KURUYAN NEHİR
Yüreğimde kuruyan bir nehrin,
Ansızın çağlamasıydı seni anmak.
Sıradan bir meraktı aslında benimki…
Küçücük bir hayaldi seni seyretmek,
Bir düş kadar kırılgan,
Bir gülüş kadar kısa, bir ömür kadar derin.
Gözlerimde yıldızsız bir gecede
Gülüşüne ölmek istediğim an…
Gülüşüme gülmek ister gibi
Bir melodiyi mırıldanırdın usulca.
Bir çocuğun sessiz ağlayışı gibi
Yüreğime düşen ince bir sızıyla…
Gökyüzüne, penceremden sonsuzluğa doğru
Bir şarkı tutturdum, gecenin bağrında uyanıp, uyanıp..
Sonra yine rüyalara sığındım.
Rüya bu ya salkım saçak turna bulutlarıyla,
bir göç yolunda kala kaldım,
Dönmeyeceğini bile… bile…
Demem o ki;
Benimkisi içimdeki yaraların dışa vurumuydu işte;
Adını unuttuğum, ama acısını unutamadığım.
Kapanmış görünen zahirde,
Ama dokundukça geçmişin içinden kanayan.
Ne zor şey, değil mi, seni özlemek?
Ve bir yanılgının içine sarılıp
Umudu koklamak,
Yüreğinin yüreğime değdiğini sanmak…
Tıpkı;
Aynı rüzgârda savrulan iki yaprak gibi:
Biri sonbahara âşık,
Diğeri köklerinden bihaber…
— GAZİ ÇAKMAK