159- Topal Osman Ağa- Köşk Baskını Olayı
KÖŞK BASKINI-LATİFE HANIM ADLI KİTAP ÜZERİNE
Tarihi gerçekleri ortaya çıkartmak için kendimi zorluyorum. Değerli hocalarım dediği gibi gerçekten de resmi tarihimizin yanında resmi olmayan tarihimiz varmış.Yakın tarihimizin
boşluklarını doldurmak amacıyla veya boşlukların neden oluştuğunu araştırarak tarihi gerçeklere ulaşmak istiyorum. Bu konuda değerli uzmanların da işi ele alıp bana yardımcı olmalarını diliyorum.
Tarihimizin yeniden yazılması hususunda üniversitelerin önder olmalarını, yurdumuzun her ücra köşesinde ne varsa ele almalarını, inceleyip başımızın dik olacağı, kimseye bir daha hesap vermeyeceğimiz bir tarihi gelecek kuşaklara bırakmalıyız. Aradan bir elli yıl daha geçerse vay bizim halimize.
Tarih hususunda en çok kızdığım olay tarihi yaşayan insanlardan duymadan dinlemeden yazılan tarihtir. Maalesef kesinlikle iddia ediyorum ki bizim tarihimizi yazanlar o günün şartlarına ve siyasi emellere pay çıkartmak amacı ile yazılmış bir tarih olduğu kesindir. Bunu alenen değerli hocalarımda söylüyor.
Bu konuda karar verecek mercii olan hükümetleri sıkıştırmamız lazım. Eğer üniversiteler birlik halinde olursa bu iş olur. Her şey talep arz meselesidir. Talep edelim olmuyor mu bir daha edelim. Yoksa bu Ermeniler her yıl olduğu gibi bizim başımızı ağartacak.
Aslında hükümetler önder olması lazım ama ne hikmetse tarih konusunda da gerçeklerin ortaya çıkması için bir türlü adım atmıyorlar. Bir soru sorduğumuzda veya bazı konularda bilgi almak istediğimizde ya bizi başlarından savsaklıyorlar ya da bizleri çıkmazlara sürüklüyorlar.
Bir de işin garip tarafı var. Başka konularda olsa hayal üreterek şiir ya da roman yazabilirsin. Tarih hususunda hikaye yazamazsın. Halen bazı yazarlar neyin hesabını yapıyor anlamakta güçlük çekiyorum.Türk değilmisin kardeşim.
İnsanın aklına ne geliyor biliyormusunuz. Sırf tarih ile ilgili bakanlık kurulması.
Bir kaç yıl önce gazeteler Mustafa Kemal Atatürk'ün köşkünü basılması olayını karıştırdılar. Neymiş Topal Osman Ağa Atatürk'ü öldürmeye çalışmış. Topal Osman Ağa vakası olarak kaleme alan yazar İpek ÇALIŞLAR Latife Hanım isimli kitabında Atatürk'ün suikasttan kurtulmak için çarşaf giyerek meclisten kaçtığını, Topal Osman Ağa'nın da köşkü basarak Atatürk'ü öldürmek istediğini yazmaktadır.
Bu kitap üzerine Topal Osman Ağa'nın silah arkadaşı olan ve köşk baskını olarak belirtilen olayın tanığı olan Halil oğlu Rasim (Rasim AYDIN)'nın torunu aynı ismi taşıyan Rasim AYDIN (Atatürk'e hakaret davası) açmıştır. Davayı açan savcı Ali ÇAKIR o zamanlar İstanbul Bağcılar savcısı idi. Bülent Ersoy ve Hülya AVŞAR hakkında açılan davaların soruşturmasını yürüten savcı.
Bu davada İpek ÇALIŞLAR tarihi yanıltmaktan ve Atatürk'e hakaret etmekten suçlu bulunmuş, kitapların toplatılması kararı alınmış, ayrıca tazminat ödemiştir. Kitapların ne kadarı toplandı. Kitapları alanlar sanki geri getirip verecekler mi. Sanmıyorum. Daha sonra 50 yıl sonra bu kitaplar ortaya çıkacak tarihi kaynak olarak birileri tekrar yarayı kaşıyacak.
Bir kere baştan şunu söylemek istiyorum. Topal Osman Ağa hakkında bu şekilde düşünmek bile vatan hainliğidir. Atatürk Samsun'a ayak bastığında verilen görevi neydi. İstanbul işgal altında. Doğu ve Karadeniz boylarında Ermeniler Türk köylerini basıyor. Osmanlı Ordusu terhis edilmiş. Bir tek Doğuda 3.Kolorduyu Kazım Karabekir ordusunu dağıtmamış.
Peki buralarda kim karşı koyacak bu soysuzlara. Bir vatan evladı çıkmış ortaya toplamış etrafına eli silah tutanları başlamış kendi savaşına. Ermenileri katlediyor diye padişahımız işgal kuvvetlerin baskısı ile ferman çıkartır. Mustafa Kemal Atatürk'e de bir görev verir. Müfettiş olarak Doğu Karadenize gidecek oralarda bulunan ingiliz güçleri ile Topal Osman Ağa'yı yakalayacak.
Atatürk'te bunu fırsat bilip görevi kabul eder. Amacı kendini Anadolu'ya atmak. Samsun'a ayak bastığında ilk işi Topal Osman Ağa'ya haber gönderir Samsun Havza'da buluşmalarını iletir.
Topal Osman Ağa (topal) lakabını ise Balkan harbinde üst rütbeli komutan iken ordunun başında savaşta çarpışırken ayağından yaralanır. Kendisine bağlı gönüllü birlikleri ile memleketi Giresun'a döner. Daha sonra Gresun'a Belediye başkanı seçilir.
Samsun Havza'da buluştuktan sonra bir daha ayrılmazlar. Anadolu'nun her tarafında Atatürk'ü korumakla görev alır. Düşünebiliyormusunuz bir adam bir adamı yakalamak için görev alsın ve bu adamla işbirliği yapsın. Osmanlı'ya karşı gelmekle vatan haini mi oldular şimdi. Yurt elden çıkıyor. Bu durumları iyi anlamak için Atatürk'ün gençliğe hitabesini okumak ve iyi anlamak yeterlidir.
Gelelim şimdi bu köşk baskını nasıl olmuş hikayesine. Mecliste muhalefet son zamanları Atatürk'ün konuşmalarına, yapmış olduğu icraatlara karşı gelmeye başlamıştı. Meclisin korumalığını da Topal Osman Ağa yapmaktadır. Ankara'da papazın bağı denilen yerde 250 kişilik silahlı gücü ile birlikte kalmaktadır. Daha sonra meclis koruma resmi askeri birlik kurulunca Topal Osman Ağa ve adamları memleketi Giresun'a gittiler.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi istihbaratın başında Celal BAYAR vardı. Celal BAYAR olacak olan tehlikeli durumlarda mutlaka Atatürk'ü uyarırdı. Muhalifler yine bir tezgah peşinde idiler. Muhaliflerin başında o zamanları Trabzon milletvekili o da asker kökenli olan Ali Şükrü Bey vardı.
Atatürk Topal Osman Ağa'ya haber uçurur. Mutlaka Ankara'ya gel sana ihtiyacım var der. Adamları ile birlikte Ankara'ya gelir yine aynı yere Papazın bağına yerleşirler. Askeri kimliği kalmamış ancak kimse silahlı gezmelerine karşı çıkamıyor. Meclis oturumlarına silahla gelmez, bir loca da oturur dinler.
Atatürk meclis kürsüsünde konuşma yaptığı esnada Ali Şükrü Bey kürsüye yürüyerek Atatürk'e hitaben "Masa başında ülkeyi sattınız" diye bağırır. Bunun üzerine mecliste bulunan bazı milletvekilleri aşırı bir şekilde tartışırlar. Olanları locadan bir güzel seyreden Topal Osman Ağa duruma çok üzülür ve kafasında bir plan yapar. Hiç olaya karışmadan yerinden kalkarak bağa gider.
Ali Şükrü Bey'e haber gönderir akşam yemeğini birlikte yiyelim teklifinde bulunur. Ali Şükrü Bey papazın bağına gelir. Adamlarına Ali Şükrü Bey'i boğdurur. Cesetini de dere kenarına gömerler. Hemen akabinde Ankara'da Ali Şükrü Bey'in Topal Osman Ağa tarafından öldürüldüğü duyulur.
