13. Bölüm: AŞK

  Attila, Emre’yle sohbet ederken Emre “O Ceren. Sen onunla arkadaş mısın? Yoksa daha fazlası mı? Bence o kızın sana karşı çok garip duyguları var. Odasında senin posterlerin vardı” dedi. Attila birden “Poster mi? Sen içeriyi nasıl gördün? Etrafı beton ve çelik, 1.5 metre kalınlığındaki duvarlar ile çevrili” dedi. Emre gözlerinde yeşil-turkuaz bir parıltı ile “Bu şekilde. Şu anda senin iç organlarını görebiliyorum. Hücrelerini de” dedi. Attila’nın o zaman aklına jeton düştü ve Emre’ye “X-Ray görüşü, makroskobik ve mikroskobik görüş” dedi. Emre “Ne X-Ray’i, mikroskobisi? Ne diyorsun Attila” dedi. Attila “Sen benim şu anda göz bozukluğum yüzünden yapamadığım X-Ray, makroskobik ve mikroskobik görüşlere sahipsin. Bu sayede bir nesnenin arkasını görebiliyorsun” dedi. Emre “İyiymiş. Ama senin posterlerin neden onun odasında olabilir” diye sorunca. Attila hemen duvardan destek alarak fırladı ve uçuşa geçti.

  Emre arkasından bakarak “Bir gün kesin uçarken yere çakılacak. Çok hızlı uçuyor” dedi. Emre, Attila’nın son kaybolduğu yere bakarken yolda ilerleyen bir araç gördü. Fazla odaklanınca beyni o aracı tehdit gibi algılayıp 800.000 °C sıcaklıkta bir göz lazeri ateşledi ve aracın motoru patladı.

  Emre hemen oturduğu duvardan inip araca doğru koştu. Aracın içinde baygın yatan bir kız gördü. Hemen kızı araçtan çıkardı ve X-Ray görüşü ile sağlık durumunu inceledi. Patlamanın etkisiyle bayılmıştı sadece. Emre kız uyanana kadar başında beklemeye başladı.

  Emre kızın uyanmasını beklerken Attila, Ceren ile birlikte gökyüzünde uçuyordu.

🗣️ Ceren:
- Attila, biraz yavaşla. Benim senin gibi maskem yok. Nefes almakta zorlanıyorum.

🗣️ Attila (yavaşlayarak):
- Peki. Ee? Attila havayollarından memnun musunuz, Ceren Hanım?

🗣️ Ceren (gülerek):
- Evet. Hem de çok memnunum.

🗣️ Attila (uçmaya devam ederken):
- Ben de posterlerimin odanızda olmasına memnunum.

🗣️ Ceren (şaşkın):
- Ne posteri? Yok öyle bir şey.

🗣️ Attila (gülerek):
- Odanızda boy boy posterlerim varmış. Hadi itiraf edin Ceren Hanım. Seviyorsunuz Attila’yı.

🗣️ Ceren (kızararak ve heyecanlı):
- Evet var. Evet s... se... seviyor... seviyorum. Hem sen az önce kendinden üçüncü kişi olarak mı bahsettin?

🗣️ Attila (zafer kazanmış edayla ve Ceren’in dudaklarına yaklaşıp):
- Biliyordum ve evet. Kendimden üçüncü kişi olarak bahsettim, dedi ve onu öptü.

  Attila ve Ceren takılırken Emre’de bayılan kızı eve taşımış, kızın uyanması üzerine bir çay ikram etmişti.

🗣️ Emre (pişman):
- Özür dilerim hanımefendi. Adım Emre. Arabanızın patlamasının sebebi benim. Kusura bakmayın. Zararınız neyse en kısa sürede ödeyeceğim.

🗣️ Kız (gülerek):
- Adım Nurdan. Tazminat ödemenize gerek yok. Ne de olsa her gün bir süper kahraman ile karşılaşmıyorum. Hem metal kolunuz çok karizmatik duruyor. Aklıma Bucky Barnes’ı getiriyor.

🗣️ Emre (gülerek):
- Teşekkür ederim. Ben de Emre. Attila’nın klonuydum, diyerek yaşadıklarını anlattı.

🗣️ Nurdan:
- Efsane bir hikâyeymiş. Kolunuz içinde geçmiş olsun, diyerek konuştu. Ardından, yalnız benim aracın durumu malum. Eve nasıl döneceğim, dedi.

🗣️ Emre:
- Sizi ben motorum ile götürürüm. Aracınızı da yarın bizzat tamir eder ve getiririm.

Dedi ve birlikte motora atladılar. Yolculuk esnasında Nurdan Emre’nin beline sarılınca Emre o duyguyu tattı: Aşk. Emre aşık olmuştu. Ama henüz bunun farkında değildi.

  Attila, Ceren’i evine bıraktıktan sonra eve doğru uçtu. Emre’de Nurdan’ı bırakmış ve geri dönmüştü. Attila, Emre’de bir tuhaflık sezdi ve ne olduğunu sordu. Emre ise olan biteni anlattı. En sonunda “Attila. O belime sarılınca kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. Ayaklarım yerden kesildi, başım döndü. Dünya ile başım gitti geldi” dedi. Attila ise kahkaha atarak “Oğlum sen aşık olmuşsun. Sakın itiraz etme. Bunun adı aşk. Ben tadını çok iyi bilirim” dedi. Emre gülerek “Aşkın mı yoksa Ceren’in dudaklarının tadını mı” diyerek dalga geçti.

  Attila kızarınca Emre “Tabii ikisi de olabilir” dedi. Bunu duyan Attila daha da kızardı. Emre onu daha fazla utandırmamak için “Hadi! İçeri geçip yemek yiyelim. Annem yemeği hazırlamıştır” dedi.

14. Bölüm: ATTİLA’NIN KAZASI

  Attila yine duvarın tepesinde Emre’yle beraber çiftliği seyrediyordu. İnekler ve koyunlar otluyor, keçiler yolun sağ tarafındaki kayalıklara çıkıyor, tavuklar böcek avı yapıyor, ördek ve kazlarda gölde yüzüyordu.

  Attila yavru bir civcivi Emre’ye göstermek için çatıdan uçtu. Lâkin ayağı çatıya takılınca dengesini kaybedip yere çakıldı. Emre bu manzarayı görünce kahkahalar ile “Ben dememiş miydim? ‘Bu bir gün garanti düşecek’ diye. İşte düştün.” dedi. Sonra çatıdan inip Attila’nın yanına gelip onu yerden kaldırdı.

  Attila ona dikdik bakıp civcivlerin yanına götürdü ve onları gösterdi. Emre ördek yavrularının yüzüşünü seyrederken Attila arkadan onu suya itti. Emre yüzeye çıkıp “Ciddi misin ya?” dedi. Attila ise gülmekten kırılıyordu. Emre onun güldüğünü görünce ona su sıçrattı. Ama ne su. Japonya’da böyle tsunami görülmemiştir 🤣. Emre Attila’yı ıslatınca “Hadi ödeştik çıkar beni” dedi. Attila’da onu tutup sudan çıkardı.

  İkisi de eve gidip kurulandı ve Emre üstünü değiştirip okul üniformasını giydi ve çantasına kalkanını koydu. Attila ise zırhına okul kıyafetini taratıp onu okul kıyafeti şekline soktu ve giyindi. İki kardeş çantasını alıp birlikte okula yürüyerek gittiler. Şimdilik kimse onların süper kahraman olduğunu bilmiyordu.

  Emre annesi ve babası tarafından dahice kurgu ile kimliği alınmış, okul kaydı yapılmıştı. Anne ve babası Emre’yi çok uzun zamandır kayıp ikizleri olarak tanıtmış ve 17 yıldır kayıp olduğunu öne sürmüşlerdi. Hastane kayıtlarında gerçekten anne iki çocuğa hamileymiş. Ancak birisinin öldüğü yazılmış. Geçen hafta ise onu bulduklarını, daha onun kendilerini bulduklarını söylemişti. Bu sayede Emre’yi resmî olarak nüfuslarına almışlardı.

  Attila okulda ikiz kardeşi Emre’yi soran herkese tanıtıyordu. Emre ise temkinli olarak el sıkışıyordu. Bu tanışma faslında siyah saçlı, mavi gözlü, kısa boylu, kalemle çizilmiş gibi dudaklara sahip bir kız gördü. Bu kız Nurdan’dı. Emre, Nurdan’ı görünce yanakları al al oldu. Ama sonra Nurdan’ın yanına gidip selam verdi.

  İkili birlikte o gün 8 saat ders gördü. İkisi de derslere ihtiyaç duymuyordu aslında. Çünkü Nükleer Fizikten Tıpa, Biyolojiden Edebiyata kadar bir ton şeyi önceden biliyorlardı. Serum hücreleri sayesinde bilgi-işlem kapasiteleri ve öğrenme hızı artmıştı. Ayrıca nöronlar arasındaki mesaj iletimi normal bir insanın 20 katıydı.

  İkili derslerden sonra kızlarla buluştu ve okulun bahçesindeki çardakta oturmaya koyuldular. Attila çardağa girerken tekrar ayağı takılıp düştü. Emre gülerek onu yerden kaldırdı ve “Attila. Bugün sen de bir sakarlık var. N’oldu Clark Kentliğe mi soyundun” dedi. Attila hiç bozuntuya vermeden hiçbir şey olmamış gibi geçti oturdu.

15. Bölüm: CİDDİ VE GERÇEK BİR RAKİP

  Attila ve Ceren okulda öğlen saatlerinde yemek yiyordu. Emre ise yemeğini masaya koyarken bir kızın ayağı kaydı ve yere düşmek üzereydi. Emre kızı tutup yerden kaldırınca, o sahneyi gören Nurdan kıskanıp kızı tuttu ve kulağına “Ondan uzak dur. Yoksa seninle bizzat ben görüşürüm” diye fısıldadı.

  Bu sahneyi gören Attila ve Ceren birbirlerine bakıp gülmemek için kendilerini zor tuttular. Emre ise diğer masada Nurdan ile yemek yiyordu. Ceren Attila’ya “Kıskanıyor. Deliler gibi kıskanıyor” dedi. Attila ise “Görmedin mi? Kızı elinde olsa çiğ çiğ yiyecek” dedi.

  Grup yemeği yiyip dışarı çıktı. Attila gökyüzüne bakınca düşmek üzere olan bir meteor gördü. Hemen Emre’yle birlikte kızları güvenceye almak için bir plan yaptılar. Attila kızları güvenli bir yere götürecek Emre ise meteordan çıkan şeyi karşılayacaktı. Bu plan doğrultusunda Ayyila kızları kucaklayıp uçuşa geçti.

  Emre ise kalkanını ve zırhını kuşanıp meteorun düşmesini bekledi. Düşen meteor dev bir krater açtı ve etrafı inletti. Açığa çıkan şok dalgası o kadar kuvvetliydi ki Emre savrulup sırtını bir ağaca çarptı. Yerden kalktığında ise okulun arka cephesinin tamamen buharlaştığını fark etti. Meteora yaklaşınca içinden 5 metrelik bir yaratık çıkıp Emre’yi tek yumruk ile 30 metre uzağa fırlattı ve kulakları sağır eden bir kükreyiş yaptı.

  Yerden kalkan Emre hızla yaratığa doğru koştu. Yaratığın derisi ve kemikleri çok sertti. Emre’nin vuruşları etkili olmuyordu. Yaratık Emre’ye vurup ağzından kan akıttı ve yere gömdü. Tam Emre’nin işini kolundaki bıçak benzeri şey ile bitirecekken gökyüzü yarıldı. Gelen Attila’ydı. Geliş hızı Mach 100’dü. Mach 100 ile yaratığa yumruk atıp onu 400 metre uzağa fırlattı. Attila yere inince Emre’nin durumunu kontrol etti. En az üç kaburga ve el kırığı vardı ve akciğeri hasar almıştı. Lâkin 1 gün içinde güneş sayesinde iyileşirdi.

  Attila kükreme sesi ile ayağa kalktı. Karşısında 5 metrelik bir dev vardı. Attila ve birbirlerine saldırdılar. Yaratık Attila’nın sağ yumruğunu, Attila da yaratığın sağ yumruğunu durdurmuştu. Fiziksel olarak birbirlerine üstünlük kuramayınca Attila göz lazerini ateşledi ve yaratığın ilk kanını akıttı.

  Yaratık lazerden sonra sersemleyince Attila hamleler yaptı. Yaratık ise bu hamleleri savuşturdu ve Attila’yı evire çevire dövdü. Attila’yı yere serince Attila’nın nano-tek pelerinini Attila’nın boğazına sararak onu boğmaya çalıştı. Sonunda pelerin koptu.

  Attila ölmüş görünüyordu. Ceren ve Nurdan olay yerine gelince sevdikleri adamların kanlar içinde yerde yattıklarını gördü. Nurdan koşarak Emre’nin yanına gitti ve başında ağladı. Ceren ise Attila’nın boğazına ayağı hâlâ basılı olan yaratığa taş attı ve “Onu benden aldın. Beni de onun yanına gönder” dedi. Yaratık onu bir tehdit olarak algılayıp bıçağını çıkarıp Ceren’in üzerine yürümeye başladı.

  Attila bu sahneyi görünce zorda olsa yerden kalktı ve “Buna asla izin vermeeemmm!” diyerek şu ana kadar hiç ulaşamadığı hız ile Mach 200’le zemini parçalayarak yaratığın üzerine uçtu ve yaratığın boynunu kırdı. O kadar hızlı uçmuştu ki yaratığın tepki verme fırsatı olmamıştı.

  Attila’nın bu hamlesi onu adeta bitirmişti. Yarı parçalanmış zırhı ile Mach 200’le kasksız bir şekilde 5 saniye uçmuştu. Ama vücudu ateş gibi yanıyordu. Ceren gözyaşları içinde ona teşekkür ediyordu. Bir tarafta Nurdan Emre’nin başında ağlıyor, diğer yanda Ceren Attila’nın başında...

16. Bölüm: EMRE VE YÜKSEKLİK

  Attila ve Emre’nin ölümüne dövüş sonrası ağır yaralar alması üzerine ağlayan Ceren ve Nurdan onları evlerine götürmeye karar verdiler. Bunun için Nurdan arabasını getirdi ve abi kardeşi aracın arka koltuğuna yüklediler. 5 metrelik yaratığın cesetinide aracın arka kasasına güç-bela yüklediler ve yola çıktılar.

  Ceren ve Nurdan yol boyunca hem gözyaşlarını siliyor, hem de baygın yatan Attila ve Emre’ye bakıyorlardı. Attilagilin çiftliğine gelince anneleri ve babaları ağızları bir karış açık “N’oldu” diye sordu. Ceren ve Nurdan her şeyi anlatacaklarına söz verip anneleri Ayşe Hanım ve babaları Harun Bey’le beraber Attila ve Emre’yi içeri taşıdılar. 5 metrelik yaratığı Harun Bey traktör ile Attila’nın atölyesine çekti. Ceren ve Nurdan birbirlerinin cümlelerini devam ettirerek bütün olayı anlattılar.

  Ertesi gün Emre tam toparlanmış bir şekilde ayaklandı. Mutfaktan nefis yemek kokuları geliyordu. Sendeleyerek mutfağa yürüdü. Annesi yemek pişiriyordu. Emre sendeleyerek annesine koştu ve ona sarıldı. Emre, Attila’yı sordu ve Ceren’in odasına gitti. Kapıyı çalıp içeri girdi.

  Gördükleri içler acısıydı. Çünkü Attila’nın yüzü yanmıştı. Tanınmaz hâldeydi. Üzerindeki zırh parçalanmıştı. Sadece nefes alıyordu. Emre’nin geldiğini görünce ona güçlükle

🗣️ Attila:
- Beni uzaya götürmen gerek. Biliyorum yüksekten korkuyorsun. Ama iyileşebilmem için bu şart.

  Emre gözyaşları içinde başını sallayarak onayladı. Kardeşini o şekilde görmek içini yakıyordu. Mach 100 ile hayatını kurtarmak için gelen ikiz kardeşini.

