KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE
semazen.net
FETİHLER
BİTMEZ!
Fetih, ezelden ebede bir yolculuktur. Fetih,
açmak demektir; kapalı kapıyı açmak, zulmü aydınlığa açmak, haksızlıkları hak
davaya açmak…
Bu yönüyle Müslüman; fetih ve hicretle yükümlü
olan, hayatını bu iki ilkeyle süsleyen sorumluluk sahibi dava adamıdır. Her
Müslümanın Fatih olma mecburiyeti vardır. Fethi, sadece 1071 Malazgirt, 1176
Miryakefalon ve 1453 yılında yapılan İstanbul fethiyle sınırlandıramayız. İslam
varsa Müslüman olacaktır. Müslüman olduğu sürede de Fetih, Hicret ve Cihat
olacaktır. Bu üçünü birbirinden ayırmanın imkânı yoktur. Yani bunlar, olmazsa
olmazlardandır.
Bütün fetihlerimiz tarihe altın harflerle
yazılmış, istikbal ve istiklalimize yön veren çok önemli bir hadisedir.
Ağustos, zaferlerle müzeyyen bir aydır. Mesela
bunları sıraya koyacak olursak şu güzellikler karşımıza çıkar:
Malazgirt Meydan Muharebesi, 26
Ağustos 1071
Otlukbeli Muharebesi, 11 Ağustos
1473
Çaldıran Meydan Muharebesi, 23
Ağustos 1514
Mercidabık Zaferi, 24 Ağustos 1516
Belgrad'ın Fethi, 29 Ağustos 1521
Mohaç Zaferi, 29 Ağustos 1526
Kıbrıs'ın Fethi, 1 Ağustos 1571
Erzurum Kongresi, 5 Ağustos 1919
Sakarya Meydan Savaşı, 23 Ağustos
1921
Büyük Taarruz, 26-30 Ağustos 1922
Hepsinde tek gaye vardı; vatanın bütünlüğü, birliğimizin
korunması, huzurun, barışın sağlanması…
Zafere ulaşmada; İman, sabır, azim, kararlılık, samimiyet… çok
önemli husustur. İman; ölümü şeb-i Arus yapar. İmana sahip olanlar; vatan için
ölürse şehit, kalırsa gazi olarak yad edilir. İmana sahip gönüller ölümden
korkmaz. Onlar ölümü öldürenlerdir. Onun için Malazgirt'te Sultan
Alparslan; "Ölürsem kefenim
olsun” dediği beyaz bir elbiseyle askerin karşısına çıktı ve şöyle dedi:
"Ben, Müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu
saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç
gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehit olarak cennete gideriz. Bugün burada ne
emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak
sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler,
istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.”
Türklerde gönülleri gergef gergef işleyen mana erleri vardır.
Bunlar; Abdalan-ı Rum (Anadolu erenleri), Bacıyan-ı Rum (Anadolu kadınları),
Gazıyan-ı Rum (Anadolu akıncıları). Bu gönül erleri, önce gönülleri fethetmiş,
gönüllere girmiştir. En önemli mesele kalelerden önce gönüllerin fethidir.
Mesele; gönle girmek, kalpleri fethetmek, gönül Kâbe'sini tavaf
etmek. Gönüllere girenler asla mağlup ve mahcup olmazlar. Gönül insanları;
insanların huzuru, ülkelerin bağımsızlığı, adaletin sağlanması, inançların
serbestçe yapılması, hürriyet, kardeşlik… anlayışıyla hareket eder.
Bugün Türklerin elinde olan memleketlerde; başka dinden, başka
ırktan, başka düşünceden…. Olanlara asimilasyon uygulanmamaktadır. Örnek mi?
İbadethanelerine bakmak yeterli. Eğer asimilasyona tabi tutulmuş olsalardı
bugün hiçbir; Hıristiyan, hiçbir Yahudi, hiçbir Ermeni, hiçbir Maruni…
kalmazdı. Türkiye'de yaşayan gayri Müslimler, durumlarından gayet memnun.
"Viyana'da kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi yeğlerim”
sözü bize çok şey anlatır tarihte Türklerin yaptıkları savaşların sebebi
budur. Bu yüzden Rabbimiz zafer nasip etmiş ve nasip etmeye de devam ediyor.
Zafere İmza Attık!
Anadolu kapısı Malazgirt’le açıldı,
Gönül sultanlarıyla fetih yolu seçildi,
Serlerden, diyarlardan, birçok yardan geçildi,
Zafere imza attık Mana erenleriyle!
Rahmanın Afitabı hep doğudan doğuyor,
Hakkın tecellisiyle tagutları boğuyor,
Zalim pes ediyor Hilal’e boyun eğiyor,
Zafere imza attık Mana erenleriyle!
Yolu Kur’an’dan geçen Vahdeti rehber bilir,
Peygamberle yol seçen hicreti rehber bilir,
Fethe kapı açan şehadeti rehber bilir,
Zafere imza attık Mana erenleriyle!
Zifiri karanlığı Hak nuru aydınlatır,
Dünyayı adil düzen onuru aydınlatır,
Hale hale sevginin süruru aydınlatır,
Zafere imza attık Mana erenleriyle!
Ağustos aylarımız başarının timsali,
Bütün seferde ölüm, Şeb-i Arus misali,
Kefensizin emsali, Resule komşu hali,
Zafere imza attık Mana erenleriyle!
Vatan için kan dökmek, işte Hak cihadımız,
Cihana dostça bakmak budur tek muradımız,
Onun için silinmez tarihlerden adımız,