1 4  Ş U B A T  D A R B E S İ


Oldum olası sevemedim sihirbazın pembe illüzyon numaralarını. İçimden göğe haykırmak, dur demek geliyor. Sami Hocam’ın duvardaki mottosunu gördüğümde şimşekler çaktı zihnimde. Şöyle yazıyordu: ‘Bir grup çakal sürüsü Gara Dağı’nı geçtiler, on dört şubat gecesinde on üç fidanı biçtiler.’ Bu söz beni yedi bitirdi.

13 silahsız vatan evladı kalleşçe şehit edildi. Büyük sihirbazın pembe illüzyon numaralarının tam ortasına kara bir balyoz düştü. Arşı aşan nefislerin tüketim çılgınlığına gem vurup; bu toprakların gerçek acıları ve hafızasıyla yüzleşme vaktini hatırladık mı birden?

Dünya sevgi masalları ile kandırılıp tüketim azdırılırken; bizler gerçek sevgiyi vatan, bayrak ve ezan için can verenlerde gördük. Gel de kutla şimdi... Tebrikler, kutlamalar... Oysa 14 Şubat, şehitler için vefa ve yastır.

Daha birkaç ay önce, Kurtuluş Savaşı’nda en çok şehit veren ilçemiz olan Kastamonu Araç’taki Şehitler ve Gaziler Derneği’ni ziyaret ettim. Tarihin tozlu sayfalarına bakıp o yokluk içinde kazanılan zaferin belgelerini gözyaşlarımla okudum. Kullanılan iptidai takma bacakları, kolları görünce; canı pahasına cepheye koşan vatan evlatlarının huzurunda saygıyla eğildim.

Ve şimdi bakıyorum dünyamıza; bir tarafta "al gönül ver gönül" diyenler, diğer tarafta evladını, eşini, sevdiğini bekleyenler... Büyük sihirbazın pembe numaralarından usandım artık. Meslek etiği dersinden çıkarken Hüseyin Hocam öyle güzel bir serzenişte bulundu ki: "Hep kadınlar için vitrinleri süsleyen pahalı hediyeler en önde... Ya biz erkekler? Neden hep kıyıda köşedeyiz? Tuzak bunlar, tuzak..." Çok haklıydı. Dersin etkisi o kadar yoğundu ki, sahte gündemlere karşı bir uyanış çağrısı gibiydi.

Henüz cemreler düşmeden, baharı bekleyen yüreklere kışın en büyük darbesi indi; ailelerine cenaze haberleri gitti. Bu yiğitlerin çoğu 2015 ve 2016 yıllarında; kimi memleketine izne giderken, kimi düğününe yetişmeye çalışırken, kimi de birliğine teslim olmaya giderken kaçırılmıştı. Aileleri 5-6 yıl boyunca her 14 Şubat’ı bir kavuşma umuduyla bekledi.

Ancak 14 Şubat 2021 sabahı; biri omuzundan, on ikisi başından vurularak vatandaşlarımız kalleşçe şehit edildi. Bize düşen; kutlama mesajlarını bir kenara bırakıp, sevgi denilen şeyin içini boşaltanlardan yönümüzü çevirmek ve gerçek sevgiyi bu vatan için can verenlere göstermektir.

Bizler "ölürsem şehit, kalırsam gazi" diyen bir milletiz. Yüksek milli ve manevi hassasiyetimiz ile 13 şehidimizin aziz hatırası, 14 Şubat'ın o sığ anlamını yerle bir etmeye yeter de artar bile.

Ruhları şad, makamları âli olsun.

Lütfü Taş

( 1 4 Ş U B A T D A R B E S İ başlıklı yazı lutfu--tas tarafından 14.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu