DURAKTAKİ SİS

Rotinimin tekrarı sıradan bir pazardı
Şayet çıkıp gezmesem kulunçlarım azardı
Sadece gezmek için gayesiz çıktım evden
Kaytarmak istiyordum hayat denen ödevden
Kararsızca ilk gelen dolmuşa binecektim
Canım nerede isterse orada inecektim
Durağa geldiğimde ne sıkıntım ne tasam
Koltuğumda bir kitap, bir de genç işi asam
Bilmedim ki o günün ilk ve son olacağı
Boş olan yüreğimin bir anda dolacağı
Görmeden erafımı, boş boş bakınıp durdum
Ne bir sebep aradım ne de bir hayal kurdum
Yanımda bir silüet birden bire belirdi
Görünce kalbim coşup aklım o an delirdi
Baktığımda ne cin di ne insandı ne peri
Ayaklarım altında, yerinden söktü yeri yeri
Tam boşluğa düşerken dönüp baktım yüzüne
Cehennemi bir bakış, lütfetti öksüzüne
Öyle candan sundu ki, şefkatten daha sıcak
Sandım ki ruhum uçup cesedim yıkılacak
Şaşkınlık ki beynimde hayret doğuran hayret
Bir hayret ki özünde ne çabam var ne gayret
Gayrı iradi dürtüm beni getirip dile
Selam, merhaba dedim; ipeksi bir ses ile
Gizli bir tebessümle gerilirken yanağı
Sandım ki gamzeleri ilahi mey çanağı
Yüzüme baktığında öyle mahzun ve derin
Dedim, hâla titriyor, çok üşümüş ellerin
Başıyla tastık edip yüzünü kırdı yere
Bakışını gizledi, taktığı kaba bere
Tam o anda bozacı sokuldu yanımıza
Sıcacık bozasıyla can kattı canımıza
Sormadan ikram edip eşin üşümüş dedi
Peri'm, şaşırdı amma hayır da diyemedi
Biz bozayla meşgolken otobüs geçip gitti
Şansım o gün yanımda sanki sadık bir it-ti
Sabırsız bakışlarla meğer gözlermiş yolu
Sükûtunu yırtarak birden yükseldi kolu
İstemsiz el edince dolmuş daha ıraktı
Kalbimi benden alıp cesedimi bıraktı
Dolmuşa binecekken dönerek son bir defa
Zavallı  yüreğimde azaba döndü sefa
Peşinden bakakaldım, öyle yıkık ve sefil
Ne bilen biri vardı ne çöpçatan bir kefil
Nakşederken ruhuma, ince ince cismini
Adresini almamış ,sormamıştım ismini
Var gücümle bağırıp çağırsam mı diyordum
Dönmek istese bile dönmezdi, biliyordum
 Lerzeye geldim o an, çözüldü ayak bağım
Duyduğum ızdıraptan çatladı alt dudağım
Ah! O dolmuş durağı gençliğimi tüketti
Tam da unuttum derken tekrar tekrar nüksetti
Yıllar önce burada göründü ve gitti yâr
Hâlâ aynı durakta, ben; bunak bir ihtiyar

( Duraktaki Sis başlıklı yazı suphi-seku tarafından 16.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu