Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Sandı Anılarda Kaldı 8

Sandı Anılarda Kaldı 8

Konya/Bozkır'a bağlı, Soğla gölüne yakın, Kayacık, Çiftlik, Yalıhüyük, Ahırlı, Meyre, Bademli, Eldağan, Aliçerçi, Sandı, Öz; köy ve kasaba yerleşim yerlerinin gökyüzü semalarında, baharın ilk inişlerinde, göçmen kuşların gelişleri olurdu. Köy çocukları; onların havada tur tur dönüşlerine "Leyleklerin Bayramı" derlerdi. Köye gelişleriyle, onları daha net görebilmek için, "Leylekler Gelmiş Lo" diye çıkan bir çocuk çığlığının ardından, yüksek tepelere koşuşurdu minik yürekler. Küçük ayaklarla; ama ayaklardaki naylon yada lastik ayakkabılarla, tepelere seri seri atılan adımlarla, hem de uçarcasına. Kimilerinin ayakkabıları ayaklarından çıkar, onu tekrar dönüp geri alıp giyer ve bu gerilerde kalmanın zaman kaybıyla yüzler asılır, öfkeler hasıl olurdu. Çocuk kalpler; nasıl ne şekil sebepler olursa olunsun, debileri yüksek heyecanlarla dolu doludur. Onlar taa Afrika'dan,hicazdan geldikleri büyüklerce söylendiğinden "Hacı Babaydı" adları. Küçük başlar gökyüzüne yönelmiş, köyün tüm çocukları, tepelerden izledikleriyle, köylerinde farklı bir yansımaya dönüşen bu değişimi, çocuk kalpleriyle sevinçlerle karşılıyorlardı. Baharın müjdecileriydi leylekler. Köylerde büyük meşe yada çınar ağaçlarına yaptıkları yuvalarına kimseler dokunmaz, güz geldimi göçleriyle terk ettikleri yuvalarını, dönüşlerinde; doğanın tahribata neden olan biraz eksiğiyle, aynı yerde bulurlardı. Kış şartlarıyla oluşan bu eksiklikler dıdıklarında getirdikleri çalı çırpılarla onarılıp, tamamlanır, sonra takırdayarak çiftleşirler, yeni yavrular için, kuluçkalara yatılır, bir süre sonra da yavruları yuvalarında görülebilirdi. Sıpalar, oğlaklar, kuzular, buzağılar, taylar, tavuk civcivleri, hindi palazları türer, yepyeni bir hayat başlardı. Köylünün yüzleri gülerdi bu yeni gelişlerle, bu yeni oluşlarla. Erik, badem ağaçları çiçeklere bezenir, dallarında arılar vızıldayarak bal özü toplar, tarlalarda ekinleri, yağmurlarla oluşan otlarıyla zümrütler gibi yeşile dönerdi belde. Bölge gözlerin en hoşlandığı konuma gelirdi. At kişnemeleri, eşek anırmaları, alıcı kuşların, ibibiklerin, böcülerin, böceklerin, tekmil tümden canlıların kendilerince kıpır kıpır devinimleri, cıvıldamaları, uçuşları, yürüyüşleriyle başlattıkları bu seferberlikler ve cemreler düşmüş nihayet kış bitmiştir artık. Baharın ayak sesleriyle köyün yaşlı insanlarında bile, yüreklerinde ılık hisler başlar, yaşama heyecanları artardı. Öz köyü muhtarı Bozkır'da bir cuma günü Sandı köyü muhtarı Hafız'la rastlaştı. İbrahim'in babası 2 sene geçmesine rağmen, artık köye hiç gelmemişti. Hafız İbrahim'in annesinin cenaze namazını kıldırdığından, İbrahimle ilgili bütün olayı biliyordu. Sandı Öz' e nazaran düz olduğundan daha fazla tarla,otlaklar ve hayvanların olduğu köydü. Bu yüzden her daim iş olanakları olurdu. İki muhtar uzun uzun değerlendirmelerden sonra İbrahim hakkında karar verildi. İbrahim Sandı köyünün mallarını güdecek, köyün çobanı olacaktı. Bozkır' da bu rastlaşmayla konuşmanın ardından bir kaç gün sonra İbrahim Öz köyü muhtarıyla birlikte, köylülerden bazılarının çocuklarının büyümeleriyle bir daha giyemeyecekleri gönül rızasıyla verilen üst baş ve lastik ayakkabılarıyla, daha evvel muhtarın ahırına bağlanan İbrahim'e tek miras kalan eşeklerinin de muhtarın ahırından çıkarılıp, üzerine atılan kıl heybeye koyulan tümden bu eşyalarıyla, Sandı'ya doğru yol aldılar. Muhtar yolda giderken neler yapacağını, neler edeceğini anlatıyor, yeni yerinde, artık sorumluluklar yükleneceğinden, yüzünü kara çıkarmamasından, kendini sevdirirse çok iyi bir hayatının olacağından bahsediyordu. İbrahim içi cız etti ama ağlamadı, gözyaşlarını akıtmayıp yüreğine gömdü. Suskun ve sessiz muhtarla birlikte giderken kendi evlerine ve hemen dibindeki Saliha'ların evlerine baktı. Göze zuhur eden bir görsel yansımadı. Saliha'yı görmeyi çok istemesine rağmen göremedi. Belkide baharla birlikte tepelere ot biçmeye gitmişler, yada hayvanlarını ekili alanlara zarar gelmesin diye yukarılara doğal alanlara yaymaya götürmüşlerdi. Muhtar, İbrahim ve eşek dere yatağını takip edip, Bozkır Seydişehir şose yoluna kadar geldiler. Şose yoldan değil, ırmak yolundan Sandı'ya gideceklerdi. Şose yolundan öbür tarafa geçtiler. Irmaktaki yıkık değirmenin üstünden, ekili tarlalara ziyan vermeden yürüyerek, Sandı'ya kadar uzanan yol güzergahına girdiler. Artık Öz tepelerin ardında kalmış gözlerden yok olmuştu..31/Ocak-2025 Şerafettin Sorkun/Konya Sandı köyü anılarımdan. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sandı Anılarda Kaldı 8

Sandı Anılarda Kaldı 8

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun