Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kur'an'da Musa'ya Verilen Kitabın Adı Tevrat mı Levhalar mı

İslam dininde Nebimiz Musa, en çok bahsedilen nebilerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de adı yüzden fazla yerde geçen Musa'nın kıssası, Beni İsrail'in Mısır'dan çıkışından Sina'daki vahiy sürecine kadar geniş bir çerçevede ele alınır. Ancak ilginç bir mesele, Kur'an'da Nebimiz Musa'ya verilen kitabın adının açıkça "Tevrat" olarak belirtilip belirtilmediğidir. Bu soru, görünürde basit bir terminoloji tartışması gibi görünse de aslında derin teolojik ve tarihsel boyutlar taşımaktadır.

Kur'an'da "Tevrat" Kelimesinin Kullanımı

Kur'an-ı Kerim'de "Tevrat" kelimesi 18 kez geçmektedir. Bu kullanımların büyük çoğunluğu, Tevrat'ı genel olarak Musevi dinine ait bir metin bütünü olarak konumlandırır. Örneğin Âl-i İmrân Suresi 3. ayette şöyle buyrulur:

> "Sana kitabı ellerindekini hak ile doğrulayıcı olarak indirdi. Ve Tevrat ve İncil'i de indirmişti."

Bu ayet, Kur'an'ı; Tevrat ve İncil'in doğrulayıcısı olarak sunar. Ancak dikkat çekici olan nokta şudur: Bu ve buna benzer ayetlerde Tevrat, özel olarak yalnızca Musa'ya verilen bir kitap olarak değil, daha geniş bir vahiy bütününü temsil eden bir eser olarak geçer. Nitekim Mâide Suresi 44. ayette şu ifade yer alır:

> "Şüphesiz biz Tevrat'ı indirdik; onda hidayet ve nur vardır. Teslim olmuş Yahudilere nebiler onunla hükmederdi."

Bu ayette Tevrat'la hükmeden figürün Musa'ya özgü tutulmadığı, aksine bir nebi çoğulluğuna işaret edildiği görülmektedir. Bu nüans son derece önemlidir; çünkü Tevrat yalnızca tek bir nebinin aldığı bir vahiy olarak sunulmamaktadır.

Musa'ya Verilen Şeyin Adı: Levhalar

Kur'an-ı Kerim, Nebimiz Musa'ya verilen vahyin biçimini somut olarak ortaya koyar. Araf Suresi 145. ayette şöyle buyrulur:

> "Ve onun için levhalara öğüt ve açıklamasına dair her şeyi yazdık..." 

Bu ayet, Musa'ya verilen vahyin "levhalar" (Arapça: elvâh) halinde olduğunu açıkça belirtir. Söz konusu levhalar, genellikle taş tabletler olarak anlaşılmış ve içerisinde On Emr'in de yer aldığı kabul edilmiştir. Ancak Kur'an bu levhalara hiçbir yerde özel bir isim vermez. "Musa'nın Kitabı" şeklinde bir atıf Ahkaf Suresi 12. ayette görülse de bu kullanım da genel bir nitelendirmedir ve söz konusu kitabın adının Tevrat olduğunu kesin biçimde ortaya koymaz. Bu durumun teolojik açıdan önemli bir sonucu vardır: Kur'an terminolojisi, Tevrat'ı doğrudan Musa'ya indirilen metnin özel adı olarak kullanmaktan kaçınır gibi görünmektedir. Bu, tesadüfi bir dil tercihi olmaktan çok, Kur'an'ın vahiy anlayışıyla bağlantılı sistematik bir tutum olarak değerlendirilebilir.

Musa Sonrası Süreç: Kur'an'ın Tarihsel Çerçevesi

Kur'an-ı Kerim, Nebimiz Musa'nın ardından Beni İsrail'in geçirdiği dönüşümleri de anlatır. Bakara Suresi 246. ayette şöyle buyrulur:

> "Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın melelerini görmedin mi? Hani nebilerine: 'Bize bir hükümdar gönder, Allah yolunda savaşalım' demişlerdi."

Bu ayet, Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın tarihinin devam ettiğini, onlara yeni nebilerin gönderildiğini ve toplumsal-siyasi krizlerin yaşandığını aktarır. Akabinde gelen 247. ayette ise şu bilgi verilir:

> "Ve nebileri onlara: 'Şüphesiz Allah size Talût'u hükümdar olarak gönderdi' dedi."

Talût kıssası, Tevrat'taki Saul anlatımıyla güçlü bir parallellik taşır. 1. Samuel 10:27'de Saul'un hükümdar olarak seçilmesine karşı çıkan bazı kişilerden bahsedilmesi ile Kur'an'daki Talût'un meşruiyetinin sorgulanması arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bu paralellik, Kur'an'ın Tevrat'la derin bir tarihsel diyalog içinde olduğunu gösterir; ama aynı zamanda bu anlatımların Musa'ya özgü bir vahyin değil, çok daha geniş bir nebiler zincirinin mirasını yansıttığını ortaya koyar.

Tevrat: Bir Kitap mı, Bir Külliyat mı?

Yahudilik geleneğinde Tevrat kelimesi birden fazla anlam katmanı taşır. En dar anlamıyla Musa'ya atfedilen beş kitabı (Bereşit, Şemot, Vayikra, Bamidbar, Devarim) ifade eder. Ancak daha geniş anlamıyla tüm Yahudi kutsal literatürünü kapsayacak şekilde kullanılır. Dikkat çekici bir nokta şudur: Yasa'nın Tekrarı kitabının (Deuteronomy) son bölümleri, Nebimiz Musa'nın ölümünü üçüncü şahıs ağzından anlatır. Bu durum, tarih boyunca pek çok düşünürü söz konusu bölümlerin Musa tarafından yazılamayacağı sonucuna götürmüştür. Yasa'nın Tekrarı 31:7'de Musa'nın, halefi Yeşu'ya halka hitap etmesi şöyle aktarılır:

> "Musa Yeşu'yu çağırıp bütün İsrailliler'in gözü önünde ona şöyle dedi: 'Güçlü ve yürekli ol! Çünkü RAB'bin atalarına ant içerek söz verdiği ülkeye bu halkla birlikte sen gideceksin.'"

Bu ifade, Musa'nın sözlerini bir veda konuşması olarak aktarır ve hemen ardından onun ölümünü anlatır. Tevrat'ın bu yapısı, metnin tek bir nebinin tek seferlik vahyinden değil, onlarca yıl boyunca şekillenen bir yazılı geleneğin ürünü olduğuna işaret eder. Kur'an bu geleneğin tamamına "Tevrat" adını verirken Musa'ya indirilen özgün vahyi ayrı bir çerçevede tutması, bu tarihsel gerçeklikle örtüşen tutarlı bir tutum olarak okunabilir.

Kur'an'ın Vahiy Anlayışı Açısından Bir Değerlendirme

İslam'ın vahiy anlayışına göre her nebiye gönderilen ilahi mesaj özünde aynıdır; ancak biçim ve hukuki detaylar farklılık gösterebilir. Bu yaklaşım, Kur'an'ın neden doğrudan "Allah, Musa'ya Tevrat'ı verdi" biçiminde açık bir ifade kullanmadığını da açıklar. Böyle bir ifade, Tevrat'ı yalnızca Musa'nın sahası olarak kısıtlayacak ve sonraki nebilerin vahiyleriyle kurulması gereken bütünlüğü zedeleyecekti.

Kur'an-ı Kerim incelendiğinde, Nebimiz Musa'ya verilen vahyin "levhalar" olarak nitelendirildiği, Tevrat isminin ise daha geniş ve kapsayıcı bir vahiy geleneğini ifade etmek üzere kullanıldığı görülmektedir. Musa'nın ardından gelen Talût-Câlût kıssası, Yeşu'ya geçen liderlik ve onlarca nebinin Tevrat'la hükmettiğine dair anlatımlar, bu kitabın tek bir nebinin özel mirası olmadığına güçlü biçimde işaret etmektedir. Bu tespit, Kur'an ile Tevrat arasındaki tarihsel ve teolojik diyalogu daha karmaşık ve zengin bir zemine taşır. Kur'an, mevcut Tevrat metnini ne tamamen reddeder ne de onu yalnızca bir nebinin vahyine indirger. Aksine onu, uzun bir ilahi rehberlik zincirinin şekillendirdiği kolektif bir miras olarak ele alır. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kur'an'da Musa'ya Verilen Kitabın Adı Tevrat mı Levhalar mı

muhammed-ridvan-kaya muhammed-ridvan-kaya