Göğün Göğsündeyiz


Göğün göğsüne yaslanmış, seyreyliyor dünyayı... Bunca zamandır nelere şahit oldu; gün oldu bulut oldu, insanlığın acılarına ağladı. Gün oldu haddini aşanları, kendi dilsiz lisanıyla susturdu.

Göğün dilini bilir misin? Size sessizliğin dilini anlatmak istiyorum. Her ne yaparsanız yapın, hep o devasa göğün altındasınız. Göğün olmadığı bir gökyüzü gösterin bana; bulamazsınız. Her acınıza, her mutluluğuna eşlik eden bir gökyüzünüz var; siz farkında olmasanız da... Biraz kafanızı kaldırıp baksanıza, onu anlamaya çalışsanıza.

Gökyüzü aslında herkese teşekkür ediyor; çünkü canlı cansız ne varsa, seni tanıtan her şeyi görmek istiyor. Onu da yaratan bir güç var ve o, adaleti göğe vermiş. Göğün tek sahibi O’dur. Herkes O’na muhtaçtır. Bilin ki; göğü kirletirseniz, o da sizin nefesinizi keser. Ama ona bakarsanız ferahlarsınız, kalbiniz genişler. Çünkü gökyüzü bağımsızdır.

Gökyüzü herkese ev sahipliği yapar; bazen kanat çırpan bir kuşa, bazen bir günlük ömrü olan kelebeğe... Toprağa, suya, ateşe de kucak açar. Aynı göğü paylaşıp aynı havayı soluyoruz; dışarıya verdiğimiz nefesteki karbon ayak izlerimiz ise ne kadar da çok... O havayı nasıl içine çektiğin ve nasıl geri verdiğin, işte asıl mesele budur.

Gökyüzü, tohumlarını toprağa atarken bilir ki; toprak onu yeşertecek, filiz yapacak ve ona fazlasıyla, daha güzelini geri verecektir. Kalıcılığı böyle sağlar; tohum toprakta can bulur.

Alevinle gökyüzünü yakıp, suyunla onu boğabilir misin? Ya da toprakla üzerini örtebilir misin? Buna ne gücün yeter ne nefesin ne de ömrün... İşte burada gelen teslimiyet, insana asıl huzuru verir.

Toprak makamı gökyüzüne bağlıdır; sadıktır, sabırlıdır. Arkasındaki hikmetleri mutlaka verecektir. Gökyüzü yaşlanıyor ve belki de bu, birlikte yaşadığımız son gökyüzü... Başka sevdalar dökülüyor birer birer... Başka gökyüzü olmayacak bundan sonra; sura üflendikçe sırlar dünyası açılacak.

Kendi toprağınızda büyüttüğünüz gökyüzüne sevgi ekin; o sevgi gökyüzüne kadar uzanır. Göğün göğsüne yaslandığımız şu üç günlük dünyada, onun sabrını taşırmayalım.

Merhamet kuşanalım,

Sevgi kuşanıp barışı konuşalım.

Gökyüzünü rengarenk boyayalım; aşkı fısıldayarak barışı haykıralım.

Gökyüzüne yardım edelim, barışı gökyüzünün kalbine yazalım. İster inkılap ister devrim ister reform yapalım öz benliğimizde... Ne yaparsak yapalım ama son sözleri, son satırları, şiirleri ve mısraları; vuslatına uzanır gibi barışla boyayalım.

Bizden başkası yok; barışın resmini gökyüzüne biz çizelim. Dumanımızla kirletmeyelim, kimseyi incitmeden hakikati sezinleyelim.

Barışı başka gökyüzüne bırakmayalım, bu gökyüzünün altında birlikte yaşayalım.

( Göğün Göğsündeyiz başlıklı yazı lutfu--tas tarafından 21.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu