İğde kokulu yarim; hüznümün ayı doğdu,

Kaç asır sayamadım, çöllerim kurak geçti.

Düşsüz serap: elim tuttu,

Törpüsüz kaldı yanım.

Güneşimse açmadı,

Sibir Dağında kaldı.


Ömrümün sürgününde, kaç dilber beni buldu,

Dut ağacı meyvesi, ateşinde pekmez şimdi.

Kolay değil aşk yolu,

Nice aşık zayi oldu.

Kör, şaşı gören değil;

Aşkı yaşayan kuldu.

Gönül, hissiyle uzandı, gönülde arşı buldu. 


Leylaklar Leyla oldu, kokusunu salınca,

Gölgesinde dinlenen aşığı da Leyla oldu.

Aşkın kokusu çarpar; delikanlım, yüreklim,

Bu meydan aşka çaldı, ne yürekler aldı.

Düşüncesiz samimiyet, teslimiyet sonunda:

Hakdan doğan ilhamla, olsun senin irfanlar.

Ben Leylak’a aşık oldum, benim yarim, benim yarim

Yersin beni erenler, Leylak dalı: çiçek oldum.  


Aşka binen aşık yalnızlığa gark oldu 

Yanan aşkın oduyla toprağa hem yar oldu

Önce ahlak diyenler rıhtımda sessiz gemi

İlim irfan yolunda aşıklar kendin buldu  

Kal kalan meyve yenmez hal lisanı, dili buldu 

İğde kokulu yarim, Leylak duran asilim  

Şimdi bana söyle sen; aşıklar kimin oldu?



( İğde Kokulu Yarim başlıklı yazı Mehmet Tevfik ELTAS tarafından 11.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu