Yek Kelime
Pencerenin önünde bitki gibi durduğum hecelerden birindeyim. Gece, mutluluğu yazmak yerine artık yaşamam gerektiğini söylüyor ve kalbimde hâli olmayan bir yama; yaman yalnızlıkların elini bırakmam gerektiğini fısıldıyor.
İzole sessizliğimin canhıraş ve saatli bomba misali bana koştuğu kovuklarda, tablonun cenderesine gözü yaşlı gece cennet telakki buyurur.
Hâlimi köprünün başında buldular. Acısına beton döküyordu. Döl israfı sancıların eşikten bizi yakaladığı perçemli zamanların en umulmaz merhabasında kulaklarımı tıkadım. Mutluluğa aç olsam da hak etmediğimi almam dedim.
Gittiler. Önce birileri. Sonra hayaller. Benden önce herkes gitti işte. Ben yine geç kalanlar durağında, durağı olmayan otobüsleri bekledim.
Savunmacı, arsız bela başımla sessiz gecede oturuyoruz. Başkalarının hayatına konuk oyuncu, kendi hayatına lavuk oyuncu olmaya çalışıyor. “Başrol sensin,” dediğimde dijital çırpınışların kalemlere değmesiyle beni tehdit ederken kulaklığımın şarjı bitiyor. Müziksiz gidemem. İlahi adalet bakanlığı, ilahi bir kurtuluşta nazımı çeker. Üzenler yine acı çekmiş olmazlar.
Sade yazmak istedim. Yanında çikolata gerektirmeyen bir kahve gibi. Acısı telafide, telafisi dilde kalsın istedim. Yine olmadı. İlkbahar geliyor, öyle diyorlar. Gönlümün kışında şemsiyeler kırıldı; sırılsıklam yalnızım.
Yine de yineleyen güneşli sabahları görmek istiyorum.
Dilara AKSOY
(
Yek Kelime başlıklı yazı
dilara aksoy tarafından
22.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.