  Emre uzay yolculuğu için Attila’dan anti-grav kemerini alıp beline bağladı. Nasıl uçacağını öğrenmek onun için çok zor olacaktı. İlk denemesinde fazla güç verip tavana çarpıp yere düştü. İkinci denemede ise yönünü ayarlamayı beceremeyip duvara çarptı. Üçüncü denemede ise havada gücü kesince yere çakıldı. Dördüncü denemesinde de dengesini sağlayamayıp havada taklalar attı. Birçok başarısız denemeden sonra uçmayı kaptı. Attila’yı kucağına alıp Mach 10 ile uzaya doğru yol almaya başladı.

  Attila bu yolculuk esnasında “Oğlum şuna biraz güç ver. Bu ne ya? Salyangoz bize fark atar” dedi. Emre ise “Attila üstüme gelme zaten şu anda yerden 6 km yüksekteyiz. Başım dönüyor. Hem ben senin gibi her gün Mach 50-60 hızlarda gökyüzünü turlamıyorum. Ben kara insanıyım” dedi. Attila ise zorla güldü. Nihayetinde atmosfer dışına çıkınca Attila’nın serum hücreleri güneş ışınlarını doğrudan almaya başladı ve hızla kendisini iyileştirmeye.

  Emre mikroskobik görüşü ile Attila’nın vücudunda neler olduğunu izlemeye başladı. Attila’nın serum hücreleri saniyenin binde birinde bölünerek muazzam bir hızla çoğalıyordu. 7 saatin ardından Attila %100 toparlandı ve gözlerinde kırmızı bir ışık ile uyandı.

  Ancak Attila uzay boşluğunda olduklarını unutunca dünyanın atmosferine topaç gibi girdiler. Attila Emre’ye “Kemeri aktif et!” diye bağırıyordu. Ancak Emre korkudan çoktan bayılmış ve muazzam bir hızla aşağı düşüyordu. Bu gidişle ikisi de yere çakılacaktı. Ancak ikisinin de zırhı dünkü savaş yüzünden hasarlıydı. Bu da düşüşün ölümle sonuçlanabileceği anlamına geliyordu. Attila bu durumu göz önünde bulundurarak dalışa geçti. Uçuş tecrübesi ve Emre’den daha ağır olması sebebiyle Emre’ye yetişti ve kemeri belinden çıkarıp kendi beline taktı. Yere çarpmalarına 1 km kala Attila anti-grav sistemini etkinleştirdi. Ancak çok geç kalmıştı. Her ne kadar sistem ile hızlarını %40 yavaşlatsada sert bir düşüş yaptılar. Düşüşten sonra Attila sendeleyerek yerden kalktı ve Emre’nin yanına gitti. Onun hâlâ baygın olduğunu görüp kucakladı ve eve döndü.

17. Bölüm: KIZLAR

  Evde Emre’nin uyanmasını beklerken Attila Ceren ve Nurdan’a bakıyordu. Ceren bu durumu fark edip Attila’ya

🗣️ Ceren:
- Bir şey mi oldu Attila?

🗣️ Attila:
- Yo yo. Bir şey olmadı. Sadece siz ikinizin cesaretine hayran kaldım. 5 metrelik yaratığa taş attın, Nurdan da yaratığa aldırmayıp Emre’nin başucuna koştu. Bence gerçek süper insanlar sizsiniz.

🗣️ Ceren (hafif kızararak):
- Teşekkür ederim. Ama sen olmasaydın şu anda burada olamayacaktık. Teşekkür ederim. Ha Ayşe Hanım ve Harun Bey nerede diye sorarsan onlar alışverişe çıktı.

🗣️ Nurdan:
- Attila, Emre neden uyanmadı hâlâ.

🗣️ Attila (gülerek):
- Uyandı uyandı. Sadece naz yapıyor.

🗣️ Nurdan (Emre’ye bakarak)
- Şimdi görürsün sen, dedi ve Emre’yi öptü.

  Emre, Nurdan’ın bu beklenmedik hamlesi karşısında numarayı bıraktı ve gözlerini açıp doğruldu. Yüzü pancar gibiydi. Emre’ye bakıp somurttu. Daha sonra Nurdan ile odadan çıktı.

  Attila Ceren’e dönerek

🗣️ Attila:
- Sana teşekkür hediyesi olarak serum hücrelerimden vermek istiyorum. Kabul eder misin?

🗣️ Ceren (kızararak):
- Serum hücresi mi? Seni bu hâle getiren şeylerden bana da mı vereceksin?

🗣️ Attila (Ceren’i öpüp, yanağını okşayarak):
- Evet. Sen bunu çok uzun zaman önce hak ettin. Hadi gel.

  Attila, Ceren’in elinden tutarak onu atölyeye götürdü. Atölyeye vardığında Nurdan ve Emre’yi öpüşürken yakaladılar. Emre yakalandıklarını görünce

🗣️ Emre:
- Kapıyı niye çalmıyorsunuz?

🗣️ Attila (kahkahalar eşliğinde):
- Emre! Burası benim atölyem unuttun mu? Atölyeme girerken kapıyı çalmam mı lâzım?

🗣️ Nurdan (domates gibi):
- Attila, kusura bakma. Emre bana serum hücrelerini verdi. Ben de teşekkür olarak onu öpmüştüm. Sonra siz geldiniz. Kusura bakmayın.

🗣️ Ceren (Attila’dan hızlı davranıp):
- Ne borcu bacanak? Aşk bu. Hem öpücük sevgi gösterisidir. Fazla kafaya takmayın.

  Emre ve Nurdan, Ceren’e teşekkür edip atölyeden çıktılar. Onlar çıkarken Attila, Emre’ye dikdik bakıp güldü.

  Emre onun bakışları altında kendi kendine “Ya Attila. Niye müdahil oluyorsun ki. Bu aşk denilen duygu çok garipmiş. Daha dün Attila’yı öldürmek için gönderilmişken şimdi onun kardeşi olarak bir kızla sevgiliyim.” diyordu. Emre dışarı çıkınca Nurdan’a dönüp “Hadi gel. Sana şimdi de bir kostüm yapalım.” dedi. Nurdan “Kostüm mü?” dedi. Emre “Evet! Artık sen de süper insan sayılırsın. Ne de olsa benim sana verdiğim serum hücreleri sayesinde süper insansın.” dedi. Nurdan sevinçten boynuna atılıp “Teşekkür ederim Emre.” dedi.

  Atölyede ise Attila Ceren’e serum hücrelerini aktarmış, birlikte zırh tasarlıyorlardı. Zırhı ürettikten sonra dışarı çıkıp birlikte uçtular ve Ceren güçlerini test etti. Bu güç testleri esnasında Ceren’in Attila ve Emre’den farklı güçleri de olduğu öğrenildi. Ceren’in kulakları çok iyi duyuyordu. Odaklanırsa bir yaprağın düşüş sesini bile. Nurdan ise ciğerlerinde çok fazla hava depolayıp bunu üfleyebiliyordu. Bu o kadar güçlüydü ki Attila bile 6 metre geriye savruldu. Emre bunu görünce Attila’nın yardımıyla bir hücrenin içine buz parçacıkları koydu. Serum hücreleri bu buz parçacıklarını soğuk tutmak için özel bir bölme oluşturdular. Sonra bölündüler. Nurdan tekrar hava üfleyince bu sefer buz nefesi olmuş oldu.

  Ceren’in bir başka özelliği ise sinir kök hücre ve serum hücresi sayısı Attila ve Emre’nin toplamından biraz daha azdı. Bu da onu Attila’dan daha dayanıklı ve güçlü kılıyordu. Dörtlü güçlerini kontrol ederken çiftliği bir hayli dağıtmıştı. Bu yüzden anneleri Ayşe Hanım ve babaları Harun Bey gelmeden önce çiftliği düzenlemeye başladılar. Attila traktörleri ve tarım makinelerini bir köşeye topladı. Uçuş gücü ve fiziksel gücünü kullanarak babasının birisi New Holland, diğeri Massey Ferguson olan iki traktörünü kaldırıp garajın önüne koydu.

  Emre ise Nurdan’la birlikte duvarları ve hasar görmüş diğer yerleri göz lazerleri ile onarıyordu. Nurdan ise Emre fazla terleyince buz nefesi ile ortamın ısısını düşürüyordu.

  Ceren ise bir yandan Attila’ya yardım ediyor. Diğer yandan da hayvan ve ekinlerin durumlarını gözden geçiriyordu.

( Efsanevi Avcı-3 başlıklı yazı omer-yildiz tarafından 4.09.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu