Rab’den gelen nûr da, nâr da baş tacı

Size derim yıllar, neyim kaldı ki?

Nice kral öldü bıraktı tacı

Tutunduğum dallar, neyim kaldı ki?

  

Severim çiçeğin her bir türünü

Ziyan etmez idim tohum ürünü

Az çiçek açanı, hem de ‘gür’ünü

Soldular o güller, neyim kaldı ki?

 

Arının hakkıydı ortak olurduk

Oğul verir ise onu bulurduk

Heyecanla sağar iken solurduk

Nerede o ballar, neyim kaldı ki? 

 

Çocuktum, genç oldum, yaşlıyım şimdi

Mustafa’ydı adım, ilk harfi ‘mim’di

Tanımıyor köylüm, deniyor ‘kim’ di?

Diye soran diller, neyim kaldı ki?

 

Ana, baba, abla; yeğenle abi

Babam gil yaşlıydı, diğeri sabi

Ölüm Hak’tan gelir, ‘amenna’ tabi

Götürdüler ‘sal’lar, neyim kaldı ki?

 

Mezarlıklar doldu yaşayandan çok

Kaç başucu taşı yerlerinde yok

Görmek yüreklere saplanan bir ok

Gözyaşından seller, neyim kaldı ki? 

 

O’ndan geldik yine, döneriz O’na

Yaşadıkça her gün gideriz sona

Behlül’ü sararlar kefenden dona

Halı kilim çullar, neyim kaldı ki?

 

24.06.2023
( Neyim Kaldı Ki başlıklı yazı Behlül tarafından 24.06.2023 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu