Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Gevşeme Rahatlama Naiflik Endişe Az Heyecan Biraz Aşk Ve Hafif Gülümseme

Gevşeme Rahatlama Naiflik Endişe Az Heyecan Biraz Aşk Ve Hafif Gülümseme

Üstat Sami Biberoğulları’nın;

Gerilim,dehşet, Vahşet, Hüzün, Aşk Ve Komedi ; Adlı Fantezi hikayesine naziremdir


Katil zanlısı Halil Kızmaz: Afyon'lu 

1.Maktül Ramazan     : İzmirli

2.Maktül Tuse Mehmet : Aydınlı

3.Maktül Mehmet Ali  : Manisa-Turgutlu'lu

4.Maktül Zülfikar bey: Ankara'lı

5.Maktül Sedat hoca  : Afyonlu

6.Maktül ihtimali Mehmet Fikret:Kuşadalı

 

Her şey Hatayspor-Galatasaray maçını izlemek üzere arkadaşım Adnan'ın mekanına gittiğim o gece başladı. Beldemizin Belediye başkanı Özkal, Fotoğraf Sanatçısı Sezgin, Belediyenin Yönetim kademesinden Mahmut ve mekan sahibi Adnan bey ile birlikte maç izliyorduk. 

 

Halil geldiğinde durum 0-0 berabereydi, Ama o yanıma oturduktan az sonra Hatayspor bir gol atıp galip duruma geçti, Galatasaray daha sonra penaltıdan bir gol bulup beraberliği zor kurtardı.. Oysa Galatasaray o güne kadar son 16 deplasman maçının tamamını kazanmıştı.

 

Çok üzülmüştüm. Halil'in uğursuzluğunun bununla kalmayacağını nereden bilebilirdim.

 

Maç esnasında başlayan çekişmeli sohbette Halil'in bana bakışlarını hiç beğenmedim. Hatta neredeyse beni öldüreceğini hissettim.

Halil çok önemli bir kariyeri yoktu, gerçi kariyeri olsa bile, pekala Kariyer sahibi kimselerde cinayet işleyebilirler, 

O kuşkulu anlarda Sami Biberoğulları üstadın yazdığı bir hikaye serisi, bir cinayet hikayesi geldi aklıma, Üstadın hikayesi bir polisiye dizi gibiydi, Hay Allah ister misiniz o hikayede ki gibi bir cinayete kurban gideyim. Belki de bizim Halil'de o hikayede ki katil gibi çift kişilikli birisiydi.

Halilin bir kaç defa elindeki küçük tornavidayı göstermesini, ardından bir an tuvalete gitmek üzere kalktığımda tornavida ile etrafımda dolaşmasını o an için  önemsemesem de, "Bugün giderken seni ben uğurlayacağım "demesi daha önceki faili meçhul cinayetlerde hep maktülleri gören son kişi olması beni düşünmeye ve tedbirli olmaya sevk etmişti.

 

Bir müddet sonra Kafeye gelen yine Belediye'de Zabıta Müdürü Demir'in kulağıma eğilerek, Fikret ağabey Halil'in senle alıp veremediği bir şey mi var demesi şüphemi iyice arttırmıştı.

 

Aslında her insanın içinde bir katil gizlenmektedir! Katil olabilme durumunu, basitçe çocuklukta yaşanan travmalara bağlamak mümkün değil. "Öyle olsa Halil'in cinayetlerini buna bağlayabilirdim." Çok kötü çocukluk yaşamış biri, günün birinde cinayet işleyebileceği gibi, polis ve kanun adına çalışan bir avukat da olabilir.

 

Ama Halil'in durumunu bilimsel olarak değerlendirmek zor. O Eskişehir'de Eğitim Enstitüsünde okurken sırf "içinde bir kız arkadaşını öldürme hissi doğduğu için okulu bırakmış. Aslına bakarsanız görünüşte naif bir kişiliği var ve böyle naif bir insanın cinayet işleyeceği kimsenin aklına gelmez. Neyse okulu bırakınca şansı biraz yaver gitmiş ve müteahitliğe başlamış.

 

Dünyada her gün binlerce cinayet işleniyor, 'masum' bir insan bir katile dönüşebiliyor. Dolayısıyla her insan belirli tetiklemeler sonucu katil olabilir. Her türlü sözle hemen gaza gelen Halil bu durum için biçilmiş kaftandı.

 

Eminim Halil kendi içinde çok mücadele verdi katil olmamak için ama sonunda bu tetiklemelere yenik düştü ve seri cinayetlere bu şekilde başlamış oldu. 

 

Herkesin içinde antisosyal dürtüler vardır. Başkalarından yararlanmak, kendimize ait olmayan bir şeyleri almaya çalışmak, birilerinin kötülüğünü istemek herkesin aklından geçer.

 

Ancak bazı insanlar bu antisosyal dürtüleri ileri derecede taşır ve dışa vuran davranışlar sergiler. 

 

İşte bizim Halil’in de sürekli şiirlerimi kıskanması "Ne var onda, ben senin yazdıklarına şiir demem, onu ben de yazarım" diyerek bana ait bir şeyi almaya çalışması, sürekli kötülüğümü istemesi ona ait bazı antisosyal dürtülerdi ve Halil bunları dışa vurmaktan hiç çekinmezdi.

 

Seri cinayetleri ile ilgili beni kuşkulandıran ilk hatırladığım şey Maktül İzmir'li Ramazan ile ilgili yaşananlardı.

 

İzmirli Ramazan fanatik bir Fenerbahçeliydi.  Halil ise futbol topunu görse karpuz zannedecek

kadar Futbol  bilgisinden uzaktı. Ama Ramazan'ın bu Fanatik halleri onu o kadar rahatsız

etmişti ki. Birden bire futbolla ilgilenmeye başladı ve fanatik bir Beşiktaşlı oluverdi.

 

Hatta bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçı,  önce şaka yollu tartışmaya başladılar.  Bir süre sonra Halil'in sesinin titrediğini, 

gözlerinin döndüğünü gördüm.

 

Ramazan o kadar fanatikliğine rağmen korkmuş olacak ki alttan almaya başladı. Halil ise maç seyrettiğimiz salonu terk 

edip gitti. Az sonra geri döndü ve Ramazan'a sarılarak sen benim ağabeyimsin özür dilerim "öfkeme yenildim" dedi ve 

barıştılar.

 

Bizler özür dilemek erdemdir düşüncesi ile o an için onun bu davranışını takdirle karşıladık. Oysa Halil'in bu özrünün altında kurduğu hain planlar yatıyormuş.

 

Halil maçtan sonra eve gitmiş oturma odasında kanepeye bağdaş kurarak  oturmuş televizyonda çalan müziği duymadan düşünceleri ile kavga ediyordu. Akşam yaşadıklarını kendince tartıyordu. 

Sonra kanepe de uyuya kaldı.

 

Sabah uyandığında ise işleyeceği ilk cinayetin planlarını kurmaya başlamıştı bile...

 

O geceden sonra Ramazan'ı köyümüzde Halil'den başka gören olmadı.

 

Halil sabahın erken saatlerinde Ramazan'ı bulmuş ve kurmuş olduğu cinayet planını yavaş yavaş hayata geçirmeye başlamış.

 

Maktül Ramazan'ın Özel arabası ile Ankara'ya gideceğini öğrenen Halil bunu fırsat bilerek, kendisinin de Afyon'a gideceğini, dolayısıyla Afyon'a kadar birlikte gitmelerini, Ramazan tek başına yola çıkacağı için, Afyon'a kadar arabayı kendisinin kullanması halinde daha az yorulacağını, bu nedenle birlikte gitmeyi önerip hatta bir gece de seni Afyon'da ki evimizde misafir ederim deyince zavallı Ramazan başına geleceklerden habersiz, bu öneriyi sevinçle karşılamış.

 

Ve ertesi sabah erkenden yola çıkmışlar. Halil yol boyunca konuşup üstelik zaman zaman ortamı gerecek konuşmalar yaparken bir taraftan da Ramazan'ı iz bırakmadan nasıl yok edeceğini düşünür.

 

Her zaman olduğu gibi tartışmaları futbolla başlamış, ardından Halil işi siyasete dökmüş. Ramazan genelde dinlemede kalıyor. Arada bir şey söylemek için yeltense de Halil sesini yükselterek bastırıyormuş.

 

Ramazan Halil'le birlikte yola çıktığına pişman olsa da artık iş işten geçtiği için çaresizce bu işin sonu neye varacak diye düşünürken bir ara dayanamayıp yeter Halil sen adamı kanser edersin diye tepkisini gösterse de Halil’i susturamamış.

 

Sonunda Afyon'a Halil'in köyüne varmışlar. Halil'in davranışları karşısında ürken Ramazan o gece yola devam etmek istemiş. Ama  Halil ısrarla onu ikna etmiş.

 

Gece boyunca elindeki küçük tornavida ile Ramazan'ın yattığı odanın etrafında dönüp dolaşan Halil bir türlü emeline ulaşamamış.

 

Muhtemelen maktülü öldürürken iz bırakmak istemiyordu. Bir sigara yaktı ve derin düşüncelere daldı.

 

Aslında çok severdim Halil'i o dış görünüm olarak adam öldürecek birine benzemiyordu.Huysuzluğu, sık sık duygusal dalgalanmalar yaşaması olsa da, sosyal, kontrollü ve sohbet etmeyi seven bir tipti.

 

Bir kaç gün sonra Halil köyümüze döndü, ancak Ramazan'dan uzun bir süre habersalınamadı. Bir kaç ay sonra ise 

Ramazan'ın ölüm haberini duyduk.

 

Ben burada Ramazan'ın ölümü ile ilgili bazı ip uçları verdim. Ancak nasıl öldüğü veya öldürüldüğünü merak ediyorsanız. 

bunu tüm maktüllerin ölümü ile birlikte son bölümde öğreneceksiniz.

 

Birinci Bölümün Sonu

Mehmet Fikret ÜNALAN

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 11
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Gevşeme Rahatlama Naiflik Endişe Az Heyecan Biraz Aşk Ve Hafif Gülümseme

Gevşeme Rahatlama Naiflik Endişe Az Heyecan Biraz Aşk Ve Hafif Gülümseme

Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret) Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret)