Gölge, Kum Ve Zaman...
GÖLGE, KUM VE ZAMAN...
Ne akrebin kıskacına sığar bu ömür,
Ne yelkovanın telaşına,
Ne de duvar takviminden düşen sarı yapraklara...
Yaşamak dediğin;
Bazen bir çınarın gölgesinde soluklanmak,
Bazen de güneşe çıplak gözle bakmak gibidir,
Gözlerin yanar ama
Ruhun ısınır.
Bazen bir rüzgar eser tepelerden,
İda’nın serin nefesi değer yüzüne,
Dağıtır saçlarını,
Dağıtır efkarını,
Sanki asırlardır oradaymışsın gibi,
Kök salarsın toprağa,
Ama bilmezsin;
Toprak mı seni tutar, sen mi toprağa tutunursun?
Deniz bittiği yerde başlamaz aslında gökyüzü,
Ufukta birbirine karışır maviler,
Tıpkı hasretle vuslat gibi.
Kafiyesi yoktur ayrılığın,
Hece ölçüsüne gelmez yalnızlık,
Durakları belirsizdir bekleyişin...
Ne zaman biter bu nöbet,
Hangi gemi getirir beklediğin haberi,
Kaptanı meçhul bir seferdir hayat.
Sadece yürürsün...
Ayak izlerin kalır ıslak kumda,
Ağırlığınca değil,
Yüreğinin yükünce iz bırakırsın.
Sonra hırçın bir dalga gelir,
Vurur kıyıya,
Silene kadar adını sanını,
Senindir o hikaye.
Sonra deniz alır götürür,
Kum unutur,
Taş unutur,
Senden geriye;
Belki bir dostun hafızasında yarım bir gülüş,
Belki de kağıda düşürdüğün,
O bitmeyen şiir kalır...
Mehmet Dağlı
Altınkum
Gölge, Kum Ve Zaman... başlıklı yazı mehmet-dagli tarafından
26.11.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.