Yapılan planda bir eksiklik mi vardı yoksa. Duyulmaması gerekiyordu. Aynı saatlerde Celal BAYAR Atatürk'e şu bilgiyi verir. "Paşam seni saklayacak yer ayarladık, bir kaç gün de olsa Ankara'yı terk etmek zorundasın, muhalefet ortalığı karıştırmak için hem Topal Osman Ağa'yı hem seni ortadan kaldırma planı yapmıştır" der.
Ali Şükrü Beyi Topal Osman Ağa'ya gönderenler onlardı. Topal Osman Ağa'nın da Ali Şükrü Beyi öldüreceği bellidir. Yani adamı bilerek ölüme göndermişlerdir. Bir bakıma kurban seçilmiştir. Yoksa Ali Şükrü Bey'in Topal Osman Ağa tarafından öldürüldüğü haberi daha geceden Ankara'da duyulurmuydu.Topal Osman Ağa'nın Atatürk'ü öldüreceği dedikodusunu da yayanlar aynı kişiler.
Atatürk köşkünden çıkacak ama nasıl yapacak. Köşkün etrafı da muhaliflerin elinde bulunan yandaş askerlerle çevrili. Celal BAYAR bir plan yapar. Latife hanımın kadın arkadaşlarınan ikisi gece faytonla (at arabası) köşke gelirler. Köşkte biraz durduktan sonra yine aynı araba ile Atatürk'le birlikte köşkten çıkarlar. Atatürk Latife hanımın çarçaflarını giymiştir. Köşkten çıkış anında köşkün penceresinde Latife hanım Atatürk'ün askeri albiselerini giymiş sağa sola yürür vaziyette durur.
Muhafızlar işin farkına varamazlar. Atatürk köşkten çoktan ayrılmış askerler halen köşkte olduğunu zannediyorlar. Atatürk köşkten kaçarak Ankara'yı terk eder. Bundan Topal Osman Ağa'nın haberi yok. Ali Şükrü Beyin öldürüldüğü sabahı meclis toplanır hemen karar alır. Topal Osman Ağa ve adamları yakalanacak ve asılacak. Topal Osman Ağa da adamlarıyla birlikte meclis yolunu tutar. Ama karşısında meclis askerlerini bulur. Silahlar çekilmiştir.
Hemen yanında bulunan Halil oğlu Rasim Efendiye yanına yirmi kişi al köşke git Atatürk'ü kurtar der. Ankara'da çatışmalar başlar. Hiç yoktan yere her iki tarafta büyük zarar görür. Köşke gelen Rasim AYDIN da askerlerle karşılaşır. Rasim Aydın burada bulanan muhafızları haklar. Köşke girdiğinde Atatürk'ün olmadığını görür.
Latife hanım kendisine mutlaka Topal Osman Ağa'ya verilmesi için bir zarf verir.Latife hanım eğer bu zarfı açıp okusaydı Atatürk'ün nereye gittiğini bilecekti.
Rasim Aydın tekrar adamlarıyla birlikte Topal Osman Ağa'nın yanına ulaşır. Durumu izah eder. Zarfı açar okur. Aynen şu cümleyi söyler. "Rasim yandık bizi bundan böyle Atatürk'te kurtaramaz, durum vahim adamlarınla birlikte gideceğin yere var, biz burada işi biraz oyalarız." der.
Fazla zaiyat vermeyelim diye Ankara'yı terk etme planı yapar. Rasim Aydın Adapazarı tarafına gider. Topal Osman Ağa'da çarpışa çarpışa meram bağlarına doğru yani Niğde tarafına giderler. Bu arada Topal Osman Ağa vurulmuştur. Fazla kan kaybetmiştir.
Öleceğini anladığından yanında az miktarda kalan arkadaşlarına tembih eder. Beni bu şekilde yakalamasınlar eğer ölürsem, kafamı cesedimden kesin, bedenimi başka yere başımı başka yere gömün der.
Askerler gelmeden Topal Osman Ağa kan kaybından ölür. Arkadaşları söylenenleri aynısını yaparlar. Daha sonra aralarında karar alırlar kaçabilen memleketine gitsin.
