İğde kokulu yarim; hüznümün ayı doğdu,
Kaç asır sayamadım, çöllerim kurak geçti.
Düşsüz serap: elim tuttu,
Törpüsüz kaldı yanım.
Güneşimse açmadı,
Sibir Dağında kaldı.
Ömrümün sürgününde, kaç dilber beni buldu,
Dut ağacı meyvesi, ateşinde pekmez şimdi.
Kolay değil aşk yolu,
Nice aşık zayi oldu.
Kör, şaşı gören değil;
Aşkı yaşayan kuldu.
Gönül, hissiyle uzandı, gönülde arşı buldu.
Leylaklar Leyla oldu, kokusunu salınca,
Gölgesinde dinlenen aşığı da Leyla oldu.
Aşkın kokusu çarpar; delikanlım, yüreklim,
Bu meydan aşka çaldı, ne yürekler aldı.
Düşüncesiz samimiyet, teslimiyet sonunda:
Hakdan doğan ilhamla, olsun senin irfanlar.
Ben Leylak’a aşık oldum, benim yarim, benim yarim
Yersin beni erenler, Leylak dalı: çiçek oldum.
Aşka binen aşık yalnızlığa gark oldu
Yanan aşkın oduyla toprağa hem yar oldu
Önce ahlak diyenler rıhtımda sessiz gemi
İlim irfan yolunda aşıklar kendin buldu
Kal kalan meyve yenmez hal lisanı, dili buldu
İğde kokulu yarim, Leylak duran asilim
Şimdi bana söyle sen; aşıklar kimin oldu?
Yazarın
Önceki Yazısı