Abd İran Savaşını Kitle İletişim Araçları Nasıl Sunmaktadır
ABD ve İran arasındaki kriz, kitle iletişim araçlarında tarafsız bir haberden ziyade, algı ve propaganda olarak sunulmakta.
Batı Medyası; İran’ı küresel bir
nükleer tehdit ve istikrarı bozan güç olarak gösterir. Müdahaleleri ise güvenlik ve demokrasi ile meşrulaştırır.
İran ve Karşıt Medya ise ; ABD’yi işgalci, emperyalist ve hukuk tanımaz olarak yansıtır, yaşanan
krizleri direniş ve milli onur üzerinden açıklar.
Medyanın olayları farklı yansıtmasının temelinde yatan
iletişim stratejileri şunlardır;
Medya, halkın neyi konuşacağını seçer ve Gündemi belirler. Örneğin; bir taraf insan haklarını gündem yaparken, diğer taraf ekonomik ambargoları gündeme taşır.
Eşik Bekçiliği yapar. Haber merkezlerindeki editörlerin, kendi
ülke çıkarlarına uymayan bilgileri eleyip, kamuoyuna sadece belirli bir kısmı
sunmasıyla.
Bir askeri harekatın; bir medyada kurtarma operasyonu iken, diğerinde ise saldırı olarak
isimlendirilir.
Bu coğrafyadaki gerilimlerin kökenini anlamak için Mehmet
Akif Ersoy’un Safahat eserindeki feraseti büyük önem taşır. Akif,
İslam coğrafyasının (İran dahil) parçalanmışlığını şu nedenlere bağlamaktadır.
Tefrika (Bölünme); Akif, Girmeden tefrika bir millete,
düşman giremez diyerek, dış güçlerin kitle iletişim araçlarıyla
körüklediği ayrışmanın (mezhepçilik, ırkçılık) asıl tehlike olduğunu savunur.
Ahmet Yenilmez ve Firavunla Yüz Yüze ise; Üniversitemiz kongre merkezinde sergilenen bu oyun, Akif'in düşüncelerini
günümüze taşır. Oyun, kitle iletişim araçlarının sunduğu yapay gündemlerin
aksine; emperyalist güçlerin (Firavun zihniyeti) bölgeyi parçala ve
yönet stratejisiyle nasıl kaosa sürüklediğini anlatır.
Sonuç olarak; günümüzde kitle iletişim araçları çatışmayı
derinleştiren birer silah gibi kullanılırken, Akif’in feraseti ve bu bilinci
taşıyan sanatsal eserleri, toplumu bu algı operasyonlarına karşı uyarmaktadır.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.