Sonbahar'da Konya

4 duvar arasında evinizde oturduğunuz zaman etrafınızda olup bitenlerden haberdar olmazsınız.Olup bitenlerin görünümleri gezdiğiniz tozduğunuz yerlere göre değişir.Dışarısı göz eriminize farklı görüntüleri yansıtır.Çarşı gezmelerinin,kadın erkek hastaları vardır.Sabahtan çok önemli işler yapacakmışcasına,bir kesim evden çıkarak,nalı kırık,evi barkı olmayan,kırlara başı boş bırakılan yılgı atlarının başı boşlukları misali,çarşı manyaklarıymışcasına,caddelerde,sokaklarda turlar durur.Gıptalar ederek,iç geçirerek vitrinleri seyreder,işine yarasın yaramasın her şeyleri satınalma düşünceleri taşır.Beni çarşılar,çok önemli bir ihtiyacımı gidermenin haricinde ilgilendirmiyor.Varsa böyle bir gereksinmem,Konya/Meram Aşkan'daki evimden çarşıya kadar yürürüm.Eğerki ihtiyacım olan malzemeleri temin etmişsem,bunlar yürümeme engel olacak ağırlıktalarsa,beni yoracaksa,toplu ulaşım araçlarına binerek,evime dönerim.Dolmuşlarda genelde arabaları olmayan,"Ortadirek" diye Turgut Özal dönemi bu ünvanı ve adı almış,gelirleri belli,orta halli kadınlar,öğle veya öğleden sonraları sıklıkça göze çarparlar.Bunlar 4-5 kişilik gruplar halinde toplu ulaşım araçlarına binerler.Bu kadınlar besili boğalar misali,zenginlikten varsıllıktan değil,dengesiz beslenmelerden dolayı,genellikle göbek ve kalça kısımları,elbiselerinden dışarıya uzuvları taşmış,araç koltuklarında normal bir vatandaşın işgal edeceği yerden 3 kişiye bedel bir yeride işgal ederek,toplu ulaşım araçlarına binmeleriyle,önceden dolmuşa binen ve oturanlardan bakışlarıyla,fısır fısır konuşmalarıyla,kendilerine yer vermelerini beklerler.Hanımefendilerin ikindi üzeri dönüşlerinde ise,boş,avara,evde can sıkıntılarını yenmek ve atmak için çıktıkları çarşı gezme zevkleri bitmiş veya ev gezmeleri oturmalarda,pasta börekler yenmiş,evlerine dönerlerken,ayakta değil,koltukta oturarak gitme düşünceleri vardır.Bu dönüş saatlerinde ellerinde çantaları olan talebeler yahut alışveriş etmiş orta yaşın üzerindeki beyler,lüzumsuz gezme egolarını tatmin edip dönen bu kesime,bayandır diyerek yerlerinden kalkarak,oturdukları koltuklarını devrederler.Ben bu lüzumsuz gezme delisi,sorumsuz insanlara çok çok yaşlı ve hamile değillerse yer vermiyorum.Bana yer istercesine baktıkları zamanlarda kafamı camdan dışarıya çevirip ilgisiz görünüyorum.Talebe çocuklar,ağırlıklarını taşıyamadıkları çantalarıyla,yorgun,argın,aç susuz bitap düşmüş evlerine dönerlerken,neredeyse uyukladıklarını görebiliyorsunuz ve bu vaziyettelerde iken oturdukları yerlerini bu lüzumsuz gezme hastalığında olan kadınlara veriyorlar.Toplum olarak lüzumsuz gezme,ihtiyaç olmadan lalettayn alışveriş yapma düşüncelerinde olan,eli boş,gönlü hoş vatandaşlarımız,işe güce yetişmek için mesaileri olan vatandaşlarımızın ve okula gidiş-dönüş yapan öğrencilerimizin rahat ulaşımları için,kentlerde artan bu nüfus fazlalıklarından ötürü bu hassas saatlerde evlerinden dışarıya çıkmasınlar.Bunu tüm ülkemizdeki büyük kentlerimizin vatandaşları uygularlarsa inanın çok önemsiz gibi görünen ama çok öenmli olan bu sorun giderilmiş olacaktır. Konya'nın Meram semti,bir kaç mahalleyi içerisine alan,iki ve tek katlı bahçeli evlerin olduğu mükemmel bir mekan.Buradaki doyumsuz gezmelerim,bıkılmadan günün sabah ve akşamın alacalaşmaya başlayan saatlerine kadar istisnasız devam eder.Araçların az olduğu yerlerden geçerek,Meram merkezin içindeki ağaç denizinin içlerine kadar tepe ve rampalarıda aşarak yaptığım yürüyüşler,Konya'daki en sevdiğim yaşam biçimlerinden biridir.Şimdi güz indi,güz ayva ve iğde zamanı.Bahçelerin duvar diplerindeki sarı sarı görünüm arzeden ayva ağaçlarının duvarların üstünden dışarıya uzanmış dallarındaki ayvalar,ağızların sularını akıtacak kadar leziz görünüyorlar.Onlardan koparıp yediğim oluyor.Bu koparmalar hep çocukluğumu anımsatır.Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür misali,o çocukluk yıllarımda böyle duvar diplerindeki ağaçlardan yetişmemize yahut hoplayıp uzanarak almamıza müsait olanlar,dünya'nın en leziz meyveleri olarak ilgimizi çekmiştir.Huylu huyundan vazgeçmiyor misali çocukluğumdan bu yana devam eden bu alışkanlığımı yine Meram sokaklarından yürürken,bahçelerden dışa taşan ağaç dallarından hoplayıp meyveler kopararak sürdürüyorum.Benim bahçemdende çocuklar yolun kenarlarından geçerlerken kayısılarımdan çağla iken bile yemeye başlarlar.Onlara istedikleri kadar alabileceklerini ve yiyebileceklerini söylemişimdir.Zira çocukken istek vardır,her şeyin zevki alınmalı ve yaşanmalıdır.İlerdeki senelerde onların da bu olaylar hatıralarında çok önemli bir yer işgal edip,silinmeyen anılar olarak yadedilecektir.Bu akşamın indiği saatlerde uzun gezme ihtiyacı hissettik.Her zamankinden farklı tepeleri aşa,aşa süreyi uzattık.Meram'ın içinde bir kaç sahipsiz köpek her zaman rastlanılan olağan görüntülerden farklı gözümüze iliştiler.Biz yürürken bir tanesi sahiplenelim diye peşimiz sıra epeyi geldi.Dereye doğru inerken ondan kurtulduk.Onun sahiplenilmesi bir kaç sorumluluğuda birbiri ardınca getirecektir.Hayvanlar doğasında kalmalıdır.Meram Yaka yolunun kenarındaki Tay-At restoran ve düğün salonun arkasındaki sapa yoldan inerken,ilerde 50-60 metre ötemizde ortaokul evrelerinde bir genç kızın hıçkıra hıçkıra ağladığını gördük.Annesi onu teskin etmeye çalışıyor ama o çocuk kalbinin inancı doğrultusunda bir şeyler anlatarak Annesine aldırmadan ağlamalarına devam ediyordu.Onlara yaklaştığımız zaman ağlama sebebini sordum.Kedisinin bir araç tarafından çarpılıp öldürüldüğünü söyledi.Annesinin teskinleri yeterli olmuyordu.Ona yanlış yaptığını,insanın başına hayatta herşeyin gelebileceğini,bu yüzden metin olması gerektiğini söyledim,biraz yatıştı.Onun yüreğinin o yaşlarda duygularla yüklü olmasını çok iyi anlıyordum.Dünya'da karınca,böcü,böcek,kedi,köpek bir sürü can vardır.Yaşama hakkı sadece bize ait değildir.Her canlı eceliyle ölmek ve yaşamak ister.Araç gereç kullanırken yaptığımız her harekete dikkat etmeliyiz.Dikkat edilirse kazalar asgariye iner belkide tamamen yok olur.Kedisinin ölümüyle o kız çocuğunun sabahlara kadar yüreğinin sızısı dinmeyeceği gibi onun teskin olup normale dönmesi de çok zaman alacaktır.Hayvanları korumak ve beşeriyete saygın davranmak insanlık gereğidir..10/Ekim-2017 Şerafettin Sorkun/Konya'dan
(
Sonbahar'da Konya başlıklı yazı
Şerafettin Sorkun tarafından
10.10.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.