Pınarların kurumuş, oluğun düşmüş,
İsyanın bana mı ey çoban çeşmesi,
-+-
Bakıyorum etrafına çöle, dönüşmüş
Ormanlar yakılmış, bir hayat sönmüş,
Oluğundan su yerine zehir akıyor şimdi,
İsyanın çöle mi ey çoban çeşmesi,
-+-
Ozanların aşkına ses, sazına nota olurdun Gelinliği olurdun âşıkların, sevincine çağlardın
Dilsizlerin dili, kuruyan gözyaşlarına damlaydın
İsyanın dilsiz âşıklara mı ey çoban çeşmesi,
-+-
Âşıklar mendillerini bağlardı oluklarına
Buluşma yeri olmuştun tüm sevdalıların, Uzak kaldın âşıklara, âşıklar ne yapacak,
İsyanın aşıklara mı ey çoban çeşmesi,
-+-
İnsanlar için çağlardın yıllar boyunca,
Bağrını yardılar, mükâfatını aldın şimdi,
İnsanlar böyledir işte, nankörlük baş tacı,
İsyanın nankörlere mi ey çoban çeşmesi,
-+-
Âşıkların yüreğinde, hicran yarasıdır aşk Vuslata yürüyen âşıklar, çölde susuz şimdi,
Ayak izleri silinmiş, neredesin çoban çeşmesi
İsyanın ayak izlerine mi ey çoban çeşmesi
--
İnsanlar gelmiyor artık, selam veren nerede,
Âşıklar bırakmıyor mendil, gözyaşı kurumuş, Suskun diller gibi, sağır sevdalar ağlaşıyor, İsyanın suskun dillere mi ey çoban çeşmesi,
--
Ferhat ile Şirin selam ile gelse yanı başına,
Bir yudum su istese, içme der dile gelirsin,
Leyla ile Mecnun gelse, ses verirsin zehir diye,
İsyanın Leyla’ya mi kime ey çoban çeşmesi,
-*-
Ceylan, kurt, kuş, koyun hürmet ile suyun içerdi,
Hayat veren değilsin, hayat solduransın şimdi,