Yalnız burada bir kaç kişi kalması lazım derler. Burada kalanlar gelecek olan askerleri oyalaması lazımdı. Askerler gelir biraz oyaladıktan sonra teslim olmaya karar verirler. Askerler toprakta gömülü Topal Osman Ağa'nın kesik başlı cesedini çıkarırlar. Kesikbaşın yanlarından kaçan arkadaşlarının alıp götürdüğünü söylerler.
Teslim olan dokuz adamla birlikte askerler Ankara'ya dönerler. Muhalifler millete ibret olsun diye meclis önüne darağacı kurarlar. Bu darağacında ceset bir hafta baş aşağı sallanır.
Aradan bir hafta geçmiş Atatürk ortalıkta yok. Ankara halkı ve mecliste bulunan yandaşları ayaklanır. Muhalifler halkın tepkisinden korkar. Ankara'da olup bitenler günü birlik Atatürk'e bildirilir. Bunu yapanlar kimlerdi. Atatürk bu süre içinde nerede kaldı. Nasıl korundu. Bu yazıyı daha sonra aktaracağım.
Biz gelelim bu olayın bu şekilde nasıl geliştiğini nerden bildiğimi. Mahkemede delil olarak gösterilen Rasim AYDIN (Hail oğlu Rasim)'in ses kayıtlarının mevcut olduğu. Olayları anlattığı. Ancak torununa (Rasim AYDIN)'a vasiyet eder. Sakın bunları zor durumda kalmasan açıklama. Kimse bilmesin zamanı ve ortamını bulursan açıklarsın der. İpek Çalışlar'ın yazmış oluğu Latife Hanım kitabı vesile olmuştur.
Benim gibi bir çok insan da olayların böyle olduğunu bilmeyecekti. Halbuki Topal Osman Ağa ile ilgili, köşk baskını ile ilgili çok değişik seneryolar yazıldı. Bu seneryoları da ortadan kaldırmak lazım aslında.
Akıl var mantık var. Bir dava uğruna birlikte yola çıkacaklar. Topal Osman Ağa Atatürk'ü öldürecek olacak iş değil.
Rasim Aydın'ın vefat etmeden önce bazı gazetelerde beyanatları vardı. Köşk baskını ile ilgili "Biz köşke Atatürk'ü kurtarmak amacı ile gitmiştik, askerlerle çarpıştık, köşke girdiğimizde Atatürk yoktu, bir tek Latife hanım vardı, bana bir zarf verdi ve köşkten ayrıldık" şeklinde.
Bu beyanatlar mahkeme safhasında da bazı gazetelerde yayınlandı. İnternet sayfalarına da düştü. Bu bilgiler her tarafta var. Benim burada tuhafıma giden bir durum daha ortaya çıkıyor. Halil oğlu Rasim neden torununa bu şekilde vasiyette bulunuyor.
Köşk olayından sonra Ankara'da kurulan hükümetler, Giresun ve çevresinden olan kişilere çete damgasını vurmuş, bunların hepsi Topal Osman Ağa'nın adamları denilenerek, askeri açıdan gözlem altına alınmışlardı. Ekonomi ve siyasi açıdan yakın tarihimize kadar karadeniz tarafına devlet yatırım yapmamıştır. "Oğlum devletle uğraşılmaz, madem böyle istiyorlar, boynumuz kıldan ince, sesinizi çıkarmayın" deyip sinesine çekilirler.
Bizler gerektiğinde bu vatan için tekrardan ölmeye hazırız. Benim gibi binlerce Topal Osman Ağa vardır. Bu Cumhuriyeti koruma adına, Atatürk'ün ilkelerini koruma adına, bu bayrak adına, bu topraklar adına, Türk İslam ülküsü adına bin defa ölmeye hazırız. Varsın Ankara bize çete desin. Çetelerin kim olduğu artık ortada. Bizler yalnızca vatan, bayrak, toprak uğruna savaşırız. Kendi menfaatımız için değil.
Zamanı gelince de tarihimizi de doğrudürüst yazdırmasını biliriz.
Gelecek yazımda Atatürk köşkten kaçarak nereye gitti. Yanındakiler yani onu koruyanlar kimlerdi. Ankara'ya nasıl döndü.
01.04.2010
Tarihi gerçekleri ortaya çıkartmak için kendimi zorluyorum. Değerli hocalarım dediği gibi gerçekten de resmi tarihimizin yanında resmi olmayan tarihimiz varmış.Yakın tarihimizin
boşluklarını doldurmak amacıyla veya boşlukların neden oluştuğunu araştırarak tarihi gerçeklere ulaşmak istiyorum. Bu konuda değerli uzmanların da işi ele alıp bana yardımcı olmalarını diliyorum.
Tarihimizin yeniden yazılması hususunda üniversitelerin önder olmalarını, yurdumuzun her ücra köşesinde ne varsa ele almalarını, inceleyip başımızın dik olacağı, kimseye bir daha hesap vermeyeceğimiz bir tarihi gelecek kuşaklara bırakmalıyız. Aradan bir elli yıl daha geçerse vay bizim halimize.
Tarih hususunda en çok kızdığım olay tarihi yaşayan insanlardan duymadan dinlemeden yazılan tarihtir. Maalesef kesinlikle iddia ediyorum ki bizim tarihimizi yazanlar o günün şartlarına ve siyasi emellere pay çıkartmak amacı ile yazılmış bir tarih olduğu kesindir. Bunu alenen değerli hocalarımda söylüyor.
Bu konuda karar verecek mercii olan hükümetleri sıkıştırmamız lazım. Eğer üniversiteler birlik halinde olursa bu iş olur. Her şey talep arz meselesidir. Talep edelim olmuyor mu bir daha edelim. Yoksa bu Ermeniler her yıl olduğu gibi bizim başımızı ağartacak.
Aslında hükümetler önder olması lazım ama ne hikmetse tarih konusunda da gerçeklerin ortaya çıkması için bir türlü adım atmıyorlar. Bir soru sorduğumuzda veya bazı konularda bilgi almak istediğimizde ya bizi başlarından savsaklıyorlar ya da bizleri çıkmazlara sürüklüyorlar.
Bir de işin garip tarafı var. Başka konularda olsa hayal üreterek şiir ya da roman yazabilirsin. Tarih hususunda hikaye yazamazsın. Halen bazı yazarlar neyin hesabını yapıyor anlamakta güçlük çekiyorum.Türk değilmisin kardeşim.
İnsanın aklına ne geliyor biliyormusunuz. Sırf tarih ile ilgili bakanlık kurulması.
Bir kaç yıl önce gazeteler Mustafa Kemal Atatürk'ün köşkünü basılması olayını karıştırdılar. Neymiş Topal Osman Ağa Atatürk'ü öldürmeye çalışmış. Topal Osman Ağa vakası olarak kaleme alan yazar İpek ÇALIŞLAR Latife Hanım isimli kitabında Atatürk'ün suikasttan kurtulmak için çarşaf giyerek meclisten kaçtığını, Topal Osman Ağa'nın da köşkü basarak Atatürk'ü öldürmek istediğini yazmaktadır.
Bu kitap üzerine Topal Osman Ağa'nın silah arkadaşı olan ve köşk baskını olarak belirtilen olayın tanığı olan Halil oğlu Rasim (Rasim AYDIN)'nın torunu aynı ismi taşıyan Rasim AYDIN (Atatürk'e hakaret davası) açmıştır. Davayı açan savcı Ali ÇAKIR o zamanlar İstanbul Bağcılar savcısı idi. Bülent Ersoy ve Hülya AVŞAR hakkında açılan davaların soruşturmasını yürüten savcı.
Bu davada İpek ÇALIŞLAR tarihi yanıltmaktan ve Atatürk'e hakaret etmekten suçlu bulunmuş, kitapların toplatılması kararı alınmış, ayrıca tazminat ödemiştir. Kitapların ne kadarı toplandı. Kitapları alanlar sanki geri getirip verecekler mi. Sanmıyorum. Daha sonra 50 yıl sonra bu kitaplar ortaya çıkacak tarihi kaynak olarak birileri tekrar yarayı kaşıyacak.
Bir kere baştan şunu söylemek istiyorum. Topal Osman Ağa hakkında bu şekilde düşünmek bile vatan hainliğidir. Atatürk Samsun'a ayak bastığında verilen görevi neydi. İstanbul işgal altında. Doğu ve Karadeniz boylarında Ermeniler Türk köylerini basıyor. Osmanlı Ordusu terhis edilmiş. Bir tek Doğuda 3.Kolorduyu Kazım Karabekir ordusunu dağıtmamış.
Peki buralarda kim karşı koyacak bu soysuzlara. Bir vatan evladı çıkmış ortaya toplamış etrafına eli silah tutanları başlamış kendi savaşına. Ermenileri katlediyor diye padişahımız işgal kuvvetlerin baskısı ile ferman çıkartır. Mustafa Kemal Atatürk'e de bir görev verir. Müfettiş olarak Doğu Karadenize gidecek oralarda bulunan ingiliz güçleri ile Topal Osman Ağa'yı yakalayacak.
Atatürk'te bunu fırsat bilip görevi kabul eder. Amacı kendini Anadolu'ya atmak. Samsun'a ayak bastığında ilk işi Topal Osman Ağa'ya haber gönderir Samsun Havza'da buluşmalarını iletir.
Topal Osman Ağa (topal) lakabını ise Balkan harbinde üst rütbeli komutan iken ordunun başında savaşta çarpışırken ayağından yaralanır. Kendisine bağlı gönüllü birlikleri ile memleketi Giresun'a döner. Daha sonra Gresun'a Belediye başkanı seçilir.
Samsun Havza'da buluştuktan sonra bir daha ayrılmazlar. Anadolu'nun her tarafında Atatürk'ü korumakla görev alır. Düşünebiliyormusunuz bir adam bir adamı yakalamak için görev alsın ve bu adamla işbirliği yapsın. Osmanlı'ya karşı gelmekle vatan haini mi oldular şimdi. Yurt elden çıkıyor. Bu durumları iyi anlamak için Atatürk'ün gençliğe hitabesini okumak ve iyi anlamak yeterlidir.
Gelelim şimdi bu köşk baskını nasıl olmuş hikayesine. Mecliste muhalefet son zamanları Atatürk'ün konuşmalarına, yapmış olduğu icraatlara karşı gelmeye başlamıştı. Meclisin korumalığını da Topal Osman Ağa yapmaktadır. Ankara'da papazın bağı denilen yerde 250 kişilik silahlı gücü ile birlikte kalmaktadır. Daha sonra meclis koruma resmi askeri birlik kurulunca Topal Osman Ağa ve adamları memleketi Giresun'a gittiler.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi istihbaratın başında Celal BAYAR vardı. Celal BAYAR olacak olan tehlikeli durumlarda mutlaka Atatürk'ü uyarırdı. Muhalifler yine bir tezgah peşinde idiler. Muhaliflerin başında o zamanları Trabzon milletvekili o da asker kökenli olan Ali Şükrü Bey vardı.
Atatürk Topal Osman Ağa'ya haber uçurur. Mutlaka Ankara'ya gel sana ihtiyacım var der. Adamları ile birlikte Ankara'ya gelir yine aynı yere Papazın bağına yerleşirler. Askeri kimliği kalmamış ancak kimse silahlı gezmelerine karşı çıkamıyor. Meclis oturumlarına silahla gelmez, bir loca da oturur dinler.
Atatürk meclis kürsüsünde konuşma yaptığı esnada Ali Şükrü Bey kürsüye yürüyerek Atatürk'e hitaben "Masa başında ülkeyi sattınız" diye bağırır. Bunun üzerine mecliste bulunan bazı milletvekilleri aşırı bir şekilde tartışırlar. Olanları locadan bir güzel seyreden Topal Osman Ağa duruma çok üzülür ve kafasında bir plan yapar. Hiç olaya karışmadan yerinden kalkarak bağa gider.
Ali Şükrü Bey'e haber gönderir akşam yemeğini birlikte yiyelim teklifinde bulunur. Ali Şükrü Bey papazın bağına gelir. Adamlarına Ali Şükrü Bey'i boğdurur. Cesetini de dere kenarına gömerler. Hemen akabinde Ankara'da Ali Şükrü Bey'in Topal Osman Ağa tarafından öldürüldüğü duyulur.
Yapılan planda bir eksiklik mi vardı yoksa. Duyulmaması gerekiyordu. Aynı saatlerde Celal BAYAR Atatürk'e şu bilgiyi verir. "Paşam seni saklayacak yer ayarladık, bir kaç gün de olsa Ankara'yı terk etmek zorundasın, muhalefet ortalığı karıştırmak için hem Topal Osman Ağa'yı hem seni ortadan kaldırma planı yapmıştır" der.
Ali Şükrü Beyi Topal Osman Ağa'ya gönderenler onlardı. Topal Osman Ağa'nın da Ali Şükrü Beyi öldüreceği bellidir. Yani adamı bilerek ölüme göndermişlerdir. Bir bakıma kurban seçilmiştir. Yoksa Ali Şükrü Bey'in Topal Osman Ağa tarafından öldürüldüğü haberi daha geceden Ankara'da duyulurmuydu.Topal Osman Ağa'nın Atatürk'ü öldüreceği dedikodusunu da yayanlar aynı kişiler.
Atatürk köşkünden çıkacak ama nasıl yapacak. Köşkün etrafı da muhaliflerin elinde bulunan yandaş askerlerle çevrili. Celal BAYAR bir plan yapar. Latife hanımın kadın arkadaşlarınan ikisi gece faytonla (at arabası) köşke gelirler. Köşkte biraz durduktan sonra yine aynı araba ile Atatürk'le birlikte köşkten çıkarlar. Atatürk Latife hanımın çarçaflarını giymiştir. Köşkten çıkış anında köşkün penceresinde Latife hanım Atatürk'ün askeri albiselerini giymiş sağa sola yürür vaziyette durur.
Muhafızlar işin farkına varamazlar. Atatürk köşkten çoktan ayrılmış askerler halen köşkte olduğunu zannediyorlar. Atatürk köşkten kaçarak Ankara'yı terk eder. Bundan Topal Osman Ağa'nın haberi yok. Ali Şükrü Beyin öldürüldüğü sabahı meclis toplanır hemen karar alır. Topal Osman Ağa ve adamları yakalanacak ve asılacak. Topal Osman Ağa da adamlarıyla birlikte meclis yolunu tutar. Ama karşısında meclis askerlerini bulur. Silahlar çekilmiştir.
Hemen yanında bulunan Halil oğlu Rasim Efendiye yanına yirmi kişi al köşke git Atatürk'ü kurtar der. Ankara'da çatışmalar başlar. Hiç yoktan yere her iki tarafta büyük zarar görür. Köşke gelen Rasim AYDIN da askerlerle karşılaşır. Rasim Aydın burada bulanan muhafızları haklar. Köşke girdiğinde Atatürk'ün olmadığını görür.
Latife hanım kendisine mutlaka Topal Osman Ağa'ya verilmesi için bir zarf verir.Latife hanım eğer bu zarfı açıp okusaydı Atatürk'ün nereye gittiğini bilecekti.
Rasim Aydın tekrar adamlarıyla birlikte Topal Osman Ağa'nın yanına ulaşır. Durumu izah eder. Zarfı açar okur. Aynen şu cümleyi söyler. "Rasim yandık bizi bundan böyle Atatürk'te kurtaramaz, durum vahim adamlarınla birlikte gideceğin yere var, biz burada işi biraz oyalarız." der.
Fazla zaiyat vermeyelim diye Ankara'yı terk etme planı yapar. Rasim Aydın Adapazarı tarafına gider. Topal Osman Ağa'da çarpışa çarpışa meram bağlarına doğru yani Niğde tarafına giderler. Bu arada Topal Osman Ağa vurulmuştur. Fazla kan kaybetmiştir.
Öleceğini anladığından yanında az miktarda kalan arkadaşlarına tembih eder. Beni bu şekilde yakalamasınlar eğer ölürsem, kafamı cesedimden kesin, bedenimi başka yere başımı başka yere gömün der.
Askerler gelmeden Topal Osman Ağa kan kaybından ölür. Arkadaşları söylenenleri aynısını yaparlar. Daha sonra aralarında karar alırlar kaçabilen memleketine gitsin.
Yalnız burada bir kaç kişi kalması lazım derler. Burada kalanlar gelecek olan askerleri oyalaması lazımdı. Askerler gelir biraz oyaladıktan sonra teslim olmaya karar verirler. Askerler toprakta gömülü Topal Osman Ağa'nın kesik başlı cesedini çıkarırlar. Kesikbaşın yanlarından kaçan arkadaşlarının alıp götürdüğünü söylerler.
Teslim olan dokuz adamla birlikte askerler Ankara'ya dönerler. Muhalifler millete ibret olsun diye meclis önüne darağacı kurarlar. Bu darağacında ceset bir hafta baş aşağı sallanır.
Aradan bir hafta geçmiş Atatürk ortalıkta yok. Ankara halkı ve mecliste bulunan yandaşları ayaklanır. Muhalifler halkın tepkisinden korkar. Ankara'da olup bitenler günü birlik Atatürk'e bildirilir. Bunu yapanlar kimlerdi. Atatürk bu süre içinde nerede kaldı. Nasıl korundu. Bu yazıyı daha sonra aktaracağım.
Biz gelelim bu olayın bu şekilde nasıl geliştiğini nerden bildiğimi. Mahkemede delil olarak gösterilen Rasim AYDIN (Hail oğlu Rasim)'in ses kayıtlarının mevcut olduğu. Olayları anlattığı. Ancak torununa (Rasim AYDIN)'a vasiyet eder. Sakın bunları zor durumda kalmasan açıklama. Kimse bilmesin zamanı ve ortamını bulursan açıklarsın der. İpek Çalışlar'ın yazmış oluğu Latife Hanım kitabı vesile olmuştur.
Benim gibi bir çok insan da olayların böyle olduğunu bilmeyecekti. Halbuki Topal Osman Ağa ile ilgili, köşk baskını ile ilgili çok değişik seneryolar yazıldı. Bu seneryoları da ortadan kaldırmak lazım aslında.
Akıl var mantık var. Bir dava uğruna birlikte yola çıkacaklar. Topal Osman Ağa Atatürk'ü öldürecek olacak iş değil.
Rasim Aydın'ın vefat etmeden önce bazı gazetelerde beyanatları vardı. Köşk baskını ile ilgili "Biz köşke Atatürk'ü kurtarmak amacı ile gitmiştik, askerlerle çarpıştık, köşke girdiğimizde Atatürk yoktu, bir tek Latife hanım vardı, bana bir zarf verdi ve köşkten ayrıldık" şeklinde.
Bu beyanatlar mahkeme safhasında da bazı gazetelerde yayınlandı. İnternet sayfalarına da düştü. Bu bilgiler her tarafta var. Benim burada tuhafıma giden bir durum daha ortaya çıkıyor. Halil oğlu Rasim neden torununa bu şekilde vasiyette bulunuyor.
Köşk olayından sonra Ankara'da kurulan hükümetler, Giresun ve çevresinden olan kişilere çete damgasını vurmuş, bunların hepsi Topal Osman Ağa'nın adamları denilenerek, askeri açıdan gözlem altına alınmışlardı. Ekonomi ve siyasi açıdan yakın tarihimize kadar karadeniz tarafına devlet yatırım yapmamıştır. "Oğlum devletle uğraşılmaz, madem böyle istiyorlar, boynumuz kıldan ince, sesinizi çıkarmayın" deyip sinesine çekilirler.
Bizler gerektiğinde bu vatan için tekrardan ölmeye hazırız. Benim gibi binlerce Topal Osman Ağa vardır. Bu Cumhuriyeti koruma adına, Atatürk'ün ilkelerini koruma adına, bu bayrak adına, bu topraklar adına, Türk İslam ülküsü adına bin defa ölmeye hazırız. Varsın Ankara bize çete desin. Çetelerin kim olduğu artık ortada. Bizler yalnızca vatan, bayrak, toprak uğruna savaşırız. Kendi menfaatımız için değil.
Zamanı gelince de tarihimizi de doğrudürüst yazdırmasını biliriz.
Gelecek yazımda Atatürk köşkten kaçarak nereye gitti. Yanındakiler yani onu koruyanlar kimlerdi. Ankara'ya nasıl döndü.
01.04.2010
159- Topal Osman Ağa- Köşk Baskını Olayı başlıklı yazı Necmi Yaprak tarafından
01.04.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.