığım en güzel anılarımdan birisi olarak kaldı hatıralarımda...

Şİmdi düşünüyorumda hakikaten şampiyon benim
( 59- Sanki Ben Birinci Oldum başlıklı yazı Necmi Yaprak tarafından 19.01.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu