DÜNYA HAYATI
ALDATICIDIR
Hak Dostu Yunus Emre; “mal sahibi mülk sahibi, hani bunun
ilk sahibi; mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan. Tutmaz oldu
tutan dizler, çürüdü söz söyleyen diller, sevip kazandığın mallar, başkasına
kalır bir gün” sözleri ile gerçekten de dünyanın ne kadar kısa ve acımasız olduğunu, boşuna
oyalanmamak için ona karşı nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini çok güzel herkesin
anlayabileceği bir şekilde dile getirmiştir…
Dile getirmiş getirmesine ama maalesef
insanlar gene de bildiklerinden şaşmadan, nefislerinin isteklerine göre hareket
etmeye devam etmekte, sanki dünya geçici değil de ebediymiş gibi davranmakta ve
dünyaya bağlanmaktadırlar.
Her
gün birçok olumsuzlukla çalkalanan dünyanın ve bizi en fazla ilgilendiren güzel
ülkemin halkının en çok özlemini çektiği şey sevgi ve mutluluk olsa gerek. On yıllarca
önce kaybettiğimiz o mutluluk. Mutluluk; aramakla bulunabilecek elle tutulabilecek
somut bir nesne değildir. Herkese göre farklı şekillenebilen, aynen su gibi
girdiği kalıbın inancına ve idrak seviyesine göre şekil alabilen, seven
gönüllerde bulunan ve verildikçe artan ve yine herkesin tarifini farklı yaptığı
bir şeydir.
Dünyaya
sarıldıkça sonu gelmez zevk ve ihtiraslar içerisinde sevgi azalacak ve mutsuzluklar artacaktır. İnsanlar sadece
nefisleri için yaşamaya başlayacaklar ve şeytanın kölesi olacaklardır. Bunun
için büyüklerimiz "Dünya malı tuzlu su içmeye benzer, içtikçe susuzluk
artacaktır" diyerek çok kadar doğru bir teşhis koymuşlardır.
Kur'ân’ı
Kerim, geçici dünya hayatını şöyle tarif ediyor:
57/HADÎD-20: İ’lemû ennemel
hayâtud dunyâ leibun ve lehvun ve zînetun ve tefâhurun beynekum ve tekâsurun
fîl emvâli vel evlâd(evlâdi), ke meseli gaysin a’cebel kuffâre nebâtuhu summe yehîcu
fe terâhu musferren summe yekûnu hutâmâ(hutâmen), ve fîl âhıreti azâbun şedîdun
ve magfiretun minallâhi ve rıdvân(rıdvânun), ve mel hayâtud dunyâ illâ metâul
gurûr(gurûri).
Dünya
hayatının oyun, eğlence ve bir süs olduğunu bilin, aranızda bir övünme ve mal
ve evlât çokluğudur. (Dünya hayatı), yağmurun bitirdiği, ekincinin hoşuna giden
ekin gibidir. Bir süre sonra kurur, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da o
çöp olur. Ahirette şiddetli azap, Allah'tan mağfiret ve Allah'ın rızası vardır.
Ve dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
Yine başka bir ayette dünya hayatı için
şöyle buyuruyor Allahüteala;
3/ÂLİ İMRÂN-14: Zuyyine lin
nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez
zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike
metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara,
"kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma
atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı
düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve
Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.
Ünlü
şair Yusuf Has Hacip ölümle ilgili olarak söyle söylüyor;
"Bu
dünya tarladır; iyilik ekersen iyilik, kötülük ekersen kötülük biçersin. Heva-i
nefs sana düşmandır; imkân bulursa senden intikamını alır. Heva-i nefs
canlanırsa gönül ölür, gönül ölürse ibadetler terk edilir. Dünya zevklerinin
sarhoş ettiği kimse bir daha ayılamaz; ölüm yakalayıncaya kadar uyanmaz. Elini
uzatıp gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse, yine de sonunda yere
gireceksin. Muhakkak ki, yatacağın asıl yer mezardır; orayı iyiliklerle
süsle."
“Dinle
ey gönlü gönlüme uyan!..”
Yüce Rabbimiz de, ölümü ve hayatı
insanları imtihan etmek için yarattığını şöyle ifade ediyor:
67/MULK-2: Ellezî halakal
mevte vel hayâte li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve huvel azî zul
gafûr(gafûru).
“Sizin
hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı
yaratan O'dur. Ve O; Aziz'dir, Gafûr'dur.
Dünya
hayatında imtihanın şiddeti; imtihan olunan kişinin kendine yakın ve sevdikleri
ile imtihan edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu konuda Allah şöyle uyarıyor.
8/ENFÂL-28:
Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve
ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).
Ve
biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitne
(imtihan)dır. Ve Allah ki; O'nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel,
ücret) vardır.
Dünya hayatı Sünnetullahın kontrolünde
devam ederken nefsimize uyarak ziyana uğramamamız için yüce Allah biz kullarını
bakınız ne güzel uyarmaktadır;
63/MUNÂFİKÛN-9: Yâ
eyyuhellezîne âmenû lâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an
zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Ey
âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi
Allah'ın zikrinden alıkoymasın. Ve kim bunu yaparsa, o takdirde işte onlar,
onlar hüsranda olanlardır.
Davranışlarımız esnasında yaptığımız ya da
yapacağımız bir hata karşısında kalbimizde mutlaka bir huzursuzluk duyarız ve
içimizden bir ses yani ruhumuz, yaptığımız bu hareketin yanlış olduğunu gönül
kulağımıza seslenir…
Seslenir seslenmesine ama başka bir ses, yani
şeytan iç sesimizle nefsimize seslenerek bizi Allah’ın affının çok geniş olduğu
konusunda aldatarak, işlediğimiz hatanın tekrarına ya da hatanın devamı
konusunda bizi ikna etmeye çalışır
İşte
bu sesin şeytana ait bir ses olduğunu, bize kendi sessiz sesimizle seslendiğini
yine Rabbimiz bize haber vererek bizi uyarmaktadır;
35/FÂTIR-5: Yâ eyyuhen nâsu
inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum
billâhil garûr(garûru).
Ey
insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın
aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
Dünya hayatının geçici ve aldatıcı, asıl
ve ebedi yurdun ahiret yurdu olduğunu bilmeyen yok gibi ama içimizdeki ses,
(nefis ve şeytan) maalesef bir virüs gibi, bir mikrop gibi nefsimize tesir
ederek 19 afetle yüklü olan nefsimizi rahatça hataya düşürebilmektedir.
Nefsimizdeki afetlerin hastalığından
korunabilmek ve huzursuzluktan kurtulmak için mutlaka, zerreden küreye her
şeyin sahibi olan Rabbimize yönelip; ona ulaşmayı dileyerek, nefis tezkiyesi ile
ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim edip gerçek bir
Müslüman olmaktan başka çaremiz yoktur. Aksi takdirde aldananlardan oluruz. Vesselam…
Allah
razı olsun
Burhan AKSU