Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aklın Körelişi Ve Yapay Zeka

İnsana verilen en büyük nimetlerden biri, akletme ve tefekkür etme yetisidir. Kur’an’da defalarca “Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Bakara 2/44) hitabıyla hatırlatılan bu ilahi çağrı, aklın kullanılmamasının yalnızca bireysel bir kusur değil, aynı zamanda ruhsal ve toplumsal bir yozlaşma olduğunu ortaya koyar. Modern çağda yapay zekâ, insan yaşamının hemen her alanına nüfuz etmiş; bilgiye erişimi kolaylaştırmış, üretim süreçlerini hızlandırmış ve düşünsel faaliyetlere yeni ufuklar açmıştır. Ancak bu kolaylık beraberinde ciddi bir tehlikeyi de getirmiştir: bilişsel tembellik ve aklın körelmesi. İnsan beyni, tıpkı bir kas gibi, kullanılmadığında işlevini yitirir. Nörobilimde bu durum “kullan ya da kaybet” (use it or lose it) prensibiyle açıklanır. Düşünme, analiz etme, muhakeme yürütme ve üretme süreçleri azaldığında, beynin sinaptik bağlantıları zayıflar. Özellikle önfrontal korteks—ki bu bölge akıl yürütme, planlama ve karar verme gibi yüksek bilişsel işlevlerden sorumludur—aktif olarak çalıştırılmadığında, zihinsel pasiflik başlar. Bu da insanın düşünme refleksini zayıflatır, eleştirel muhakemeyi köreltir ve onu hazır bilgiye bağımlı hale getirir. Yapay zekâ, insanın yerine geçen bir “akıl” değildir aksine insan aklının uzantısı ve yardımcısıdır. Onu kullanma biçimi, aklın güçlenip güçsüzleşmesini belirler.
Eğer insan yapay zekâyı:
- düşünmeyi kolaylaştırmak,
- kendi fikirlerini geliştirip yeni metinler üretmek,
- veri analizinde destek almak,
- tefekkürünü derinleştirmek için kullanıyorsa
bu durumda akıl körelmez, bilakis keskinleşir.
Fakat eğer insan:
- sorgulamayı bırakır,
- kendi düşüncesini üretmez,
- sadece yapay zekânın söylediklerini tekrarlar hale gelirse o zaman akıl devre dışı kalır, beyin pasif bir izleyici, insan da “düşünen makineye bakan varlık” hâline gelir. Yapay zekâ, bilgiye ulaşımı kolaylaştırmakla birlikte “bilişsel dışsallaştırma” sürecini de beraberinde getirir. İnsan artık düşünmeyi, hatırlamayı, analiz etmeyi kendi içinde değil, bir makine aracılığıyla yapar. Bu durum, entelektüel delegasyon olarak tanımlanır: yani düşünme sorumluluğunu dış bir kaynağa devretmek. Bu süreç uzadıkça kişi, kendi muhakemesine ihtiyaç duymamaya başlar. Zihin, tıpkı kullanılmayan bir kas gibi zayıflar tefekkür yeteneği körelir empati, sezgi ve vicdan gibi duygusal zekânın temel unsurları geri plana itilir. Sonuçta insan bilgi üreten değil, bilgi tüketen bir varlığa dönüşür. Kur’an merkezli bakış açısında, yapay zekâ sadece bir sebeptir fail (etken) ise Allah’tır. İnsan, sebeplerin ardındaki ilahi iradeyi kavramakla sorumludur. Bu nedenle yapay zekâ, aklı devreden çıkarmak için değil, akletmeyi kolaylaştırmak için kullanılmalıdır. Eğer insan bu aracın ardındaki hikmeti göremezse, eşya karşısında şuursuzlaşır bilgiyi ezberler ama idrak etmez. Kur’an’ın emrettiği akletme, sadece bilgi toplamak değil, o bilginin hikmetini kavramak demektir.
Yapay zekâdan öğrenmek mümkündür ancak bu öğrenme sorgulamayla, vicdanla ve aklî süzgeçle desteklenmelidir. Bir bilgi, ancak insanın kendi düşünsel emeğini verdiği ölçüde ona ait olur. Aksi hâlde, birey başkalarının ürettiklerini tekrar eden bir “bilişsel yankı” hâline gelir. Kur’an’ın eleştirdiği “atalarının izinden körü körüne giden” toplumların özünde de bu zihinsel tembellik yatar (Bakara 2/170).
Bugün bu körü körüne bağlılık, gelenek yerine teknolojiye yönelmiştir.
Çözüm, aklı devre dışı bırakmadan teknolojiyi kullanmaktır.
Yapay zekâ, aklın yerine değil, aklın yanına konulmalıdır.
Tıpkı bir hesap makinesinin matematiği öğrenmenin yerini almaması gibi, yapay zekâ da düşünme sorumluluğunu ortadan kaldıramaz.
İnsanın görevi, kendi bilgilerini, sezgilerini ve vicdanını merkeze alarak teknolojiyi bu süreci destekleyen bir araç olarak kullanmaktır.
Yapay zekâ, insanın aklını köreltmez insan onu yanlış kullandığında kendi aklını köreltir.
Aklın işlevsizleşmesi, Allah’ın insana verdiği en büyük nimetin —tefekkür ve idrak yetisinin— israf edilmesidir. Bu nedenle insan, yapay zekâdan aldığı her bilgiyi Kur’an süzgecinden ve akıl terazisinden geçirmekle yükümlüdür. Kısacası, aklını kullan, zekâyı araç yap. Aksi hâlde, araç akıl olur akıl da araçlaşır. Ve insan, “düşünen varlık” olmaktan çıkar, “düşünen makineye bakan” bir varlığa dönüşür.



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Aklın Körelişi Ve Yapay Zeka

muhammed-ridvan-kaya muhammed-ridvan-kaya