Hayatın hüzün ve sevinçlerine yenilerek,
Şiirlere gebe kaldı, bu müzdarip gönlüm.
Yaşım daha yirmi olmamıştı.
Taze bir goncaydım;
Açmaya korkan,güneşe ürkek bakan.
Ama bir o kadar da hayata can atan.
Sonra bir kaleme vuruldum.
Anladım ki, ruhum satırlarda nefes alıyordu,
Kaleme sarılarak,kelamlarla var olarak,
Şiirde can bularak.
Bir annenin dokuz ay karnında besleyip büyüttüğü gibi,
içimde duygularla besleyip , büyütürüm her doğan şiirimi.
Bazen boğazımda düğümlenir,
Kordonuna dolanmış bir bebek gibi kala-kalır sözcükler.
Bir o kadar azimli ve kararlı olurlar satırlarda can bulmak için.
Bazısı gün batımında,
Bazısı mehtabın aydınlığında.
Bazısı esen yelin pervazında,
Bazısı deniz melteminde
Mürekkebe karışarak,
Kan damlaya damlaya beyaz kâğıta doğar.
Ve ben sonunda anladım ki:
Her insanın bir kaderi varsa,
Benim ki kelimelerdi satırlara doğmaktı ve doğurmak.
Söyleyemediklerimi satırlar söyledi,
Sakladıklarımı şiirler taşıdı.
Bu gönül susmayı hiç beceremedi;
Kaleme sığındı,
Kâğıda emanet etti kendini.
Yine o günlerden biriydi.
Gecenin üçü belki…
İçime sancılar girdi.
O an anladım:
Şiirimin vaktiydi.
Harf harf acı çekerek,
hece hece satırlara düştü kelmeler,
Kaleme tutunarak.
Her satırda bir giz saklıydı oysa.
Anlayana iz kaldı,
Anlamayana sade bir söz.
Bana ise yazmak.
Gecenin tenhalığına sığınıp yalızca yazmak.
.. Fatima Ahmet...
..18.01.2026..