Sami Hocamın Fakirlik Şiiri Kasetinin B Yüzü Zenginlik
Not: Sami Hoca’mın engin hoşgörüsüne sığınarak. Maksat muhabbet olsun.
Vaktiyle zenginken bilmedin kıymet
Onun için seni üzdü zenginlik
Önüne serince bir nice nimet
Birden vidaları çözdü zenginlik.
Bankaya gidince ocağın battı
Evde yenge bile kaşların çattı
En yakın dostların bir pula sattı
Seni imbiklerden süzdü zenginlik.
Yengeye harcadın bir nice altın
Evden koğulunca kantinde kaldın
Birdenbire gitti o saltanatın
Çiğnenmiş tuz gibi ezdi zenginlik.
Her gece bir barda gönül eğledin
Evi barkı satıp onu yeğledin
Sonra tutup için için ağladın
Ne yapsın sensiz gezdi zenginlik.
Kafanda uçarken o talih kuşu
Sen düşündün nasıl ederim tuşu
Şimdi olmuşsa hal kekremiş turşu
Bir çırpıda seni çizdi zenginlik.
Kaç kere seni çıkardı tartıya
Balık gibi battın gittin tortuya
Her gece oturdun atmışaltıya
Bitmeyen nazından bezdi zenginlik.
Bizler bulamazken sende varıdı
Zaten doğuşunda arkan darıdı
Hiç boşa ağlama kılın kır’ıdı
Kaç defa rüyanda yazdı zenginlik.
Baktı ki hala sen , “ Ben “ der durursun
Nerde ense görsen şaplak vurursun
“Ver mı len yanbakan!” der kudurursun
Ne yapsın uzaktan süzdü zenginlik.
Bırak çeyreği tam alırdın geline
Takardın üç kuşak altın beline
Gönderdin öylece baba iline
Sonunda kuyunu kazdı zenginlik.
Bal dersen Nuri de sana “yağ” der
“Sırtı yere gelmez koca dağ” der
“Gitse malı mülkü de canı sağ” der
Dedim diye bana kızdı zenginlik.
Sen sonradan düştün bizde zaten yok
Vaktiyle vermedin sende vardı çok
Hak ettin bu hali şimdi durma çek
Kıymetin bilmedin haz’dı zenginlik.
Yaş geldi dayandı yetmişe artık
Dedin “Dökülmedi saçımla, kirpik”
Bir yerde kaldıysa parçayla pırtik
Yavaş vur teline sazdı zenginlik.
Zannettin ki o hiç çıkmaz elinden
Neler neler çekti sivri dilinden
Eser kalmadı ki gonca gülünden
Kocakarı ettin kız’dı zenginlik.
Baktı ki senden bir hayır gelmiyor
Murat alıp şöyle yüzü gülmüyor
Dedi “O hovarda kıymet bilmiyor”
Beş şişe devirip sızdı zenginlik.
Nuri Baş
Atmışaltı: Bir çeşit iskambil oyunu
Kır’ıdı: Kırçıllaşmış, beyazlaşmış
Pırtik: Azıcık, birparça
OLSA DÜKKAN SİZİN AMA BEN SİZDEN DE FAKİRİM
Fakirliği sorma ateşten oktu
Yıllar yılı beni üzdü fakirlik.
Koç gibi adamdım, benzerim yoktu.
İnce eleklerden süzdü fakirlik.
Nasıl bela ettim ben bu mereti.
Bilmem nerden geldi nasıl türedi?
Daldım bankalara, aldım kredi.
Kasap oldu derim yüzdü fakirlik.
Kestim gırtlağımdan, kestim dişimden.
İsyanın büyüğü geldi eşimden.
‘’Defol ulan’’ dedim koştu peşimden
Hep benim hanemde gezdi fakirlik.
Kara bahtım ak diyara göçmedi.
Şans denilen nesne kapım açmadı.
Talih kuşu kot kafama sıçmadı
Üzerimi resmen çizdi fakirlik.
Eksilerim hiç dönmedi artıya.
Utancımdan çıkamadım tartıya:
Bir kez simit atamadım martıya.
İzmarit misali ezdi fakirlik
Boştu işkembemiz, boştu içimiz
Bundandır döküldü tel tel saçımız.
Örümcek bağladı artık kıçımız.
Giriş-çıkışları büzdü fakirlik
Fakirlikten olacaktı bitimim
Bu fani dünyada, böyle yitimim.
Gördü ki öksüzüm hem de yetimim.
Bana uçkurunu çözdü fakirlik.
Çeyrek altın takamadık geline.
Bir lirayı deldik, verdik eline
Vallah düştük el alemin diline
Destanını böyle düzdü fakirlik.
Nuri üstadıma elbet bal derim
Sıkma beni, şu yakamı sal derim
Altın olsa dükkan sizin al derim
Yüreğimde sanki közdü fakirlik
Sami der ki gayrı türkü yakayım
Yandı ciğer, kebap gibi kokayım
Gelin size elli kuruş takayım
Sanki çuvaldızdı, biz'di fakirlik
Sami Biber.
- Yorumlar 10
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.